Sözcü yazarı Saygı Öztürk, Ergenekon davasında sanık olarak yargılandığı sırada firarı savcı Zekeriya Öz'ün 'itirafçı' olarak kullandığı, Danıştay’ın basılarak hâkim Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesinin de faillerinden olan Osman Yıldırım'ın "yeniden itirafçı olmak istediğini" yazdı.
Sözcü yazarı Saygı Öztürk, Ergenekon davası sürecinde yaşanan 'gizli tanıklıkları' ve İBB iddianamesini eleştiren bir yazı kaleme aldı.
Ergenekon Davasının avukatlarından birisi Celal Ülgen'in İBB iddianamesine dair yorumunu da aktaran Öztürk'ün yazısı şöyle:
"(...)
Osman Yıldırım, Ergenekon davasının hem sanığı, hem gizli tanığı olmuştu. Osman’ın verdiği ya da ona söylettirilenle çoğu kişinin canı yandı. Sonunda Ergenekon Davasından serbest bırakıldı. Dönemin ünlü Savcısı Zekeriya Öz, Osman’a “Osman’ım” dediği de yayılmıştı. Tahliye olduktan sonra Osman kayboldu. Yurt dışına gittiği söyleniyordu. Bu arada Savcı Zekeriya Öz de FETÖ’cü çıkmış, o da hakkında yurt dışı çıkış yasağı olmadığı için Hopa Sarp Sınır Kapısından yurt dışına çıkmış, oradan Almanya’ya gitmişti.
Osman Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’ye döndü. Dönem değişmişti. Osman yakalandı, cezaevine konuldu, Danıştay Davasından ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
"İç yüzünü anlatmak istiyorum, beni yeniden yargılayın"
Şimdi, Osman Yıldırım değişik makamlara dilekçeler veriyor. “Danıştay saldırısı ve Ergenekon’un iç yüzünü anlatmak istiyorum. Beni yeniden yargılayın” diyor. Hangi pazarlıklar sonucu bu olayların içinde yer aldığını açıklarsa bugün önemli görevlerde olanların çok zor duruma düşeceğini de öne sürüyor.
Osman, “Ben yandım, beni bu yola itenleri de yakacağım” havasında. Osman’ın yurt dışına çıkması, kendi anlatımına göre koruma verilmesi, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra Türkiye’ye dönmesi ilginç. O şimdi Edirne Cezaevinde yatıyor. Danıştay Davası kapsamında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yazdığı dilekçelerde, “Danıştay Davasının iç yüzünü açıklamak istiyorum” diyor. Gizli tanık Osman cezaevinde, savcı ise FETÖ’den yurt dışına kaçtı. Osman verdiği dilekçelerde, kendisini gizli tanık yapıp sonra ortada bırakanları yakmak için dilekçe üstüne dilekçe veriyor...
"Bu kadar gizli tanıklık olacak iş değil"
Ergenekon Davasının unutulmaz avukatlarından birisi Celal Ülgen’di. Gizli tanıklardan çok çekti. Ekrem İmamoğlu Davasında 15 gizli tanık olmasını da şöyle yorumladı:
“Gizli tanıklık, bir hadiseyi doğrulamak için yapılır. Örneğin FETÖ döneminde birisinin bilgisayarına bir şeyler yüklüyorlar, sonra da onu uygulamak için, gizlemek için ya da gerçeği çıkarmak için gizli tanık kullanıyorlar. Bu kadar gizli tanıklık olacak iş değil. İmamoğlu soruşturmasında 15 gizli tanık var. Ama şimdi gizli tanık sadece iddia ediyor. Sadece gizli tanıkla sanıklar mahkum edilemez. Bunun bilinmesi lazım.”
Yazının tamamını okumak için tıklayın.
T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı. Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi. İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi. İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı. Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi. Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi. İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ İBB iddianamesinde “örgüt” çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor! İBB'ye yönelik "yolsuzluk" soruşturmasında iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar... |


