T24 Haber Merkezi
CHP lideri Özgür Özel, AKP kurucusu, eski Başbakan Yardımcısı ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile ilgili soruya "Gökçek'in adını anmak istemiyorum. 'Ankara'yı parsel parsel sattı açıklamamım üzerinden tam 10 yıl geçti. Bir tek savcı bile beni ifadeye çağırmadı. Çağırırlarsa giderim" sözleri üzerinden savcıları eleştirdi. Özel, "Türkiye'nin serveti en şüpheli ailesisi. Kendi eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, 'Çağırsınlar, ifade vereyim' diyor. İstanbul'daki, Bülent Arınç'ı duymuyor. 'Her bildiğimi anlatırım, Ankara'yı parsel parsel sattı' dediğinden burayı söke söke aldık" dedi.
CHP lideri Özgür Özel, Kocatepe Kültür Merkezi'ndeki 'Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması'na katıldı.
Özel'in konuşmasından satır başları şöyle:
"Türkiye, dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlıklarından biriyle, en büyük ihanetlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır. Bu kötülüğü en ağır şekilde yaşayan emeklilerimizi saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz.
Ankara’da, bu güzel mekândayız. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere buradan ayrılan Mansur Başkanımız, bu mekânı geri alabilmek için tam yedi yıl boyunca mücadele etti. Bu yer kimden alındı? Melih Gökçek ailesinden. Mekân, uzun süreli bir anlaşmayla ailenin hâkim olduğu bir vakfa devredilmişti. Aile burayı kullanıyor, kiraya veriyor ve iktidarını bu alan üzerinden sürdürüyordu.
Ekrem Başkan “çıkın” dediğinde önce direndiler. “Televizyonları getiririm, herkes görür” denilince apar topar ayrıldılar. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı’na dönüştürdü. Mansur Başkan da Gökçekler’den burayı aldı. Bugün bu güzel güne ev sahipliği yapan yer işte burasıdır. Burası artık bir ailenin değil. Serveti şüpheli olanların, “çağırsın savcı, anlatayım” diyenlerin değil. Bülent Arınç’ın “Ankara’yı parsel parsel sattınız” dediği yerlerden biri burasıydı ve söke söke geri alındı. Şimdi emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun. Bu salon ve bu kampüs, tüm imkânlarıyla daha da geliştirilecek. Kendileri için yapılan lüks odaların yerine, bu alan Türkiye’deki emeklilerin ve onların değerli temsilcilerinin kullanımına açık olacak. Kabul etmeseler de emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Mücadele eden, sesini duyurmak isteyen, bir araya gelip güç verecek herkes bu mekânı kullanacaktır.
Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki: “Sen çalış. Ben her ay maaşından keseceğim. Günü geldiğinde seni emekli edeceğim, seni dinlendireceğim ve yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken hem kendi emekliliğin için çalışacaksın hem de bugünün emeklilerine bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.
Bu prim, her birinizin maaşından kesildi. Serbest çalışanlar ise kendi cebinden yatırdı. Yatıramadığını faiziyle, günü gelince ödedi. O primler, hem o günün emeklisi için hem de bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödendi, biriktirildi. Yıllarca bu düzene güvenerek prim yatırdınız. Ama bu düzende, yıllarca ödediğiniz primlere rağmen, birileri iktidara gelince ağızlarındaki baklayı çıkardı. Ne dediler? “Emeklilere kalkınmadan pay verilmez, refah payı verilmez, büyümeden pay verilmez.”
Emeklileri, “milli geliri artıran değil, azaltan unsur” olarak tanımladılar. Ne kadar pis bir niyetleri olduğunu kendi ağızlarıyla söylediler. Sonra 5510 sayılı yasayı yaptılar. Aylık bağlama oranlarını belirlerken, yasanın her satırına bir şeytanlık gizlediler. Bugünün şartlarını bile isteye, hesaplayarak hazırladılar. Bugün gelinen noktaya bakın. Bu iktidar gelmeden önce, beğenmedikleri o dönemde; rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu hükümette en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti.
Bugün asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç dokunulmasaydı, bu düzen içinde bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız. Ama bugün gelinen yer 18.975 lira. Üzerine, emekliyle alay eder gibi, harçlık verir gibi 1.000 lira eklemeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Bugün ise “emekli 20 bin lirayla geçinecek” diyorlar. Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Emekli bütün maaşını kiraya verse yetmiyor.
Kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çalışırsa sokakta kalacak. Televizyonlar gösteriyor. Sokakta kalanları, 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye’de az önce dinlediğim konuşmaların her biri, bir öncekinden daha etkileyiciydi. Bir de soruyorlar: “Utanmayalım mı?” Vallahi siz utanmayın. Sizi bu duruma getirenler, bu maaşı size reva görenler utansın.
Burada grubumuzun çok değerli milletvekilleri, dünden nöbet tutanlar, buraya sizi selamlamaya geldiler. Bugünün nöbetçileri orada. Yarının nöbetçileri belki istirahatte, uykuda. Ama o kanunu, dün dediğim gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20.000 lirada geçirdiler. Gelecek hafta, Meclis’te çok tarihi bir oylama olacak. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz olacak. Allah’tan, kendi sağlığına, birinci derece yakınına bir şey olmayan herkes — ki günü gelmiştir — CHP’li milletvekili kolunda serumla oylamaya gelmiştir o Meclis’e. Hep birlikte orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var.
Biraz önce cümle içinde geçti: Biz az değiliz, çoğuz, çoğunluğuz. Emekli sayısı, eşleriyle birlikte 30 milyon sayısını ifade ettiler. Ayrıca herkes sözünün arkasında durursa, Meclis’te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. "DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol Grubu’nun üç partisi Gelecek, Saadet, DEVA; bu ücreti “katlanılamaz ücret”, “sefalet ücreti”, “emekliyi açlığa mahkûm etmektir” dediler, itiraz ediyorlar. Son salı günü de Sayın Bahçeli “sefalet ücreti” dedi.
Şimdi hepsini alt alta sayarsak, milletvekilleri dün Sayın Bahçeli’nin dediği gibi davranmadılar ama esas oylama Meclis’te. Biz orada; emek örgütlerimizden, emekli örgütlerimizden de görüş alarak, diğer partilerle de görüşerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ne de sorarak, bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Vereceğiz. Ümit ediyorum, eğer bu maaşa “sefalet maaşı” diyen herkes oy verirse, siz Meclis’te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak.
30 milyon emekliye ve yakınına, 30 milyon emekli ve yakınına, ailesine; iki emeklinin evladı olarak söylüyorum. Gelecek hafta o oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil? Kim sefalet maaşına hayır deyip, hiç olmazsa bir telafi zammına, olabildiğince bir telafi zammına evet oyu kullanacak, onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene, sandıkta oy; sokakta selam vermeyin bundan sonra.
Bir yandan da şunu söyleyeyim: Kaynak maynak diyorlar ya, biz zaten kaynağı koyduk. Şimdi Gamze Başkanımız, önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hükümet programında 5510’da ne değişiklikler yapacağımızı, emekliyi nasıl koruyacağımızı anlatacak. O atılan büyük kazığı, emekliye tarihin en büyük golünü attılar. Aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla; ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi bunları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nden, seçim kampanyamızda duyacaksınız."


