T24 Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya liderlerinin bir araya geldiği Antalya Diplomasi Forumu'nun açılında yaptığı konuşmada, "Barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Devlet Bahçeli'nin ifadesiyle tek kanatlı bir kuş değildir, tarafların sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri büyük önem arz ediyor" dedi. Türkiye'nin tarafların istekli olması halinde doğrudan bölgedeki müzakerelerin devamı için de her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazır olduğunu ifade eden Erdoğan, "İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır olunmalıdır. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Hürmüz Boğazı'ında tavrımız nettir, ticari gemilere açık olmalı" diyen konuştu.
Dünya liderlerinin bir araya geldiği Antalya Diplomasi Forumu, Belek Turizm Merkezi'ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi'nde başladı. Bu sene beşincisi düzenlenen 17-19 Nisan tarihleri arasındaki etkinliğe 150'den fazla ülkeden 20'yi aşkın devlet ve hükümet başkanı ve 40'tan fazla dışişleri bakanı katılacak.
Dikkat çeken liderler arasında Pakistan Dışişleri Bakanı Şahbaz Şerif, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov gibi isimler de var. Bu yıl "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" temasıyla toplanan forumda liderler, Ortadoğu'daki savaş, Hürmüz Boğazı'ndan geçişler ve İran limanlarına yönelik abluka gibi konuları da ele alacak.
Kritik görüşmelerin yapılacağı söz konusu forum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açılış konuşmasıyla başladı.
|
MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın katıldığı televizyon programına gönderdiği mesajda, "Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat 27 Şubat'ta Abdullah Öcalan'ın yaptığı çağrı ve bugün geldiğimiz fesih kararıyla kendisini kesin gösterdi. İki kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz. Sabırla bekleyip barışın hakim olması ve terörsüz Türkiye hedefimize erişmek için bazı konuların gereksiz yere tartışılmasına mahal yok" demişti. |

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:
"Tarihin kültürün ve diplomasinin şehri Antalya'ya hoş geldiniz. Öncelikle Çarşamba günü Kahramanmaraş'ta yaşadığımız acı olayın ardından arayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum, Rabbim kimseye böyle acılar yaşatmasın.
Küresel bir markaya dönüşen ADF'yi organize eden Dışişleri Bakanlığımıza, Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu'na tebriklerimi iletiyorum. Türkiye olarak ADF'yi diplomatik temas kavramının içine hapsetmiyoruz. İnsanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceğine dair derinlikli istişarelerin yapıldığı bir platform olarak görüyoruz. Günümüzde diplomasi insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğini belirliyor. 5 sene önce çıktığımız bu yolda ADF, geleceğe dair umudun platformu olmuştur. Forumun sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin barışın anahtarı misyonuna katkı sağlayacağına inanıyorum.
İnsanlık ailesi olarak içinden geçtiğimiz dönemini doğru okumamız şarttır. Uluslararası sistemde yaşanan şartları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak, bizi meselenin özünde uzaklaştıracaktır. Güç dağılımı değişiyor, yeni aktörler yükseliyor, rekabet kızışıyor. Tüm bunlar sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuzu değiştirmiyor. Ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Kural temelli sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susuyor.

"Bu organizasyonu dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız. Günümüzde diplomasi, yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi, aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. 5 sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir.
“Tehlikeli bir eşikte olduğumuzu görüyoruz”
İnsanlık ailesi olarak içinden geçtiğimiz dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmemiz, dinamikleri doğru okumamız şarttır. Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Güç dağılımı değişiyor, yeni aktörler yükseliyor, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuzu görüyoruz.”
“Krizin ulaştığı boyutu görmek için Gazze'ye bakmak yeterlidir “
Kural temelli olduğu iddia edilen sistemin, kuralların ihlal edildiği yerde susarken insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmaların en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradaki esas sorun seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz, evvelemirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterlidir. Son 2,5 yılda, 73 bin Filistinli İsrail saldırılarında can verirken, yaralananların sayısı 172 bini geçti. Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2100 kişi yaralandı" diye konuştu.
“Müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir”
Gazze'de yaşananları yalnızca insani trajedi olarak okumanın eksiklik olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Gazze'deki soykırım, mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Eğer bir sistem, masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa, bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Bu tablo, ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz mümkün müdür? Özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir. Bizim dünya beşten büyüktür şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün olur. Sadece güçlülerin hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır.
40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta Pakistan Başbakanı Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir."
“Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır”
“Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir" diyen Erdoğan, şunları söyledi:
“Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli'nin ifadesiyle 'Barış tek kanatlı bir kuş değildir'. Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazırlıklı ve müteyakkız olunmalıdır. Tansiyonun tırmandığı Hürmüz geçişi ile ilgili bizim tavrımız çok nettir. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığını görüyoruz. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın çevremizdeki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna'daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyuyoruz. Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim. Türkiye tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır" dedi.


