İstanbul Tabip Odası seçimi | Demokratik Katılım Grubu’yla Başkanlığa aday olan Prof. Dr. Talat Kırış: Hekimler sıkıntı içinde, mutsuz; daha fazla bir araya geleceğiz!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İstanbul Tabip Odası seçimi | Demokratik Katılım Grubu’yla Başkanlığa aday olan Prof. Dr. Talat Kırış: Hekimler sıkıntı içinde, mutsuz; daha fazla bir araya geleceğiz!

Prof. Dr. Talat Kırış

T24 Haber Merkezi

Türkiye’nin dünyada da tanınan beyin cerrahlarından Prof. Dr. Talat Kırış, Demokratik Katılım Grubu’yla birlikte 37 bini aşkın üyesi bulunan İstanbul Tabip Odası Başkanlığı’na adaylığı üzerine basın toplantısı düzenledi. Seçilmeleri durumunda ne gibi uygulamalar yapacaklarını anlatan Prof. Dr. Kırış, "Bugün Türkiye’de hekimler, sağlık çalışanları, hastalar mutsuz. Tıp öğrencileri TUS değil, Almanca çalışıyorlar. Bugün hekimler gerçekten büyük sıkıntı içindeler. Biz bunu hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz" dedi.

İstanbul Tabip Odası yönetimi için seçimler, 19 Nisan Pazar günü 09.00-17.00 saatleri arasında, Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yapılacak. Demokratik Katılım Grubu, Prof. Dr. Talat Kırış’la birlikte Yönetim Kurulu üyeliği için Dr. Benan Koyuncu, Dr. Ceren Kineşci, Dr. Emrah Kırımlı, Dr. Fikret Aydın, Dr. Irmak Saraç ve Dr. Nadir Kalfazade’yi aday gösterdi. Türkiye’nin önde gelen beyin cerrahlarından olan ve T24’te de başta denizcilik ve sağlık alanlarında olmak üzere çeşitli konularda yazılar yazan Prof. Dr. Talat Kırış, başkanlığındaki Demokratik Katılım Grubu üyeleri, meslektaşlarını 19 Nisan Pazar günü oy kullanmaya çağırdı.

Toplantı, yönetim kurulu üyesi adaylarının kendilerini tanıtması ve vaatlerini dile getirmesiyle başladı.

"Tabip odası her zaman tüm hekimlere kapısını açmıştır açmaya da devam edecektir"

Hekimlerin durumu hakkında konuşan Prof. Dr. Talat Kırış şöyle dedi:

"Gördüğünüz gibi çok sağlam bir ekiple yola çıkıyoruz. Bugün Türkiye’de hekimler, sağlık çalışanları, hastalar mutsuz. Tıp öğrencileri TUS değil, Almanca çalışıyorlar. Bütün bunların sonucunun böyle olacağı belliydi. Baktığımız zaman Türkiye’de sağlık harcamaları Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 4-5’i. Bu rakam OECD ülkelerinde yüzde 9.2. 

Sağlığa ayrılan bütçenin yüzde 65'i personel gideri, yüzde 10'u şehir hastanelerinin hizmet ve kiralama bedeline, yani o hastaneleri işleten müteahhite ödeniyor. Şehir hastanelerine geçen yılın bütçesinden ödenen tutar; ayrılan paydan 6,5 milyar lira daha fazla oldu.

Bugün hekimler gerçekten büyük sıkıntı içindeler. Biz bunu hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Hekimlere yeterince kucak açılmadığı yönünde eleştiriler yapıldı. Nasıl açılmadı? Komisyonlar herkese açık. Daha fazla hekimin komisyonlarda görev almasını tabii ki istiyoruz. Ayrıca her hastanede hastane temsilcileri seçiliyor hastane temsilcileri de düzenli aralıklarla toplantılar düzenliyor. Temsilciler kurulu oda yönetimiyle sürekli iletişim halinde.

Ben İstanbul Tıp Fakültesi temsilcisiydim. Tabip Odası her zaman tüm hekimlere kapısını açmıştır açmaya da devam edecektir. Bizim için değişmeyecek ilkeler var. Elbette ki İstanbul Tabip Odası demokratik kitle örgütüdür. Kadın cinayetlerine lafı olacaktır, çocuk istismarına karşı duracaktır. Savaş bir halk sağlığı sorunudur diyecektir. Laik demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu konuda da tavrımızı koyacağız. 19 Nisan’daki seçim o yüzden önemli. Bu ilkelere sahip çıkmamız gerekiyor. Ne kadar fazla hekim seçime katılırsa o kadar güçlü oluruz. Esas seçimlerden sonra yapacağımız projelerimiz var.

Hekimlerle el ele projemiz var. Ayda bir olarak düşündük bunu. Asistan arkadaşlarımız ve genç uzmanlara yönelik eğitimleri olacak. Tüm İstanbul’daki hekim arkadaşlarımıza açık toplantılar planlıyoruz.

Hastalarla el ele projemiz var. Bizim dışımızdaki nedenlerle hekimlik değerini kaybetti toplum gözünde. Bunu aşmak istiyoruz.

Toplumla el ele projemiz var. Kadın cinayetleri gibi konularda ilgili kurumlarla görüşmeyi planlıyoruz.

Daha fazla bir araya geleceğimiz bir yapılanma olacak. 19 Nisan’ı hatırlatmak istiyorum. Lütfen gelin oy kullanın, bizi destekleyin gerçekten sonucun iyi olacağını göreceksiniz."

"Meslektaşlarımız kendilerini temsil edebilecek"

Söz alan Dr. Fikret Aydın şöyle konuştu:

"Her görüşten her alandan farklı alanlardan meslektaşlarımız kendilerini temsil edebilecek. Ben özellikle iş yeri hekimliği ve acil hekimliği üzerine yoğunlaşıyorum. Yapılacak seçimde de demokratik çözümler için desteğinizi bekliyoruz."

"Bizi mobinge uğratan yöneticilere lütfen destek vermeyin"

Doktorların karşılaştığı zorluklara değinen Dr. Benan Koyuncu şöyle konuştu:

"Şiddete karşı beyaz kod gibi önemli nir kazanımı elde ettik. 16 yıllık bir hekimim ne kadar gencim bilmiyorum. Acil servisteki sorunlar azalmıyor. Gün geçtikçe artıyor. 5 dakikada bir muayene ile hekimler baş edemiyor. Her zaman beklenen hasta sayısıyla üzerimizde baskı yaratılıyor. Ben acillerdeki çok daha fazla sorunla mücadele edeceğim. Bizi mobinge uğratan yöneticilere lütfen destek vermeyin."

"Kürtajın eşit ve ulaşılabilir olması bizler için çok önemli"

Tabip Odası’ndaki kadın haklarını güçlendireceklerinden bahseden Dr. Irmak Saraç şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul Tabip Odası kadın odası ile örgüte girdim. Kadınların meslek içerisinde karşılaştığı sorunlarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Kürtajın eşit ve ulaşılabilir olması bizler için çok önemli. Bir yandan davalarla mücadele ederken malpraktis davaları ile mücadele ediyoruz."

Mesleki itibarı güçlendireceklerini belirten Dr. Ceren Kineşçi şöyle dedi:

"Ben kimsenin kendini heba etmek için hekimliğe girdiğini düşünmüyorum. Ben umudu büyütmek için buradayım."

"İnsanca olmayan çalışma koşulları canımızı çok yaktı"

Asistanların çalışma şartları hakkında çalışmaları olacağını söyleyen Dr. Nadir Kalfazade şu ifadeleri kullandı:

"Asistanların ne çektiğimi çok iyi biliyorum. İnsanca olmayan çalışma koşulları canımızı çok yaktı. Zorlu şartlarda çalışan hekimlerin omuzlarında çok fazla yük varken şartların iyileştirilmesi gerekiyor. Daha iyi şartlarda çalışmak isteyen arkadaşlar gelin bu şartları değiştirelim."

Son olarak söz alan Dr. Emrah Kırımlı şöyle dedi:

"Onlarca yüzlerce hastane gezdik. Gelirde ve vergide adalet için mücadele ettik. Tüm hekimlerin bizlerle beraber bu şartlara karşı durmasını istiyoruz."

"Meslek örgütleri bugün her zamankinden daha önemli bir yerde durmaktadır"

Toplantıda okunan basın açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: 

"Değerli meslektaşlarımız, 

Hekimlik bilimsel bilgiye, etik ilkelere ve toplum yararına dayanan bir meslektir. Piyasa baskılarıyla, performans ölçütleriyle ve günübirlik sağlık politikalarıyla değersizleştirilemez. Bugün sağlık ortamında yaşanan çok yönlü yıkımın sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Muayene sürelerinin 5 dakikaya indiği, yüzlerce hastanın değerlendirilmeye çalışıldığı poliklinikler, randevu bulamayıp acil servise yığılan hastalar, niteliği değil sayıyı esas alan çalışma rejimi, güvencesiz istihdam biçimleri, emeklilikte insanca yaşamaya yetmeyen ücretler, eğitimde yaşanan nitelik kaybı ve sağlıkta şiddetin olağanlaşması hem hekimliği hem de halkın sağlık hakkını tehdit etmektedir. 

Uzun yıllardır sürdürülen Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırmış, hekim emeğini verimlilik, memnuniyet ve performans göstergelerine sıkıştırmıştır. Gelinen noktada bu düzenden ne hekimler, ne sağlık çalışanları, ne de hastalar memnundur. Genç meslektaşlarımız mesleki gelecek kaygısı taşımakta, asistan hekimler ağır çalışma koşulları altında tükenmekte, farklı alanlarda çalışan hekimler ise mesleki bağımsızlıklarını korumakta giderek daha fazla zorlanmaktadır.

Tam da bu nedenle meslek örgütleri bugün her zamankinden daha önemli bir yerde durmaktadır. İstanbul Tabip Odası, hekimlerin özlük haklarını savunurken aynı zamanda hekimliğin bilimsel, etik ve kamusal niteliğini, halkın nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını savunan köklü bir mücadele geleneğine sahiptir. Bu birikimi korumak, geliştirmek ve daha geniş bir hekim kitlesiyle buluşturmak tarihsel sorumluluğumuzdur. 

Demokratik Katılım Grubu olarak bizler, hekimliğin itibarsızlaştırılmasına, emeğimizin değersizleştirilmesine, mesleki bağımsızlığımızın aşındırılmasına ve sağlık hizmetinin piyasalaştırılmasına karşı mücadele ettik, bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. Bizim için İstanbul Tabip Odası şeffaflıkla, katılımla, ortak akılla ve dayanışmayla yürütülmesi gereken kolektif bir emektir. Bu nedenle daha fazla hekime ulaşan, daha fazla hekimin söz ve karar süreçlerine katıldığı bir örgütlülüğü büyütmek istiyoruz.

19 Nisan günü yapılacak seçim, İstanbul Tabip Odası’nın hekimliğin değerlerini, Cumhuriyet’in aydınlanmacı birikimini, laikliği, demokrasiyi, barışı ve toplumdan yana hekimlik anlayışını savunan bağımsız bir meslek örgütü olarak yoluna devam edip etmeyeceğini belirleyecektir.

Demokratik Katılım Grubu olarak bizler hekimlik onurunu, hekim emeğini, nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimini, şiddetsiz, güvenli ve güvenceli çalışma ortamını, emekliliğe yansıyan insanca ücreti, yeterli muayene süresini, eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve kamusal sağlık hizmetini savunuyoruz.

Bugüne kadar İstanbul Tabip Odası’nda savunduğumuz katılımcı, üretken ve dayanışmacı çizgiyi yeni dönemde daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Odamızın yalnızca seçim dönemlerinde değil, hekimlerin gündelik yaşamında, mesleki gelişiminde ve toplumsal sorumluluk alanlarında daha etkili, daha görünür ve daha kapsayıcı bir örgütlülük haline gelmesi için çalışacağız. Asistan ve genç uzmanlara yönelik eğitimlerden halkla buluşmalara, toplumsal sorunlara dair ortak söz üretiminden hekimlerin doğrudan katılımını güçlendirecek forumlara kadar İstanbul Tabip Odası’nın birikimini daha ileriye taşıyacak adımları birlikte büyüteceğiz.

Değerli meslektaşlarımız,

İstanbul Tabip Odası’na sahip çıkmak hekimliğin değerlerine, meslek onuruna, bilimsel akla ve halkın sağlık hakkına sahip çıkmaktır. 19 Nisan’da yapılacak seçim bu değerlere, bu birikime ve bu mücadele hattına sahip çıkma iradesinin ortaya konacağı önemli bir eşik olacaktır.

Bu nedenle sizleri, dayanışmayı büyütmek, hekimliğin değersizleştirilmesine karşı sözümüzü güçlendirmek ve İstanbul Tabip Odası’nı toplumdan yana, bağımsız bir meslek örgütü olarak geleceğe taşımak için 19 Nisan’da yapılacak İstanbul Tabip Odası seçimlerinde Demokratik Katılım Grubu’nu desteklemeye davet ediyoruz."

Talat Kırış kimdir?

 

Talat Kırış, 1961 yılında İstanbul'da Süleymaniye Doğumevi'nde dünyaya geldi. Sırasıyla Ataköy İlkokulu, İstanbul Erkek Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi.

Öğrenciliği sırasında yurtiçi ve yurtdışında kaza cerrahisi ve beyin cerrahisi kliniklerinde staj yaptı. Prof. Dr. Türkan Saylan'la birlikte Van'da lepra hastalığı üzerine saha çalışmalarına katıldı. İstanbul Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı'nda ihtisasını tamamladı.

1995-1996 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri, Arizona, Phoenix'te bulunan Barrow Nöroloji Enstitüsü'nde burslu olarak, kafa kaidesi tümörleri ve beyin damar hastalıkları üzerine üst ihtisas yaptı. İstanbul Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı'nda 1999 yılında doçent, 2006 yılında profesör oldu.

Türk Nöroşirurji Derneği Başkanlığı yaptı, Avrupa Nöroşirurji Dernekleri Birliği Araştırma Komitesi üyeliği görevinde bulundu. Akdeniz Beyin Cerrahları Derneği Eğitim Komitesi Başkanı olan Kırış, 2017-2021 yılları arasında Dünya Nöroşirurji Dernekleri Federasyonu Beyin Damar Hastalıkları Komitesi Başkanlığı yaptı.

Prof. Dr. Talat Kırış, meslek yaşamını Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi ve Koç Üniversitesi Hastanesi Beyin Cerrahisi bölümlerinde sürdürüyor.

Kırış'ın editörleri arasında bulunduğu İngilizce iki kitabı, 100'den fazla kitap bölümü, ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayımlandı; çok sayıda ülkede beyin cerrahisinin çeşitli alanlarında eğitim kursları ve konferanslar verdi, yurtiçi ve yurtdışında eğitim amacıyla çok sayıda beyin cerrahının izlediği canlı ameliyatlar yaptı.

Tıbbiye öğrenciliği yıllarından itibaren 40 yılı aşan öğretim üyeliği ve hekimlik hayatını, 2021'de yayımlanan "Beyne Giden Yol / Bir Beyin Cerrahının Anıları" adını verdiği kitabında anlattı. Kırış’ın hikâyelerini bir araya getirdiği “Uzak Deniz Küçük Yağmur” adlı kitabı 2023’te yayımlandı. TEDx ve farklı sosyal platformlarda konuşmaları yayımlanan Kırış, aynı zamanda kıdemli bir denizci olarak Güney Amerika'dan Antarktika'ya kadar uzanan yelkenli seyahatler gerçekleştirdi, Grönland'da kanoyla Kuzey Kutup dairesi geçişi yaptı.

Gençlik yıllarından itibaren yazın dünyasıyla ilgilendi, 1984 yılında Düşün dergisi masal yarışmasında mansiyon kazandı. Argos sanat dergisinde öykü ve denemeleri, Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinde yazıları yayımlandı. 2012 yılından Yacht Türkiye dergisinde yazmaya başladı.

Ağustos 2019'dan itibaren T24'te düzenli yazılar yazıyor.

İlgili İçerikler