T24 Haber Merkezi
YouTube yayınındaki sözleri nedeniyle “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla 22 Haziran’dan bu yana tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı, bugün Silivri’de ikinci kez hâkim karşısına çıktı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Altaylı’yı 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ayrıca, "adli kontrol hükümlerinin yeterli olmayacağı" gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Fatih Altaylı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada bugün ikinci kez hâkim karşısına çıktı. Duruşma, Silivri Açık Ceza Yerleşkesi'nde gerçekleşti. Altaylı’nın müdafiliğini Av. Emine Rezzan Aydınoğlu, Av. Ömer Teker ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan üstlendi.
Duruşmaya, Fatih Altaylı ile avukatı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı katıldı. Duruşmaya destek için Galatasaray Spor Kulübü'nün eski başkanlarından Faruk Süren, tarihçi Murat Bardakçı, Prof. Dr. Celal Şengör, tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı ve Altaylı’nın ailesi katıldı. İzleyiciler arasında CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, gazeteciler Ruşen Çakır, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Şule Aydın ve Timur Soykan da yer aldı. Ayrıca Altaylı’nın Galatasaray Lisesi’nden arkadaşları da duruşma salonunda Galatasaray atkılarıyla katıldı. CHP üyesi Avukat Mehmet Can Seyhan, duruşmada yaşananları dakika dakika aktardı.
Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık ‘Cumhurbaşkanına tehdit’ suçundan 5 yıldan az olmamak şartıyla hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
"Cumhurbaşkanı korkan biri değildir"
Fatih Altaylı mütalaaya karşı yaptığı savunmasında, şunları söyledi:
"Benim yapmış olduğum konuşmanın Cumhurbaşkanı’nda korku yaratması pek mümkün değil. Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı’nda 4 bin personel çalışıyor. Ben yayınımdan sonra “Sayın Cumhurbaşkanının programında bir değişiklik olmuş mu?” diye sordum. Ne benim yayınımdan sonra ne de başka bir zamanda Cumhurbaşkanının programında herhangi bir değişim olmadı.
Zaten tarihi bir şeyden bahsettiğim konuşmadan Cumhurbaşkanının korkması gibi bir durum söz konusu olamaz. Ben örgüt mensubu değilim, karşınızda duran bir vatandaşım. Cumhurbaşkanını tanıdığınız zaman, İsrail’le kavga etmiş, Mossad’dan korkmamış biridir.
Cumhurbaşkanı öyle kolay kolay korkan biri değildir. Burada hem bana hem de Cumhurbaşkanına haksızlık ediliyor. İddianamenin sonunda savcı zaten benim bu suçu işlemediğimi söylüyor; ‘Cumhurbaşkanına saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle’ diyor. Çok açık ki benim böyle bir niyetim yok. Bu nedenle kendimi büyük bir haksızlığa uğramış hissediyorum. Benim suçlanmam bile gerekmezken açıkçası çok gereksiz buluyorum."
Mahkeme, Fatih Altaylı hakkında ‘Cumhurbaşkanına tehdit’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Adli kontrol hükümlerinin yeterli olmayacağından tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Mahkemenin kararını açıklamasının ardından Fatih Altaylı, elindeki dosyayı ve notları havaya fırlatarak salondan ayrıldı.
Duruşmaya izleyici olarak katılan Timur Soykan, mahkeme salonunu çizdi
| Altaylı hakkında resen başlatılan soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “müşteki” sıfatıyla yer alıyordu. İddianamede, Altaylı’ya Türk Ceza Kanunu’ndaki “Cumhurbaşkanına fiili saldırıdan bahisle tehdit” düzenlemesine atıf yapılarak, yalnızca tehdit suçundan 2 yıla kadar hapis öngören klasik düzenleme yerine, ağır ceza mahkemesinde “5 yıldan az olmamak kaydıyla” hapis cezası talep ediliyordu. |
10.49 – Mahkeme heyeti salona geldi. Fatih Altaylı alkışlar eşliğinde duruşma salonuna alındı.
10.49 – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı da duruşmada hazır bulundu; avukat ile diğer izleyiciler arasında jandarma görevlileri yer aldı. Cumhurbaşkanı’nın avukatı, Cumhurbaşkanı Avukatı Ahmet Özel’in yetkilendirmesiyle duruşmaya katıldığını beyan etti. Tutanakta soyadının “Özer” yazılması üzerine düzeltme talep etti; bu sırada salonda gülüşmeler ve alkışlar oldu, mahkeme başkanı salonu uyardı.
10.49 – Duruşma savcısı, Fatih Altaylı’nın cezalandırılmasını talep etti. Cumhurbaşkanı’nın avukatı da iddia makamının mütalaasına katıldığını belirterek sanığın cezalandırılmasını istedi. Bu aşamanın ardından Fatih Altaylı'nın savunmasına geçildi.
10.58 – Fatih Altaylı savunmasına, “Hoşgeldiniz Silivri’ye. İddia makamına 23 gün önce mütalaasını yazdığı için teşekkür ederim” sözleriyle başladı. Altaylı, “Emsal kararlara baktığınızda daha ağır sözler için beraat kararları olduğunu görüyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı’nın kendisinin sözlerinden çekinmesini gerektirecek bir durum olmadığını vurgulayan Altaylı, “Cumhurbaşkanı benim sözlerimden niye çekinsin, benim öyle bir çevrem yok, durumum yok” ifadesini kullandı. Altaylı ayrıca, “Ben sözlerimden sonra Cumhurbaşkanı’nın Koruma Dairesi’ne sordum, programında değişiklik oldu mu; olmamış. Yani ciddiye alınacak bir şey söylememişim” dedi.
11.00 – Altaylı: Cumhurbaşkanı İsrail ile kavga etmiş, Mossad’tan korkmamış, 15 Temmuz olmuş kalkmış İstanbul’a gelmiş. Yani Cumhurbaşkanı korkan biri değil. Ben örgüt üyesi değilim, şiddete başvurmuşluğum yok, karşınızda duran bir vatandaşım. Cezaevinde olduğum için değil ama fikri olarak haksızlığa uğradığımı söylemek istiyorum. Şu an karşınızda olmaktan utanç duyuyorum demeyeyim ama çok gereksiz buluyorum. Tehdit kastım yoktur, Sayın heyetinizden beraatimi isterim.
11.06 – Av. Emine Rezzan Aydınoğlu: 15 Temmuz sonrasında bile orada bulunan 120 kişi bile Cumhurbaşkanına Suikast suçundan beraat etmiştir. Bunun dikkate alınması lazım. Müvekkilim sadece tarihi bir örnek vermiştir, bu örnekle suçlanması mümkün değildir. Yargıtay bu dosyalarda katılma taleplerini yerinde bulmuyor. Müvekkilin beraatine karar verilsin.
11.14 – Av. Ömer Teker: Bugün müvekkilim 158 gündür tutukludur. İddia makamı mütalaasında pek de yeni bir şey söylememiştir. Müvekkil TCK 310/2 ve 106/1 kapsamında yargılanıyor, 310/2 değil. Böylelikle savcılığın mütalaasında yer verdiği CMK 100/3 gereği katalog suç olarak kabulü mümkün değildir. İzzet Özgenç ve Zeki Hafızoğulları’nın bu husustaki görüşlerini aktarıyoruz.
Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerden korktuğunu söylemek abesle iştigaldir. Daha ağır söylemlere ilişkin beraat kararlarını sunuyoruz. “Erdoğan’ı da asacaklar” diyen birine ilişkin yargılamada tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varmıştır Yargıtay. Sayın mahkemeye sunuyoruz. Müvekkilin beraatini isteriz.
11.33 – Av. Metin Sinan Aslan: Bir insanın sözü ile başka bir insana fiili saldırıyı nasıl yapabileceğini ortalama zekâya sahip birinin anlaması mümkün değildir. Bu suç için fiil gerekir, dosyamızda böyle bir fiil yoktur. Bu yargılama konusu madde 99 yıldır aynı. Bu süre zarfında bir Yargıtay kararı yok ki sözle bu suçun işlenebildiğini söylesin. Savcılık 15 Temmuzda uçaklarına binip Cumhurbaşkanlığına saldıran pilotların dosyalarını emsal diye sunmuş. Bu dosyayla ne alakası var. Ne umuyor bunu sunarak savcılık?
11.34 – Av. Metin Sinan Aslan, Faruk Erem’in kitabını çıkarıp okumaya başladı. Mahkeme heyetine: “Bunu okumak ister misiniz?”
Mahkeme Başkanı: “Gerek yok avukat bey, sunacaksanız sunun dosyaya.”
Av. Aslan: “Yok, az bulunuyor bu kitap, vermeyeceğim. İtalya’da bu kanun var, devlet başkanına yumurta atmayı bile içine almıyor orada yüksek mahkeme. Niye İtalya’yı söylüyorum, çünkü bizim kaynak kanunumuz İtalya’dır. Bu yorumla, Cumhurbaşkanını görünce yüzü asılan kişiyi de cezalandırmanız gerekir. Bir tane Fetullahçı demiş ki ‘Erdoğan’ı ailesiyle birlikte öldüreceğim’, işte tehdit budur. Ceza almış. Tehdit suçu böyle olur, sana göre bana göre gibi bir şey değildir tehdit. Olduğunda herkes anlar. Altaylı kendisini belki doğru ifade edememiş olabilir. Belki daha iyi ifade edilebilirdi. Ama kesinlikle tehdit kastı yoktur. Osmanlı’da bunlar oluyordu demiş müvekkil. Olmuyor muydu? Osmanlı’da plebisit vardı da bizim mi haberimiz yok? ‘At fava RTE 2017’de olmayacak’ yazan kişiye beraat kararı verilmiştir.”
11.50 – Av. Erinç Sağkan: “Savcılığın mütalaasını Fatih Altaylı’ya uygulanan hukuka aykırılığın bir aynası olarak gördüm. Matufiyet şartını uzun uzun anlatmıştık. Savcı mütalaasında konuyu bağlamından koparmış, aynı bir Cumhurbaşkanı başdanışmanının ‘suyun ısındı’ yazarak algı oluşturduğu esnada yaptığı gibi. Üzülerek bunu tespit ediyorum.
Bizim Anayasamızda hiçkimsenin hayat boyu Cumhurbaşkanlığı imkanı yoktur. 2 kez ve istisna olarak 1 kez daha yapılması mümkündür. Mutlak imkansız olan bir şey için bu suç işlenemez. Tutukluluk unsurları yoktur. Bu tutukluluk ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne bir gözdağıydı. Artık bir cezayı da aştı infaza dönüştü. Kaldı ki infaz kanunu da ortada. Tahliyesini talep ediyoruz."
Mahkeme, son sözünü sordu. Altaylı, “Tahliyemi ve beraatimi isterim” dedi.
Heyet, duruşmaya ara verdi.
Hapis cezası ve tutukluluk devam kararı
12.58 - Mahkemeye verilen yaklaşık 1 saatlik aranın ardından heyet kararını açıkladı. Altaylı, “Cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm edildi ve tutukluluğunun devamına karar verildi.
Mahkemenin kararını açıklamasının ardından Fatih Altaylı, elindeki dosyayı ve notları havaya fırlatarak salondan ayrıldı.
Birinci duruşmada yaşananlar için tıklayın.
Fatih Altaylı'nın soruşturmaya gerekçe gösterilen konuşmasıAltaylı, YouTube kanalındaki programda, ''Cumhurbaşkanı ömür boyunca Cumhurbaşkanı olarak devam etsin mi diye halka sormuşlar. Halkın yüzde 70'i buna karşıymış. Siz bu oranı nasıl görüyorsunuz?'' sorusuna, şu yanıtı vermişti: ''Bu oran çok da beklediğim oran. Çünkü şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmenin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez. Türk halkına çeşitli nedenlerle kızabilirsin, Türk halkının oy verme biçimine, oy kullanma alışkanlıklarına bir sürü nedenle kızabilirsin. Katılmayabilirsin de. Hatta çok sinirlenip bazılarının yaptığı gibi yok bidon kafalı yok göbeğini kaşıyan adam falan da diyebilirsin. Onlar o kişilerin kendi fikirleridir. Ama şunu diyemezsin. Abi Türk halkı sandığı sever kardeşim. Ve gücün kendisinde olmasını ister. Yani babasını seçse oraya koysa babasını değiştirme ihtimalini elinde tutmaktan hoşlanır. Bu da yeni bir şey değil yani. Geçmişine bak bu milletin yakın geçmişinden de söz etmiyorum uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir. Hoşuna gitmediği zaman istemediği zaman. Padişahını yuhlamış bir millettir. Az buz değildir öldürülen suikaste kurban giden Osmanlı Padişahı. Suikast demeyelim de komploya kurban giden veya boğazlanan veya intihar etti süsü verilmiş. O yüzden öyle baktığın zaman bu halk her şeyden vazgeçebilir ya da vazgeçmiş gibi görünür ama seçme hakkının elinden alınmasından ve kendi kaderini kimin belirleyeceğini belirleme hakkının elinden sonsuza kadar alınmasından hoşlanmaz. O yüzdendir ki burada hakiki bir diktatörlük kurma hayali olanlar asla kuramazlar. Tam kurduklarını zannederken bir de bakarlar ki kuramamışlar. Tam aksine bu onların da lehine olmaz ülkenin de lehine olmaz. Çok net görüyoruz işte. Bu ülkenin yüzde 70'i Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyor anlamına gelmez bu. Ülkenin bir bölümü elbetteki Tayyip Erdoğan'dan hoşlanmıyor, bir bölümü nefret ediyor da olabilir ama yüzde 70'i Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyor değildir. Ama yüzde 70'i bir dakika kardeşim, biz sana yetki verdik ama bunu hanedan haline gel, hayat boyu orada kal hatta sonunda da oğluna, damadına, yeğenine devret istemez bunu Türk halkı. Geçmişe baktığın zaman hiçbir zaman istemediğini görüyorsun. Türk halkının bir şeyi vardır. Bir dakika. Ben önemliyim. Ben seni sevdiğim için sen oradasın. Ben senden memnun olduğum için oradasın. Sen bana efelenemezsin. Türk halkının yüzde 70'i bu kanaattedir. O da onu gösteriyor zaten." |


