Özgün ve çarpıcı bir feminist komedi
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Özgün ve çarpıcı bir feminist komedi

Baldız filmi içerdiği biraz naif hikâyeye rağmen, gerçekten de keyifle izlenir. Artık kadınların çağı gelmiştir. Filmde bu “Bütün kadınlar kardeşiz”, “Tüm dünyayı kadınlar kuracak” gibi özdeyişler kulaklarda kalır

Özgün ve çarpıcı bir feminist komedi

 

 

 

 

BALDIZ

X X X

Yönetmen: Hamdi Alkan
Senaryo: Kamuran Süner
Görüntü: Mustafa Özlüdağ
Müzik: Barış Aryay
Oyuncular: Oya Başar, Asuman Dabak, Ayşegül Asar, Hamdi Alkan, Emel Müftüoğlu

Berton Medya yapımı, 2025

Türk sineması son dönemde komedi türünü denediğinde, incelikten yoksun, açıkça hayli kaba oluyor. Bu pek başarılı olamadığımız türlerden biri. Tıpkı korku filmleri gibi... Ama gala gecesi izlediğimiz Baldız (ne galaydı ama!) bana hepsinin ötesinde çok daha ilginç gözüktü. Nedenlerini anlatmaya çalışacağım.

Film açıkça kadınların filmi. Hem kadrosu bakımından hem de içerdiği mesajlarla... Ana kahramanımız Fatoş. Ki sinemaya parlak bir dönüş yapan Oya Başar tam anlamıyla kusursuz bir karakter yaratıyor. Komedi dalında ödüller alabilir!

Daha baştan fondaki oynak müzikle kulaklarımıza seslenen filmde, Fatoş’un ilk gençliğinden belli bir yaşa ulaştığı döneme geçeriz. Öncesinde annesine çok azap çektiren babayı evden kovmuştur ve bu onu artık kesin bir ‘erkek düşmanı’ yapacaktır. Bir sevgilisi vardır, ama kavgada onu Boğaz’ın sularına itiverir! O günden sonra, Fatoş abla kadınları erkeklere karşı koruyacağına söz verir. Çevresinde öylesine geniş, her biri kendi ölçüsünde feminist, inatçı ve güçlü kadın vardır ki… Bu arada kız kardeşinin etrafı erkeklerle çevrilir. Ama o sonunda en iyisini bulacaktır, bir İtalyan zamparası! Fatoş ise kızına “ballı börekli kurabiyem” diye hitap eder.

Fatoş hanım gerçekten de dört başı mamur bir kadın karakteridir. Kamuran Süner’in senaryosunda çok iyi çizdiği… Oya Başar öylesine kişilikli, haşin, sert, ama aslında kalbi yumuşak ve duygusal bir karakter sunar ki bizlere... Yıllar sora onu yeniden ekranda görmek gerçek bir şölen olur. Merhum Levent Kırca’nın eşi, zamanında onunla birlikte oluşturduğu unutulmaz karakterlere yıllar sonra bir yenisini ekler. Öylesine kararlıdır ki biri “Fatoş ablanın döğüş stili hiç değişmez” der. Çalıştığı işte erkeklerin tüm sırlarını öğrenmiştir, onlara karşı direnmekte artık üstüne yoktur.

Böylece film bir yerden sonra tam anlamıyla günümüz için de geçerli bir kadınlar gösterisine dönüşür. “Katledilen kadınları hiç unutmayacağız”, “Böyle gelmiş, böyle gidemez”, “Biz kadınlar kendimizi koruyacağız” gibi sloganlarla... Aslında belki tüm o kadın karakterleri bir ölçüde abartılıdır. Ama böylesi hikâyeye o kadar iyi uyar ki...

Böylece ortaya ideal bir kadın komedisi, feminist bir güldürü örneği çıkar. İstanbul’un en tipik sokaklarını tıpkı Boğaziçi kadar iyi kullanan film, sonradan başka türlü bir aşk filmine dönüşür. Roberto’nun gelişiyle... Aslen Romalı bu İtalyan genci, İstanbul’a, oranın kadınlarına ve Türk olan her şeye tutulmuştur. Türk geleneklerini öğrenmiş, eksik olanlar içinse -filmin güzel esprilerinden biri- ‘yapay zekâ’ya başvurmuştur! Böylece ortaya “Tamam aşkım, bella ciao” diyen, bir kadınlar hamamına dalıp oradaki tüm kadınları deliye döndüren ve ağızlarının suyunu akıtan bir yakışıklı çıkar! Kollarındaki dövmelerle... Fatoş ise etrafı şöyle uyarır: “Bir İtalyan sosisi sizin gözünüzü karartmasın!”

Ve hikayedeki diğer kahramanlar. Asuman Dabak, Ayşegül Asar, Hamdi Alkan, Emel Müftüoğlu gibi oyuncuların oynadığı... Özellikle yıllar sonra buluştuğumuz Emel Müftüoğlu (ki bir şarkı söyler), Fatoş’un sütkardeşi olarak çok ilginç bir tablo çizer. Böylesine bir kadın filmini başarıyla yönetmesi insanı şaşırtan Hamdi Alkan, filmdeki az erkek rollerinden birinde parlar.

Ve film içerdiği biraz naif hikâyeye rağmen, gerçekten de keyifle izlenir. Artık kadınların çağı gelmiştir. Filmde bu “Bütün kadınlar kardeşiz”, “Tüm dünyayı kadınlar kuracak” gibi özdeyişler kulaklarda kalır. Belki biraz Türkçe bildiği halde bizim klasik “p..t” sözcüğünü iyi bir laf sandığı için habire kullanan Roberto’nun saflığı... Ve de bir Sezen Aksu şarkısı. Tam yerinde çıkıp gelen “Kaybolan Yıllar.” Daha ne istersiniz?


YARIN: KARA TORBA OPERASYONU

İlgili İçerikler