Kızları katledilen aileye Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından “icra” tehdidi: “Gönüllü destek dediler, icrayla tehdit ediliyoruz”
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Kızları katledilen aileye Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından “icra” tehdidi: “Gönüllü destek dediler, icrayla tehdit ediliyoruz”

ceren bala teke psd

Ankara’da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürülen Müesser Ünal’ın ailesi, kadınların ve çocukların haklarını gönüllü biçimde korumak iddiasıyla çalışan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin avukatlarını savcılığa ve baroya şikâyet etti. Aile, derneğin yöneticisi olan avukatlar Müjde Tozbey ve Çisel Demirkan Sakallı’nın kendilerini sohbete davet edip, “prosedür” diyerek sözleşme imzalattıklarını, ardından önceliklerinin cinayet davası olmasına rağmen, habersiz biçimde devlet aleyhine milyonluk tazminat davası açtıklarını bildirdi. Dilekçede, daha önce ücretsiz avukatlık yapılacağı söylenmesine rağmen, söz konusu sözleşmede, “tüm mahkemeler tarafından hükmolunacak paranın, faiziyle birlikte yüzde 25’inin avukatlara ödeneceği” hükmünün yer aldığına dikkat çekildi. Aile, hukuki anlaşmazlık nedeniyle azlettikleri dernek avukatlarının bunun üzerine, öldürülen Ünal’ın kız kardeşine, “Dava sonunda alacağımız vekalet ücreti için sizi ve ailenizi icraya vereceğimizi bilmenizi isterim” mesajı attıklarını bildirdi ve mesajlaşmaları da savcılığa verdi. Aile, icraya konu tazminat davasının kendilerinden habersiz açıldığını söylediklerinde de “Biz avukatız, ne zaman dava açacağımızı biliriz” karşılığını aldıklarını vurguladı. Avukat Tozbey ise tazminat davasının kazanılma ihtimalinin çok düşük olduğunu, emsal karar çıkabileceği düşüncesiyle böyle bir girişimde bulunduklarını, ailenin azil işlemini hukuksuz olarak yaptığını bu yüzden icra takibi yolunun izlendiğini ifade etti.

Ankara’da öldürüldü

Müesser Ünal, 4 Eylül 2025’te, boşanma aşamasında olduğu Hüseyin Ünal tarafından, kızının gözünün önünde pompalı tüfekle öldürüldü. Cinayetin ardından aile, hukuk mücadelesi başlattı. Kızlarını kaybeden, torunlarına sahip çıkan aile, maddi sıkıntılarla da boğuşuyordu.

Savcılığa verilen dilekçeye göre, cinayetten bir süre sonra Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatları, aileyle temas kurdu ve gönüllü, ücretsiz olarak hukuki destek vermek istediklerini bildirdi. Aile de bu teklifi kabul etti.

Yüzde 25’lik sözleşme

Aile, bunun üzerine avukatlara vekalet verdi. Ailenin iddiasına göre, bu aşamada, uzun süredir avukatlıklarını üstlenen başka bir avukatla birlikte dernek avukatlarıyla görüşüldü. Ancak yine iddiaya göre, daha sonra dernek avukatları, aileyi sohbet etmek üzere çağırdı ve bu görüşmenin diğer avukata bildirilmemesini istedi. Bu görüşmede, aileyle bir avukatlık sözleşmesi imzalandı.

Söz konusu sözleşmede, yargılama ve harç giderlerinin avukatlar tarafından karşılanacağı, davaların kazanılamaması durumunda da aileden herhangi bir para alınmayacağı belirtildi.

Ancak sözleşmenin avukatlık ücreti kısmında, avukatlık ücreti olarak tüm mahkemelerin hükmedeceği paranın karar tarihindeki ya da icra yoluyla elde edilen değerin faiziyle birlikte toplam tutarının yüzde 25’inin avukata verileceği belirtildi.

Diğer dernekler almıyor

Sözleşmeye, öldürülen Müesser Ünal’ın anne ve babası ile iki kardeşi imza attı. Kadın cinayetleri ve çocuk istismarı gibi davalara gönüllü bakan diğer derneklerin aksine, yüzde 25’lik avukatlık ücreti öngören sözleşme yapıldı.

7 milyon 150 bin TL’lik “habersiz” dava

Aile, cinayet davasında “haksız tahrik indirimi” almak için uğraşan sanığın ağır biçimde cezalandırılması için hukuk mücadelesinin sürdürülmesini beklerken sürpriz biçimde devlet aleyhine tazminat davası açıldığını öğrendi. Bu tip bir davanın çok sonra açılabileceğini düşünen aile, savcılığa sunulan mesajlaşmalara göre, bu durumu anlaşmazlık yaşadıkları aşamada avukatlara ilettiklerinde, “biz avukatız, ne zaman dava açacağımızı biliriz” yanıtını aldı.

Azil sonrası “icra” mesajı

Dernekle uyuşmazlıkların artmasından sonra aile, bazı hukuki işlemlerin de geç veya hatalı yapıldığı iddiasıyla, iki ismi avukatlıktan azlettiklerini bildiren dilekçe gönderdi.

Ancak dernek avukatları, bu duruma tepki gösterdi. Avukat Sakallı, aileye gönderdiği mesajda, “Bizi azletmişsiniz, hayırlı olsun. Sizin ve ailenizin adına açtığımız tazminat davası vardı. Sizden vekalet ücreti davanın başında almayacaktık. Ancak bizi azlettiğiniz için dava sonunda alacağımız vekalet ücreti için sizi ve ailenizi icraya vereceğimizi bilmenizi isterim” ifadelerini kullandı.

“Derdimiz katilken davayı açtınız”

Buna karşılık Müesser Ünal’ın kız kardeşi Olcay Yücesoy, “Bize doğru düzgün bilgi vermeden o sözleşmeye imza attırdınız… Bizim için en önemli şey Hüseyin’in alacağı ceza iken bizi bambaşka bir sürecin içine ittiniz. İdareye giderken, dava açarken bize haber vermediniz” mesajını gönderdi.

Avukat Tozbey ise aileye, sözleşme günü orada olduğunu, aileye detaylı bilgi verildiğini bildirdi ve karşılıklı olarak artık mahkemede iki tarafın hesaplaşacağını ifade etti.

Savcılık ve baroya şikayet

Bu tartışmaların sonunda, Müesser Ünal’ın kız kardeşi Olcay Yücesoy, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Ankara ve Antalya barolarına avukatlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Yücesoy, verdiği ifadede, davanın takibi için kendilerine ulaşan hukukçuların süreci suiistimal ettiğini ileri sürdü.

"Burs ve ücretsiz destek vaadiyle geldiler"

Yücesoy, verdiği ifadede, Müesser Ünal’ın öldürülmesinin ardından Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey’in aileye ulaştığını iddia etti. Yücesoy, Tozbey’in davayı gönüllü olarak üstlenmek istediklerini, aileye maddi yardım ve öldürülen Müesser Ünal kızına burs sağlayacaklarını söylediğini öne sürdü.

Yücesoy, derneğin Ankara temsilcisi avukat Çisel Demirkan Sakallı’nın aileyle görüşerek, "yargılama masraflarını karşılayacaklarını" ve "ücretsiz" çalışacaklarını beyan ettiğini, bu süreçte aileye "prosedür" olduğu söylenerek avukatlık sözleşmesi imzalatıldığını anlattı.

“Yanlış mahkemede dava açıldı, vasilik talebi reddedildi”

Suç duyurusunda Avukat Sakallı’nın, Müesser Ünal’ın kızının vasilik davasını yanlış mahkemede açtığı, davanın bu nedenle reddedildiği ve ailenin 7 ay boyunca "her şey yolunda" denilerek yanıltıldığı öne sürüldü.

Habersiz dava

Aile, kendilerinden habersiz şekilde İçişleri Bakanlığı’na karşı 7 milyon 150 bin TL tutarında maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, bu durumu idare mahkemesi kayıtlarını inceleyen başka bir avukat aracılığıyla tesadüfen öğrendiklerini iddia etti.

"Azil sonrası WhatsApp'tan icra mesajı"

Aile, 26 Mart 2026 tarihinde söz konusu avukatları noter kanalıyla azletti. Ancak ifadeye göre, azil işleminin hemen ardından avukat, WhatsApp üzerinden aileye ulaşarak ellerindeki sözleşmelere dayanarak vekalet ücreti için icra takibi başlatacaklarını bildirdi.

"Kendi cebimizden ödedik"

Olcay Yücesoy ifadesini şu sözlerle noktaladı:

"Bugüne kadar noter masraflarını bile kendi cebimizden karşıladık. Gönüllü olduklarını söylemelerine rağmen bizi icrayla tehdit eden ve haberimiz olmadan adımıza tazminat davası açan bu kişilerden şikâyetçiyiz."

Tozbey’den iddialara yanıt: Tazminat davasını emsal karar çıkarma ihtimaline karşı açtık; ailenin bilgisi vardı

T24’ün ulaştığı avukat Müjde Tozbey, ailenin söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek konuya ilişkin olarak şunları aktardı:

“Aile bize ulaştığında davayı aldık. Hatta kendileri boşanma avukatında olan dosyaları da almamızı istedi ancak etik olmayacağı için reddettik. Boşanma avukatı da cinayet dosyası olduğundan davayı bizim almamız konusunda olumlu beyanda bulundu. Süreç içinde aileyle görüştüm. Çisel hanımdan çok memnun olduklarını, sürecin gayet iyi gittiğini söylüyorlardı. Daha sonra bize haber vermeden, hukuksuzca azlettiler. Azil süreci ardından da kendilerine Çisel hanıma ayıp ettiklerini ve özür dilemeleri gerektiğini belirttim ancak olumlu yanıt alamadık.

Açılan tazminat davasında da kazanma ihtimali çok düşüktü, yaklaşık yüzde 1 olduğunu söylemem gerek. Tazminat davasının kazanılma ihtimali çok düşüktü ancak şansımızı denemek istedik çünkü emsal bir karar çıkabilirdi. Yani maddi bir amaç güderek bu sürece girmedik. Ailenin de haberi vardı. İcra konusunda da durum şu; bir banyo inşa ettirdiğinizi düşünün. Yıkım olmuş, süreç ilerliyor, malzeme alıp masraf yapmışsınız. Fakat işi isteyen kişi artık istemiyorum diyor. Böyle bir süreçte de tabii ki masraflarınızın karşılanmasını istersiniz. Biz avukatız ve avukatlık yaparak kazanıyoruz. Bu dosyayı inşa ettik. Kazanılmayacağını bilsek bile emsal karar ihtimaline karşı tazminat davası açtık. O dilekçeyi de zaten başka bir avukat yazmazdı çünkü belirttiğim gibi kazanılma ihtimali çok ama çok düşük. Muhtemelen aile ve avukatlar tazminat davasındaki miktarı görünce kazanma ihtimaline karşı böyle bir karar verdiler.”

Tekzip metni 

T24 internet sitesinde tarafınızca 09.04.2026 tarihinde yayımlanan "Kızları katledilen aileye Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatlarından 'icra' tehdidi: 'Gönüllü destek dediler, icrayla tehdit ediliyoruz'" başlıklı haberde, müvekkil Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ve dernek bünyesinde görev yapan avukatlar hakkında gerçeğe aykırı, eksik ve yanıltıcı nitelikte ifadelere yer verilmiştir.

Anayasa’nın 32. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, kişilerin ve kurumların şeref ve itibarını zedeleyici veya gerçeğe aykırı yayınlara karşı cevap ve düzeltme hakkı bulunmaktadır. Söz konusu yayında yer alan ifadeler, müvekkil derneğin faaliyet alanını ve yürütülen hukuki süreçleri gerçeğe aykırı şekilde yansıtarak kamuoyunda yanlış bir algı oluşturabilecek niteliktedir.

Müvekkil derneğin faaliyet alanı, kadın ve çocuk cinayetleri ile kadına ve çocuklara yönelik cinsel suçlara ilişkin ceza yargılamalarında mağdur ailelere ücretsiz ve gönüllü hukuki destek sağlamaktır. Bunun yanında, anneleri öldürülen veya cinsel istismara maruz kalan çocuklara üniversite son sınıfa kadar eğitim bursu sağlanmakta olup, bu kapsamda Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile burs protokolü bulunan tek dernek konumundadır. Ayrıca, mücadele sürecinde olan kadın ve çocuklara psikolojik ve maddi destek sağlanmakta olup, tüm bu faaliyetler herhangi bir fon veya dış destek olmaksızın yalnızca bağışlar ile yürütülmektedir.
Haberde bahsi geçen tazminat davası müvekkil derneğin faaliyet alanı kapsamında değildir. Somut olayda maktul Müesser ÜNAL’ın cinayet davası dernek bünyesindeki gönüllü avukatlar tarafından tamamen ücretsiz olarak yürütülmüş, ayrıca dernek görevlendirmesi bulunmamasına rağmen vasilik davası da yine ücretsiz şekilde takip edilmiştir.

Söz konusu gönüllü hukuki sürecin devamında, aile ile avukatlar arasında dernek faaliyeti kapsamında olmayan tazminat davasına ilişkin özel vekillik ilişkisi kurulmuş ve bu kapsamda taraflar arasında avukatlık ücret sözleşmesi imzalanmıştır. Bu süreçte avukatlar tarafından aileden herhangi bir masraf talep edilmemiş, dava masrafları avukatlar tarafından karşılanarak dava açılmıştır. Sözleşme gereği, davanın kazanılması halinde ücret alınması, aksi durumda ücret talep edilmemesi kararlaştırılmıştır.

Avukatların özel sözleşme gereği tazminat davasını açmalarından sonra, aile başka bir avukat ile anlaşma yapmış ve davayı açan avukatları gerekçesiz olarak azletmiştir. Ailenin farklı bir avukat ile anlaşması sonrasında taraflar arasında hukuki uyuşmazlık doğmuş olup, bu kapsamda sunulan hizmetlerin karşılığının talep edilmesi, hukuki ilişkinin doğal bir sonucu olup, bu durumun farklı şekilde yansıtılması gerçeğe aykırıdır. Avukatlarımızın köle olmadığını, yıllardır ücretsiz ve gönüllü olarak onlarca davayı tüm tehditlere, saldırılara ve ağır sorumluluklara rağmen titizlikle yürüttüklerini hatırlatmakta fayda vardır.

Gönüllü avukatlarımızın, insan olduklarını ve meslekleri gereği emeklerinin karşılığını alma hakları olduklarını da tekrarlamak gerekecektir.

Öte yandan, müvekkil dernek tarafından Müesser’in ailesine ve çocuklarına sağlanan psikolojik destek, sosyal destek ve eğitim bursu gibi yardımlar, süreç içerisinde yaşanan gelişmelere rağmen halen kesintisiz şekilde sürdürülmeye devam etmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle söz konusu yayın gerçeğe aykırı ve yanıltıcı nitelikte olup müvekkil derneğin ve avukatların itibarı üzerinde olumsuz etki yaratabilecek mahiyettedir.

İşbu cevap ve düzeltme metninin, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi gereğince, yayının yapıldığı internet sitesinde ilgili haberle bağlantılı şekilde ve aynı görünürlük ile etkiyi sağlayacak biçimde, herhangi bir değişiklik yapılmaksızın yayımlanması gerekmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. (14.04.2026)

İlgili İçerikler