T24 Dış Haberler
Fransa’nın en büyük film yapım şirketi Canal+’ın başkanı, grubun artık sağcı milyarder sahibi Vincent Bolloré’nin artan etkisine dair endişelerini dile getiren karşı dilekçeyi imzalayan yüzlerce sinema çalışanıyla çalışmayacağını duyurdu.
Bu hafta başında, Cannes Film Festival’nin açılışına denk gelecek şekilde yayımlanan açık mektup; oyuncu ve yönetmen Juliette Binoche, yönetmen ve fotoğrafçı Raymond Depardon, Fransız-İranlı sinemacı Sepideh Farsi ile Oscar ödüllü Anatomy of a Fall filminin ortak senaristi olan ve Cannes ana yarışmasında filmi The Unknown’u gösterilen yönetmen Arthur Harari dahil 600’den fazla kişi tarafından imzalandı.
Tek tipleşme uyarısı
Mektupta, “Fransız sinemasını aşırı sağcı bir patronun ellerine bırakmanın” “yalnızca filmlerin tek tipleşmesi değil, aynı zamanda kolektif hayal gücünün faşist bir şekilde ele geçirilmesi” riskini taşıdığı belirtilmişti.
Muhafazakâr bir sanayici olan Bolloré’nin, Canal+ ve şirket bünyesindeki yapım kolu StudioCanal’ı da kapsayan güçlü bir medya imparatorluğu bulunuyor. StudioCanal, Avrupa’nın önde gelen film ve televizyon yapım ve dağıtım grubu konumunda. Şirketin son dönem filmleri arasında Back to Black adlı Amy Winehouse biyografisi ile Paddington in Peru yer alıyor.
"Artık o dilekçeyi imzalayanlarla çalışılmayacak"
Cannes Film Festival’nde pazar günü konuşan Canal+ CEO’su Maxime Saada, dilekçeyi “Canal+ ekiplerine yönelik bir haksızlık” olarak nitelendirdi ve bu ekiplerin “Canal+’ın bağımsızlığını ve tercih çeşitliliğini savunmaya kararlı” olduğunu söyledi.
Saada ayrıca, “Artık o dilekçeyi imzalayan kişilerle çalışmayacağım ve Canal’ın da onlarla çalışmasını istemiyorum” dedi.
Açık mektupta sinema sektörü temsilcileri, Canal+’ın Fransa’nın en büyük üçüncü sinema zinciri UGC’de hisse satın alarak 2028’de şirketin tamamına sahip olmayı hedeflemesinden endişe duyduklarını belirtti. Mektupta, bunun Vincent Bolloré’yi “filmlerin finansmanından dağıtımına ve büyük ile küçük ekranda gösterimine kadar tüm üretim zincirini kontrol edebilecek bir konuma” getireceği ifade edildi.
Mektubu imzalayanlar, Bolloré’nin “iş insanı takım elbisesinin ardında”, “CNews gibi televizyon kanalları ve yayınevleri aracılığıyla” gerici ve aşırı sağcı bir toplum projesini teşvik ettiğini, bunun sinemaya da sıçramasından korktuklarını söyledi.
Mektupta “Onun ideolojik saldırısının film içerikleri üzerindeki etkisi şu ana kadar sınırlı kaldı, ancak hiçbir yanılsama içinde değiliz: Bu böyle sürmeyecek” diye yazdılar.


