T24 Haber Merkezi
Tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in ihlal kararının kesinleşmesi ile hukukçular Demirtaş’ın tahliye edilmesi hakkında çağrıda bulundu. Eski AİHM Yargıcı ve T24 yazarı Rıza Türmen, T24’e yaptığı açıklamada, “Burada kararın kesinleşmesiyle yapılabilecek tek bir şey vardır o da uygulamak. Figen Yüksekdağ ve diğer Kobani hükümlülerinde de aynı ihlaller var. Demirtaş için söylenen ihlallerin diğer Kobani davası tutukluları için de uygulanması gerek. Ama şu ana kadar bu kararları uygulamayan devlet, bu sefer uygular mı onu göreceğiz” diye konuştu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer de “Başta Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay ve aynı durumdaki herkes hakkındaki AİHM/AYM kararlarının yerine getirilmesinin geciktirildiği her gün anayasal düzenlemeler ihlal edilmişti, edilmeye devam ediyor. Türkiye hukuka dönüş için ilk adım olarak, gecikmeksizin bu kararların gereklerini yerine getirmeli” dedi.
AİHM Paneli, Türkiye’nin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkında AİHM Büyük Daire’de yeniden ele alınması talebiyle geçen ay yaptığı itirazını reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu. Demirtaş'ın avukatları, AİHM'in ihlal kararının kesinleşmesinin ardından tahliye başvurusunda bulundu.
Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen: Devletin yükümlülüğü kesinleşen kararı uygulamak ve Demirtaş’ı serbest bırakmaktır
Kararın kesinleşmesi hakkıda T24’e konuşan eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, şöyle dedi:
“Kararın kesinleşmiş olmasının anlamı açıktır. Bu kararın gereğini yapmak lazım. Sözleşmenin 46. Maddesi ne der? Bağlayıcıdır der. Devlet bunları yerine getirmelidir. Bu karara baktığınızda diğer bütün ihlaller burada da yer alıyor. Bunlara ilaveten bir de savunma hakkı ile ilgili ihlaller var. Burada devletinin yükümlülüğü kesinleşen kararı uygulamak ve Demirtaş’ı serbest bırakmaktır.
Bakanlar komitesi ağır ceza mahkemesinin Demirtaş hakkında verdiği kararın gerekçeli kararının çözümünün bitmemesi gerekçe gösteriliyor. Burada da bir ihlal durumu olduğu için Demirtaş tahliye edilsin, çözüm bu süre için çıkar deniyor. Burada kararın kesinleşmesiyle yapılabilecek tek bir şey vardır o da uygulamak.
Yüksekdağ ve diğer Kobani hükümlülerinde de aynı ihlaller var. Demirtaş için söylenen ihlallerin diğer Kobani davası tutukluları için de uygulanması gerek. Ama şu ana kadar bu kararları uygulamayan devlet bu sefer uygular mı onu göreceğiz.”
Prof. Dr. Sözüer: Türkiye hukuka dönüş için ilk adım olarak, gecikmeksizin bu kararların gereklerini yerine getirmeli
Kararı T24’e değerlendi İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, şöyle konuştu:
“AİHM, Selahattin Demirtaş ile ilgili birden çok ihlal kararı vermiştir. Bunlardan biri 2020 diğeri 2025 yılında olup bu kararlarda kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Bunun yanı sıra AİHM Selahattin Demirtaş'ın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde 'çoğulculuğu bastırma ve politik tartışma alanını daraltma' şeklinde siyasi amaçların söz konusu olduğunu açıklamıştır.
Bilindiği üzere AİHM'in kararlarında bu şekilde, devletlerin siyasi amaçlar güderek hakları ihlal edildiğini ifade etmesi son derece istisnaidir. AİHS'in18. Maddesinin ihlalinin anlamı, ceza muhakemesinde adil yargılamadan siyasi nedenlerle sapıldığı, yargılama yetkisinin siyasi amaçlarla kötüye kullanıldığıdır.
Yani sizin ülkenizde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı güvenceleri devre dışı kalmıştır Osman Kavala kararında olduğu gibi bu karar da sıra dışı bir ihlal kararıdır. Hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması en başta hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Yargı kararlarının uygulanması günlük siyasi koşul, çıkar ve gereklere bağlanırsa bu keyfiliktir.
Bu nedenlerle başta Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay ve aynı durumdaki herkes hakkındaki AİHM/AYM kararlarının yerine getirilmesinin geciktirildiği her gün anayasal düzenlemeler ihlal edilmişti, edilmeye devam ediyor. Türkiye hukuka dönüş için ilk adım olarak, gecikmeksizin bu kararların gereklerini yerine getirmeli, Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalıdır.”
Demirtaş’ın avukatı Karaman: Tahliye kararı verebilir ve belki de bir bozma ya da kaldırma kararı da verebilir
Yaptıkları tahliye başvurusunun ardından İlke TV’ye değerlendirmelerde bulunan Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, şu ifadeleri kullandı:
"Hem sadece AİHM kararını esas almak sürecinde bir karar verebilir. Diğer taraftan dosyayı esasında inceleyip yine AİHM kararını da gözeterek bir tahliye kararı verebilir ve belki de bir bozma ya da kaldırma kararı da verebilir. Yani doğrusu ben farklı bir karar çıkabileceğine ihtimal vermiyorum."
TBB Başkanı Sağkan: Gerekli adımların süratle tesis edilmesi gerekir
Sosyal medya hesabı üzerinden kararın kesinleşmesini değerlendiren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, şöyle dedi:
“AİHM, Selahattin Demirtaş hakkında 2020 ve 2025’te verdiği kararlarda, sadece kişi hürriyetinin ihlal edildiğini ortaya koymamış, aynı zamanda yargılama süreçlerinde “çoğulculuğu bastırma ve politik tartışma alanını daraltma” gibi gizli amaçlar güdüldüğünü de tespit etmiştir. AİHM'in bu tür bir belirlemede bulunması (AİHS md. 18 ihlali) çok nadir ve sıra dışı bir durumdur. Bu karar, bize yargılama sürecinde “yetki saptırması” yapıldığını, yargılamaya politik müdahalelerde bulunulduğunu ve başta tarafsızlık ve bağımsız mahkeme güvencesi olmak üzere usuli yapının temel dayanaklarının kökten aşındığını söylemektedir. Bu nedenle vaka, AİHM’in verdiği diğer ihlal kararları gibi ele alınıp ezbere yorumlarla değerlendirilemez. Selahattin Demirtaş bakımından ihlali ağırlaştıran yan açılımlara ve tali değerlendirmelere yönelmek yerine, AİHM kararının gereğinin gecikmeksizin hayata geçirilmesi esastır. Bu kapsamda tahliye kararı başta olmak üzere gerekli adımların süratle tesis edilmesi gerekir.”
AİHM uzmanı hukukçu Altıparmak: Hükûmetin kararın gereğini yerine getirmesi gerekir
Kararın kesinleşmesini T24’e değerlendiren AİHM uzmanı hukukçu Kerem Altıparmak, şöyle konuştu:
“Büyük Daire'ye gönderilmesine ilişkin başvuruların yüzde 95'inden fazlasını reddedilir. Bu benim açımdan ve içtihatı takip edenler açısından sürpriz niteliği taşımayan bir karar. O nedenle aslında zaten olağan olan oldu. Normalde bir AİHM kararı kesinleştiği zaman Bakanlar Komitesine gönderilir ve hükûmetin o kararın gereğini yerine getirmesi gerekir.
Aslında kesinleşmeden önce de bizim iç hukukumuza göre AİHM böyle bir karar vermişken mahkemelerin direnmesi, ‘karar kesinleşsin’ demesinin çok da hukuki bir dayanağı yoktu. Uluslararası hukuk açısından da artık Türkiye'nin ‘Ben kararı uygulamıyorum çünkü henüz kesinleşmedi’ gibi bir iddiası olamaz bu dakikadan sonra. Uymama konusunda bugüne kadar ki yaklaşım nedeniyle katî bir şey söyleyemiyoruz ama uluslararası hukuk açısından karar bağlayıcı şu anki tutukluluğuyla ilgili olduğu için bu artık.
Bir de öyle bir bahane vardı. ‘Daha önceki karar bununla alakalı değil’ diyorduk, bu karar diyor ki ‘Hayır bu daha önceki tutuklamanın yerine geçen yeni bir tutuklama değil aslında bunda da bir kuvvetli suç şüphesi yok, bunda da siyasi nedenlerle tutuklama var bu nedenle bunun aslında tek çözümü tahliye edilmesi ve hakkındaki bütün suçlamaların düşürülmesi.’
Hukukî bağlayıcılık şu anda başladı yani komiteye gitti gitmedi, oldu olmadı gibi bir durum yok. Şu anda yapılacak bir şey olmadığına göre bu kararın gereğinin yerine getirilmesi lazım.
Gereği nedir, peki kararda yazıyor, yani iki kere iki dört. Buradaki temel ayrım şu, normalde bir karar verildiğinde bu kararın üç tane sonucu oluyor AİHM kararı açısından bir tanesi tazminata hükmettiyse, ki burada var, o tazminatın üç ay içinde ödenmesi gerekiyor. İkinci ayağı ise eğer kararda o kişiyle ilgili bireysel bir önlem kararı varsa, tahliye edilmesi gibi, onun uygulanması lazım. Üçüncüsü de genel önlemler alınması gerekiyor.
Bakanlar Komitesi'nin rolü büyük ölçüde aslında bu genel önlemlere ilişkin, yani söz gelimi eğer keyfi bir tutuklamaya yol açan ceza hükmünün değişmesi gerekiyorsa onu değiştirdin mi ya da uygulamasına ilişkin bir geliştirme yapılması gerekiyorsa onu geliştirdin mi diye bakıyor. Ama bireysel önlem açısından burada yapılacak çok açık olduğu için Bakanlar Komitesi tabii uygulanmazsa uygula diyecek, Kavala'da yıllardır diyor. Ama Bakanlar Komitesi bunu demese de artık bu kararın şu dakika itibariyle uygulanması gerektiği açık olduğu için Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerekir.
Yani avukatlarının herhangi bir tahliye başvurusunda bulunmasına bile gerek kalmadan mahkeme bu karar üzerinden karar verebiliyor.”
Ersan Şen: Dava devam ediyorsa, işin esası ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne ve İHAM’a gidilemez
Sosyal medya hesabından kararın kesinleşmesi hakkında paylaşım yapan Ersan Şen, şöyle yazdı:
“İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin ihlal kararı; başvurucunun talebi üzerine yargılama yenilenmesine konu edilir ve kararda belirtilen esasa müessir ihlal giderilerek, hakimlik veya mahkeme tarafından yeni bir karar verilir. Ancak bu sırada; yargılama evre değiştirir, hukuka aykırılığı tespit edilen işlem tükenir veya davada hüküm verilerek, koruma tedbirine ilişkin itirazın sebepleri ortadan kalkar veya değişirse, İHAM’ın kesinleşmiş ihlal kararı yargılamanın yenilenmesi yolunu açmaz, tazminata konu olur. Dava devam ediyorsa, işin esası ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne ve İHAM’a gidilemez. Olağan kanun yolları beklenir. Başvurucu; önce olağan kanun yollarında hakkını arar, sonuç alamazsa işin esası ile ilgili AYM’ye ve İHAM’a gitme hakkına sahip olur.”


