T24 Dış Haberler
Macaristan’da yapılan son genel seçimlerde iktidara gelen 45 yaşındaki Peter Magyar, kısa süre öncesine kadar adı geniş kamuoyu tarafından bilinmeyen bir hukukçuyken, bugün ülkenin siyasi dengelerini kökten değiştiren bir lider olarak öne çıkıyor. NYT'nin derlemesine göre Başkent Budapeşte’de düzenlenen ilk mitinglerinden birinde, dönemin başbakanı Viktor Orban’ın doğup büyüdüğü yerleşime yakın bir noktada “Ülkemizi adım adım, tuğla tuğla geri alın” çağrısı yapan Magyar’ın bu çıkışı, o dönemde birçok gözlemci tarafından iddialı hatta gerçekçi bulunmayan bir söylem olarak değerlendirilmişti.
Aradan geçen sürede Magyar, iktidardaki Fidesz’in kurduğu güçlü siyasi yapıyı seçim yoluyla geride bırakarak parlamentoda üçte iki çoğunluğu elde etti. Yaklaşık yüzde 80’e ulaşan rekor katılımla gerçekleşen seçimlerde partisi oyların yüzde 52’sinden fazlasını aldı. Magyar’ın resmi olarak başbakanlık görevini üstlenmesi için parlamentonun yeni dönem oturumunun başlaması beklenirken, siyasi gözlemciler onu şimdiden ülkenin fiili lideri olarak değerlendiriyor.
Muhafazakâr bir ailede dünyaya gelen Magyar’ın aile geçmişinde hukukçular, yargıçlar ve 2000–2005 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapan Ferenc Madl yer alıyor. Eğitimini Pazmany Peter Katolik Üniversitesi’nde tamamlayan Magyar, bu dönemde Fidesz’e yakın öğrenci çevreleri içinde bulundu. Aynı dönemde üniversitede okuyan isimler arasında daha sonra Orban’ın yakın çevresinde yer alan siyasetçiler de bulunuyordu. Dönem arkadaşlarının aktardığına göre Magyar, gençlik yıllarında daha farklı bir imaja sahipti ve 1990’lar tarzı dikkat çekici bir görünümüyle tanınıyordu.
"Genç bir Viktor Orban; hırslı ve enerji dolu" yorumunu yapan siyaset bilimci Botond Feledy, Brüksel’deki Macaristan Büyükelçiliği’ndeki görevi sırasında Magyar ile tanıştığını belirterek, “Onu Orban’la karşılaştırmak o kadar da kötü bir şey değil” dedi ve "başbakanın genç bir liberal aktivist olduğu dönemde bugünkünden çok farklı olduğunu" vurguladı.
Meslek hayatına kurumsal hukuk alanında başlayan Magyar, ilerleyen yıllarda devlet bağlantılı bir bankada üst düzey görev aldı ve Brüksel’de diplomatik pozisyonlarda bulundu. Uzun süre iktidar çevreleriyle yakın ilişkiler içinde kalan Magyar’ın özel hayatı da bu bağları yansıtıyordu. Eski Adalet Bakanı Judit Varga ile evli olan Magyar, çiftin 2023 yılında boşanmasının ardından da kamuoyunun dikkatini çekmeye devam etti.
Magyar’ın siyasi kırılma noktası 2024 yılında yaşanan bir skandal oldu. Dönemin cumhurbaşkanının, çocuk istismarını örtbas etmeye yardım ettiği gerekçesiyle mahkûm edilmiş bir kişiyi affetmesi kamuoyunda tepki yarattı. Söz konusu affın Judit Varga tarafından da onaylanmış olması krizi derinleştirdi. Gelişmelerin ardından cumhurbaşkanı istifa ederken, Varga da görevinden ayrıldı. Aynı günlerde Magyar, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada mevcut sistemden koptuğunu duyurdu ve “gerçek sorumluların saklandığı” bir yapının parçası olmak istemediğini ifade etti.
Bu çıkışın ardından muhalif bir medya platformuna verdiği röportajda hükümeti yolsuzlukla suçlayan Magyar, kısa süre önce siyasete girme fikrini reddetmiş olmasına rağmen, birkaç ay içinde aktif politikaya yöneldi. Atıl durumdaki Tisza Partisinin liderliğini üstlenen Magyar, partisini hızla ülke siyasetinin merkezine taşıdı. 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde elde edilen yaklaşık yüzde 30’luk oy oranı, yaklaşan genel seçimlerin habercisi olarak değerlendirildi.
Seçim kampanyası boyunca sahada aktif bir profil çizen Magyar, açık hava mitinglerinde doğrudan ve güçlü bir dil kullandı. Kamyon kasası üzerinden yaptığı konuşmalar ve küçük yerleşimlerde düzenlenen toplantılar, bazı gözlemciler tarafından dini canlanma toplantılarını andıran bir atmosferle tanımlandı. Mitinglerde katılımcılardan ellerini kaldırmalarını isteyerek toplu katılım çağrıları yapan Magyar, seçim gecesinde “Tanrı Macaristan’ı korusun” ifadelerini kullandı. Kampanya sürecinde bileğinde küçük bir tahta haç taşıması ve Papa Francis’in cenaze törenine katılması, onun kişisel inancının siyasi profilinin bir parçası olarak yorumlandı.
Siyasi çizgisini muhafazakâr olarak tanımlayan Magyar, buna karşın önceki yönetime kıyasla bazı alanlarda farklı bir yaklaşım benimsediğini açıkladı. Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini savunan Magyar, ülkenin yeniden European Public Prosecutor’s Office’a katılacağını belirtti. Bu adımın, geçmiş döneme ilişkin yolsuzluk iddialarının uluslararası düzeyde incelenmesine imkân tanıyabileceği ifade ediliyor.
Magyar’ın iktidara gelmesinin ardından öncelikli hedefleri arasında, önceki yönetim döneminde kritik kurumların başına getirilen isimlerin görevden alınması bulunuyor. Yargı, medya ve denetleyici kurumlarda kapsamlı değişiklikler yapılması gerektiğini savunan Magyar, bu kişilerin “kendi istekleriyle ayrılmalarının daha doğru olacağını” dile getirdi. Ancak söz konusu görevlerin bir kısmının sabit sürelerle belirlenmiş olması, bu sürecin hukuki zorluklar içerebileceğine işaret ediyor. Magyar ayrıca Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok’un da görevden ayrılması gerektiğini ifade etti.
"Viktor Orban'ın ikinci versiyonu değilim"
Siyasi gözlemciler, Magyar’ın yükselişini değerlendirirken onu gençlik dönemindeki Orban ile karşılaştıran yorumlar da yapıyor. Ancak Magyar, bu benzetmeleri reddederek kendisinin “Viktor Orban’ın ikinci versiyonu” olmadığını vurguluyor. Analistler, Orban’ın zaman içinde ideolojik olarak değiştiğini, Magyar’ın ise daha tutarlı bir muhafazakâr çizgi izlediğini belirtiyor.
Öte yandan Magyar’ın bazı konulardaki tutumu, hem destekçileri hem de eleştirmenleri tarafından yakından izleniyor. Özellikle Budapeşte’de yıllardır düzenlenen Onur Yürüyüşü’nün yasaklanması sürecinde sessiz kalması, ilerici kesimlerin eleştirilerine yol açtı. Seçim zaferinin ardından ise Magyar, toplanma özgürlüğü ve temel haklar konusunda daha açık bir tutum sergileyerek “Herkesin toplanma özgürlüğü vardır” açıklamasında bulundu.
Muhalefetin deneyimli isimlerinden Klara Dobrev ise seçim kampanyası sürecinde Magyar’ın gerçek bir değişim getirmeyeceğini, yalnızca mevcut sistemin farklı bir versiyonunu temsil ettiğini savundu. Ancak seçim sonuçları, seçmenlerin bu görüşe destek vermediğini ortaya koydu.
Analistler, sistemin içinden gelen bir isim olarak Magyar’ın hem avantaj hem de risk taşıdığı görüşünde birleşiyor. Önümüzdeki dönemde atacağı adımların, Macaristan’da yalnızca iktidar değişimini değil, devlet yapısının işleyişini de yeniden şekillendirebileceği değerlendiriliyor.


