Şarkıcı Sevim Egesoy'un kızının düğününde dini nikâh kıydığı söylenen Nihat Hatipoğlu, "Dini nikâhı Lübnanlı müftü kıydı, benim görevim sadece hacı hocaya dini anlatmak değil ki..." açıklamasını yaptı. Dini nikâhın kıyıldığı sırada ortamda içki görmediğini söyleyen Hatipoğlu, "10-15 dakika düğünde İslam'ı anlattım. Değişik giysili olanlar varmış orada, ben görmedim ama. Her kesimden insan vardı. Türk vatandaşları ağırlıklıydı. Dini nikâhı ben değil, Lübnanlı Müftü kıydı. Daha önce yanıma gelenleri kırmayarak uçak ve konferanslarda da nikâh kıymışlığım oldu. Müftü nikahı kıydıktan sonra biz eşimle düğünden ayrıldık. Yarım saat kadar kaldık." dedi.
Hatipoğlu, Haberler.com'da katıldığı yayında, "Türkiye'de daha önemli konular varken bunları konuşmamak gerekir. Toplumun her kesimi tarafından takip edilen bir insanım. Toplumun her kesiminden insanla da fotoğraf çektirmişimdir. İslam'ı tebliğ etmek için bir kişi kazanacaksam binlerce kilometre gitmeye razıyım. Ben hayatım boyunca hep insanları kurtarmaya ve İslam'ı anlatmaya gayret ettim. İslam'ın yumuşak olan yüzünü göstermeye çalıştım ama hep farklı şeyler gösteriliyor. Tebliğ tarzım sadece cami değil, her yerde var. Bir yere davet edildiğimde bir fayda sağlayacaksam hayır demem." diye konuştu.
Hatipoğlu şunları kaydetti:
"Türk kızımız ile Lübnan asıllı damadın düğünüydü. Bir kardeşimiz arayarak dini nikahlarını kıymamı istedi. İki gencin çok istediğini duyunca kıramadım. Eşimi de alarak düğüne gittim. Bizi karşıladıkları yerde anormal bir durum görmedim. Sarıklı, cübbeli Lübnan Müftü Yardımcısı ve Filistinli bir hocamız daha vardı. Aynı zamanda üst düzey konuklar da vardı.
10-15 dakika düğünde İslam'ı anlattım. Değişik giysili olanlar varmış orada, ben görmedim ama. Her kesimden insan vardı. Türk vatandaşları ağırlıklıydı. Dini nikâhı ben değil, Lübnanlı Müftü kıydı. Daha önce yanıma gelenleri kırmayarak uçak ve konferanslarda da nikâh kıymışlığım oldu. Müftü nikahı kıydıktan sonra biz eşimle düğünden ayrıldık. Yarım saat kadar kaldık.
Bizden sonra semazen gösterisi ve değişik eğlenceler olmuş. O ortamda gördüğüm kadarıyla içki yoktu.
Nikâh kıyılırken de düğünde anormal bir durum yoktu. Görüntü alanlar da son derece makul giyimliydi. Her kesimin nikâh anlayışı bir olmayabilir. Bazı aileler son derece muhafazakârdır, yüzde 90’ı kapalıdır, yüzde 10’u elki açıktır. Bazı aileler biraz daha farklıdır, yüzde 80’i açıktır belki. Bunların hepsini anlayışlı karşılamak gerekir. Burası Türkiye, her türlü insan var. Bu insanlar kilise de mi nikâh kıysınlar? Kim kıyacak, bir hoca efendi kıyacak. Resmi nikâh kıyarken çoğu yerde dini nikâhlar aynı anda kıyılıyor zaten.
Bizim olaya şöyle bakmamız gerekir: Acaba dine faydalı olan bir şey yapılabilir mi orada? Bir insan kurtarabilir mi acaba? Öyle bir konuşma yapınız ki kalpler İslam’a ısınsın, ben bunu anlattım.
Dinimin lehinde ne adım atarım, kimi kazanırım ben ona bakarım. Ben bir kişi için kilometrelerce yol giderim. Yeter ki onu kazandırayım İslam’a. Hayırlı bir nikah olduğu kanaatindeyim. Bugün bana deseler ki şurada İslami tesettüre uymayan bin kişi toplanmış, seni dinlemek istiyorlar, gider anlatırım. Benim görevim sadece hacı hocaya dini anlatmak değil ki. Hacı, hoca başımın taşı. Benim derdim kazanmak. Şartlar ortam ne olursa olsun bir gönül İslam’a kazansın."


