T24 Haber Merkezi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında "Dersim Tertelesi", engellilerin hak talepleri ve İran Savaşı üzerinden ekonomi yönetimine değindi. Kürt meselesinde sürecin hukuki zemine kavuşturulması gerektiğini söyleyen Bakırhan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a "Özel yasayı hemen Meclis'e sunalım" çağrısı yaptı. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'ın statüsüne ilişkin sözlerini "tarihî" olarak nitelerken "Altına imzamızı atıyoruz" dedi. TBMM bünyesinde de sürecin takibi için "Süreç İzleme ve Takip Kurulu" kurulmasını önerdi.
Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Dersim Tertelesi"nin yıl dönümünü anarak başladı. Bölge halkının hafızasında "Roce Şae" (Yas Günü) olarak kabul edilen günü hatırlatan Bakırhan, "Dün andığımız 4 Mayıs, Dersim'in kara hafızasında yalnızca bir tarih değil, bu topraklarda işlenmiş en büyük insanlık suçlarından biridir. Tertele'nin üzerinden seksen sekiz yıl geçti, ama acısı ilk günkü gibi" dedi. Bakırhan, Seyit Rıza'nın "Başını dik tut cigeram, alnımızda kara leke yok" sözünün "onurun, direncin ve hakikatin sesi" olduğunu belirterek, "Devlet artık sağa sola çekmeden Tertele'yi tanımalı, Dersim'den özür dilemelidir. Seyit Rıza ve bütün yol arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır. Bunu, Şeyh Said ve diğer tüm kayıpların mezar yerlerinin açıklanması talebimizle genişletmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
"Engelli yurttaşlarımızın partisiyiz"
Bakırhan, konuşmasında engelli yurttaşların yaşadığı sorunlara da geniş yer ayırdı. Türkiye'de birçok toplumsal kesimin "onuruyla ve eşit biçimde yaşama sorunu" olduğunu söyleyen Bakırhan, "Bu kesimlerin başında da sayıları 10 milyonu bulan engelli yurttaşlarımız geliyor. Biz, bütün görünmez kılınanların sözünü ve siyasetini temsil ediyoruz. Bu nedenle engelli yurttaşlarımızın partisiyiz" dedi.
Engelliler ve ailelerinin "sistematik bir sağlamcı saldırıyla" karşı karşıya olduğunu belirten Bakırhan, "Yok sayılmakla ve yoksullukla mücadele ediyorlar. Türkiye, BM Engelli Hakları Sözleşmesi'ne imza atmış olmasına rağmen bu hakları yaşama geçirmiş değildir. 2005'ten bu yana yasal zorunluluk olmasına rağmen erişilebilir kentler, ulaşım, kamusal alanlar ve yaşam alanları hâlâ kurulmamıştır" diye konuştu.
DEM Parti'nin her mayıs ayının ilk pazar gününü "Engelliler Onur Yürüyüşü Günü" ilan ettiğini belirten Bakırhan, ilk yürüyüşün "Bu onurda senin de izin olsun" sloganıyla Diyarbakır'da yapıldığını söyledi. Bakırhan, "Erişilebilir kent, işaret dilinin anadil olarak tanınması, her kurumda işaret dili tercümanı bulunması, medikal cihazlardan vergilerin kaldırılması, eğitim ve sağlık hakkı gibi taleplerini dile getirdiler. Bu düzen engellileri evlere hapsediyor, okullarda ayrımcılığa, sokaklarda görünmezliğe itiyor. Biz bu durumu kırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
"Gerçek zirveleri biz sayalım"
İran Savaşı'nın dünya ekonomisini sarstığını söyleyen Bakırhan, Türkiye'nin savaşa dahil olmamasına rağmen ekonomik faturayı işçilerin, emekçilerin ve yoksulların ödediğini belirtti. İktidarın "başarı" ve "büyük zirveler" söylemine karşı ekonomik göstergeleri sıralayan Bakırhan, şunları söyledi:
"Gelin, o gerçek zirveleri biz sayalım: 2022'de yüzde 85,5 ile tarihi enflasyon zirvesi, yine 2022'de 900 puanla tarihi risk primi zirvesi, 2023'te 1,37 trilyon TL ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek bütçe açığı zirvesi, dünyada eşi görülmemiş yüzde 150-200'lük kira artışı zirvesi, yüzde 31,5'e fırlayan geniş tanımlı işsizlik zirvesi, 112 bin 660 TL'ye dayanan yoksulluk sınırı zirvesi."
Bakırhan, "2008'de 'teğet geçti' dediler, 2018'den beri süren kriz ise hayatlarımızı darmadağın ediyor. Biz bu hayırsız zirveleri istemiyoruz. Karslı hayvancılıktan, Rizeli çaydan hayır görsün, İstanbul'da işçi insanca yaşasın. Bu uğursuz zirveleri değil, insan onurunun zirvede olduğu bir yaşam istiyoruz" dedi.
Kurtulmuş'a çağrı: Komisyon koordinatörlerini çağırın
Kürt meselesinin demokratik çözümüne ilişkin de konuşan Bakırhan, Türkiye'nin tarihsel rolünü oynayabilmesinin yolunun "Kürt meselesinin demokratik çözümünden" geçtiğini söyledi. "Barış kaygı ve tereddüt değil, cesaret ister" diyen Bakırhan, "Bugün barış için tüm şartlar uygundur ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir. Esnaf soruyor, asker annesi soruyor, tutsak annesi soruyor, öğrenci soruyor: Siyaset neden cesaret edemiyor? İktidar neyi bekliyor?" ifadelerini kullandı.
Sürecin hukuki zemine bağlanması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, "Bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan, onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa, hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan tohum yeşermez. Hukuk, Meclis'in 'Ben izleyici değil, kurucu özneyim' demesidir" dedi.
Bakırhan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a da çağrıda bulundu: "Devlet 'Silah bıraksınlar, biz adım atarız' diyor. PKK 'Yasal zemin olsun, biz bırakırız' diyor. Her iki tarafın kaygısını anlıyoruz. Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz: Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini çağırın. Elimizde bir müşterek belge var. Komisyon raporumuz var. Özel yasayı hemen Meclis'e sunalım. Bu teklifi bu hafta verelim. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın."
Bahçeli'nin sözlerine destek: Altına imzamızı atıyoruz
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bugün partisinin grup toplantısında Abdullah Öcalan'ın "statü meselesinin" konuşulması gerektiğini belirterek, "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisinde bulundu. Bahçeli, "Temennimiz PKK'nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır" ifadelerini kullandı.
Bakırhan, Bahçeli'nin bu çıkışına konuşmasında destek verdi. Öcalan'ın hukuki durumunun "açık ve net bir çerçeveye" kavuşmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Bakırhan, "Fiziki koşullarının iyileştirilmesi, görüşme ve iletişim imkânlarının genişletilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunludur" dedi.
Bakırhan, Öcalan'ın "Benim tek derdim sorun çözmektir. Statüden kastettiğim şey çalışma koşullarına sahip olmamdır. Kişisel konfor değil, iletişimdir" sözlerini aktararak, "Herkes çok iyi biliyor ki Sayın Öcalan'ın kişisel konfora dair tek bir isteği olmamıştır. Tek bir derdi vardır, başlattığı bu mücadelenin yasal ve demokratik adımlarla başka bir evreye taşınmasıdır" diye konuştu.
Bahçeli'nin daha önce yönelttiği "Öcalan'ın statüsü ne olacaktır?" sorusunu "tarihi" olarak nitelendiren Bakırhan, "Bu soru orta yerde duruyor ve hâlâ cevabını beklemektedir. Bugün Bahçeli'nin grup toplantısında statü konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imzamızı atıyoruz" dedi.
"Süreç İzleme ve Takip Kurulu" önerisi
Bakırhan, konuşmasının sonunda DEM Parti'nin sürece ilişkin somut önerisini de açıkladı. "Biz, polemik değil çözüm üretmeye ve makul öneriler geliştirmeye gayret ediyoruz" diyen Bakırhan, "Yarım asırlık örgüt silahı devreden çıkardı. Meclis inisiyatif aldı. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma kuralım. Adı, 'Süreç İzleme ve Takip Kurulu' olabilir" ifadelerini kullandı.
Kurulun denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabileceğini belirten Bakırhan, "Meclis'teki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı olsun. Bu kurul denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır, ortak aklı işleterek sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir" dedi.
Bakırhan, kurulun akademi ve sivil toplumla da istişare edebileceğini belirterek, "Süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşerek hızlandırabilir, ortak aklı ve vicdanı işletebilir" diye konuştu.
Akın Gürlek’in açıklaması sonrası Rabia Naz Vatan'ın şüpheli ölümü aydınlatılacak mı?![]() |



