Sinemanın başkentinde kopan fırtına: Hollywood’un en büyük şirketleri art arda kapılarını kapatıyor mu?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Sinemanın başkentinde kopan fırtına: Hollywood’un en büyük şirketleri art arda kapılarını kapatıyor mu?

Sinema denen olayın tüm dünyada bir buhranın tam göbeğinde olduğu, seyirci kaybının gerçek bir dram olduğu şu günlerde, Warner Bros’un iflası açık biçimde bir feryatla bizlere de intikal etti. Tüm sinefillere geçmiş olsun!

Sinemanın başkentinde kopan fırtına: Hollywood’un en büyük şirketleri art arda kapılarını kapatıyor mu?
Warner Bros

Sinema deyince Los Angeles, Hollywood, o büyük starlar, yaratıcı ustalar vb. ruhumuzu okşayan şeyler akla gelir. Kim ne derse desin ve dünyanın sayısız ülkesinde yaratılan filmlere hayranlık duysun (özellikle İngiltere’den Fransa’ya, Almanya’dan İtalya’ya, Uzakdoğu’dan Kuzey Avrupa’ya, az da olsa Kore’den Hindistan’a az ama öz yaratıcılar), sinemanın evrensel başkenti yine de Hollywood’dur. Sayısız kuşağın rüyalarını beslemiş, yüreklerini çarptırmış, tür sinemasını keşfetmiş, sinemayı Yedinci Sanat haline getirmiş olan…

Ve böylece o büyük şirketler de birbiri ardından büyük sermayeleri büyük yatırımlarla birleştirerek, o filmleri yarattılar. Hem sanat başyapıtları hem de eğlenceden büyük servetler çıkaran yatırımcılar.  Ve o sayıları yarım düzine kadar olan o büyük şirketlerin adları da sinefiller için birer tapınak haline geldi.

Şöyle bir hatırlayalım: MGM- Metro Goldwy Mayer, 20. Century Fox, Columbia, Paramount, Universal, Warner Bros… Belki bunlara baştan beri daha küçük yaşlara ve saf ruhlara hitap eden (Walt) Disney yapımları da eklenebilir. Bütün bir yüzyıl ve şimdi yeni yüzyıl boyunca böylesine dünya çapında şirketleri kuran, besleyen ve birer ikon haline getiren başka bir ülke olmadı; bundan sonra da olamaz.

Tüm bunları bana düşündüren bu haftaki Oksijen dergisinde çıkan bir yazı oldu. “Hollywood Warner Bros İçin Gözyaşı Döküyor” başlıklı ve The New York Times gazetesinde çıkmış yazıda, o büyük şirketlerin mazisi çok ilginç biçimde anlatılıyordu. Daha 2019 yılında 84 yıllık 20. Century Fox’un bağımsız stüdyo statüsünden çıkıp Disney’in bünyesine katılması herkesi şaşırtmıştı. O Fox ki Marilyn Monroe’yu star yapmış, Neşeli Günler’den Yıldız Savaşları’da en popüler serileri hayata geçirmişti.

Bugünlerde ise Warner Bros’un iflası birden bir şok yaratmıştı. Aralarında sinema tarihinin en büyük klasiklerinden Kazablanka, Malta Şahini, Ateş Arabaları, Cinnet, Bonnie ve Clyde gibi filmleri kazandırmış olan şirketin iflası, Hollywood’a yıllardır ve farklı biçimlerde yatırım yapmış bir sürü ismin, tam bir koro halinde çığlık çığlığa feryadıyla sonuçlanmıştı. Ve o ürkünç mali deyim, yani ‘konsolidasyon’, herkesin başının üstünde sallanan bir kılıca dönmüştü. Bu iflas şekli son adımdı ve sonrası, tüm bir efsanenin “The End” yazısı olabilirdi.

Ve o eski yatırımcılardan biri son nokta olarak şöyle diyordu: “Bu durum beni feci üzüyor. Fox’u zaten kaybetmiştik. Şimdiyse sanki aileden biri daha ölmüş gibi olduk.

İşte böyle… Zaten sinema denen olayın tüm dünyada bir buhranın tam göbeğinde olduğu, biz dahil tüm ülkelerde seyirci kaybının gerçek bir dram (elbette sanatsal bir dram) olduğu şu günlerde, olay açık biçimde bu trajedinin yaşandığı ülkeden gelen bir feryatla bizlere de intikal etti. Tüm sinefillere geçmiş olsun!

 

İlgili İçerikler