Uluslararası Af Örgütü'nden İsrail'e silah ambargosu çağrısı: Lübnan'da sivillerin kâbusu korkunç bir hâl aldı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Uluslararası Af Örgütü'nden İsrail'e silah ambargosu çağrısı: Lübnan'da sivillerin kâbusu korkunç bir hâl aldı

Uluslararası af örgütü

T24 Haber Merkezi

İsrail ordusunun Lübnan genelinde 10 dakika içinde 100 konumu hedef alarak yüzlerce kişiyi öldürdüğü şiddetli saldırıların ardından Uluslararası Af Örgütü, devletlere İsrail’e silah ve mühimmat transferini acilen durdurma çağrısında bulundu. Örgütün Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktörü Heba Morayef, yaşananları siviller için bir "kâbus" olarak nitelendirdi.

İsrail ordusunun "en büyük eşgüdümlü saldırı dalgası" olarak adlandırdığı hava operasyonlarının ardından yazılı bir açıklama yapan Morayef, söz konusu saldırıların uluslararası insancıl hukuk kapsamında ciddi ihlaller işlemekte kullanılacağı yönünde ağır basan risklere dikkat çekti.

"Sivillerin hayatını hiçe sayma konusunda korkunç bir sicil"

Lübnan'da sivillerin kâbusunun giderek derinleştiğini belirten Morayef, durumun vahametini şu sözlerle aktardı:

"Dün, Lübnan’ın güneyinde, Bekaa Vadisi’nde ve Beyrut’un merkezindeki kalabalık sivil bölgelerde, çoğu uyarıda bulunmaksızın gerçekleştirilen yoğun hava saldırılarıyla çatışmaların tırmandığı 2 Mart’tan bu yana en ölümcül gündü. Hastaneler, gelen yaralı sayısının çok yüksek olması nedeniyle kan bağışı çağrıları yapıyor."

Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada, saldırılardan önce dahi ülke genelinde 1500’den fazla kişinin öldürüldüğünü, aralarında çocukların, sağlık çalışanlarının ve gazetecilerin de bulunduğu bir milyonu aşkın kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını hatırlattı. Morayef, İsrail'in sivillerin hayatını utanmazca hiçe saymak konusunda "korkunç bir sicili" olduğunu vurgulandı.

Sivil bölgelerde yeni saldırı endişesi

İsrail ordusu sözcüsünün, Hizbullah’ın Beyrut’un güney banliyölerinden kuzeyine uzanan bir alanda tekrar konumlandığı yönündeki açıklamalarının sivil bölgelerde yeni saldırı korkularını artırdığına işaret edilen açıklamada, uluslararası hukuk hatırlatması yapıldı. İsrail güçlerinin sivillerle askeri hedefleri birbirinden ayırma yükümlülüğü bulunduğu, yoğun nüfuslu bölgelerde geniş alan etkili patlayıcı silahlar kullanmaktan kati surette kaçınılması gerektiği ifade edildi.

Görgü tanığı: Kıyamet gibiydi, yerlerde cesetler vardı

Saldırılardan birinin görgü tanığı olan Fatima, Beyrut’un Selim Selam Mahallesi’nde evinin karşısındaki binayı vuran saldırıdan sonra yaşadığı dehşeti şu sözlerle anlattı:

"Laptopumu kaptığım gibi caddeye koştum. Kıyamet gibiydi. Yerlerde cesetler vardı. Her yer kan içindeydi. Sayısız yaralı yetişkin ve çocuk gördüm. Yürüyerek ilerledim ama diğer mahallelerde de manzara aynıydı. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Mümkün olduğunca uzaklaşmak için amaçsızca yürüdüm. Tam bir kâbustu."

Arka Plan: 10 dakikada 48 farklı noktaya bombardıman

8 Nisan’da İsrail ordusu, Beyrut’un güney banliyöleri ve Sur kenti için tahliye uyarıları yayımlayarak Zahrani Nehri’nin kuzeyi için uyarılarını yenilemişti. Aynı gün saat 14.30’da yalnızca 10 dakika içinde Lübnan’ın güneyi, kuzeyi, Lübnan Dağı, Bekaa, Beyrut’un banliyöleri ve merkezinde sivil altyapıların da bulunduğu en az 48 yere saldırı gerçekleştirildi.

İsrail ordusu, bu durumu sivil nüfusun içinde yer alan "Hizbullah’ın 100 komuta merkezine ve askeri alanlarına yönelik eşgüdümlü saldırılar" olarak duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise operasyonu, "çağrı cihazları saldırısından bu yana Hizbullah’a vurulan en güçlü darbe" olarak tanımladı.

Uluslararası Af Örgütü, raporlarında ayrıca İsrail ordusunun beyaz fosfor kullanımını, elektronik cihazları hedef alan patlamaları, tarım arazilerinin imhasını ve Hizbullah’ın İsrail’deki sivil bölgelere yönelik hukuka aykırı güdümsüz roket atışlarını da belgelediğini kaydetti.

 


Yürüyemiyor ama rüzgâr gibi geçiyor pistlerden; engelli ralli pilotu Kübra Denizci Keskin anlatıyor











İlgili İçerikler