"Dodan, Dodan'dan ötedir..."
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

"Dodan, Dodan'dan ötedir..."

Mahmut Üstün: Dodan’ın politik duruşla da hemhal bir sanatçı kimliği olduğunu sonradan öğrendim

Mahmut Üstün*

Burada yazacaklarım salt “Dodan hadisesi” üzerinden değerlendirilmesin. Öyle yapılırsa haklı olarak yazı bazı açılardan abartılı bulunacaktır. Bu yazı salt “Dodan hadisesi” üzerine değil, “Dodan Hadisesi” vesile yapılarak yazılmış bir yazıdır.

Peki “cuk” oturmamasına karşın niçin böyle bir yazı yazma gereksinimi duyuyoruz? Zira “Dodan hadisesi” vesilesiyle yazacaklarımız hem genel siyaset dinamiklerini ve hem de bugüne has toplumsal muhalefet dinamiklerini analiz edebilmek açısından çok önemli.

Bilmeyenler için hatırlatma yapalım: Dodan Acun Ilıcalı’nın bir kanalında yapılmakta olan ses yarışmasına katılanlardan biri. Ama daha katılış anından itibaren tartışmalara konu olan “simgesel bir kimlik” aynı zamanda.

Doğrusu ben Dodan’ı tanımayanlardandım.

Kim olduğunu Duvar’da Ali Duran’ın yazdığı eleştirel bir yazı sayesinde öğrendim. İyi ki de tanımıyormuşum; zira tanısam duygu ve düşüncelerim Ali Duran’dan çok farklı olmazdı. Bazen tanımamak olaya çok daha geniş açıdan yaklaşmayı olanaklı kılabiliyor.

Dodan’ın politik duruşla da hemhal bir sanatçı kimliği olduğunu sonradan öğrendim. Sanatsal-politik anlamda duruşu ve iddiası olan bir adam Dodan. Meseleye salt buradan bakıldığında bu yarışmaya katılmak Dodan açısından ciddi bir kimliksel tavizdir. İddiası açısından bariz bir geri adımdır. Bu açıdan yapılan eleştiriler de tartışılmaz biçimde haklıdır.

Ama sorun daha ilk andan itibaren, belki de bu eleştirilerin tersten katkısıyla da, Dodan ve onun sanatçı kimliği olmaktan çıkmış, genel politika meselesine, Dodan da kendi realitesini aşan bir politik simgeye dönüşmüştür.

Bazen bir kişinin kendi özel iddiasından attığı ve mutlaka eleştirilmesi gereken geri bir adım sayesinde, iş o kişiyi aşan bir toplumsal muhalefet simgesine ve hatta bazen ciddi bir manivelaya dönüşebilir. Dodan’da en azından böyle bir simgeye dönüşmüştür.

İşte meselenin bu tek yönlü olmayan diyalektik yapısı Ali Duran’da dahil pek çok Dodan eleştiricisini yarışma finalinde Dodan’a oy vermeye itti. Bu davranış bir tutarsızlığa değil, yalnızca eksik ve tek boyutlu bir değerlendirmenin varlığına delaletti yalnızca…

Tıpkı bir savaşta bir tepenin alınmasının savaşın gidişini etkileyecek moral bir değer kazanması gibi, Dodan da büyük ölçüde Dodan’a rağmen bir siyasal simgeye, bir toplumsal seçeneğinin ifadesine dönüşmüştü. Bu Dodan’a rağmen ve ondan öteye bir durumdur.

Hani Gezi Direnişi ile ilgili zatın biri haklı olarak “mesele ağaç meselesi değil” demişti ya, bu olayda da iş “Dodan meselesi” olmaktan çıktı, minyatür bir Gezi Ruh haline dönüştü. Yani mesele diktatörlük ve ayrışma mı, yoksa hürriyet ve kardeşlik mi meselesi oluverdi…

Toplumsal ve siyasal hayatta  simgeler bazen gerçekliği aşan bir öneme sahip olurlar.