CHP'li Tanrıkulu Silivri'de tutuklu bulunanları ziyaret etti: Darbelerin de bu rejimin de bir sonu var, Türkiye’yi demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

CHP'li Tanrıkulu Silivri'de tutuklu bulunanları ziyaret etti: Darbelerin de bu rejimin de bir sonu var, Türkiye’yi demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız

Sezgin Tanrıkulu / Silivri

T24 Haber Merkezi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri'de tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve partisinin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanız Zeydan Karalar’ı, siyasetçileri, belediye başkanlarını, Osman Kavala’yı, Van Büyükşehir önceki Belediye Başkanı Bekir Kaya’yı, Can Atalay’ı ve daha bir çok kişiyi ziyaretinin ardından, "Yazılan iddianameleri, ekleriyle birlikte satır satır okuyoruz. Her şeyin farkındayız.
Bir yandan da övünerek Avrupa’nın, hatta dünyanın en büyük duruşma salonlarını yapıyorlar. Peki bu büyük duruşma salonları hangi dönemlerde yapılırdı? Darbe dönemlerinde. İşte bu yüzden 19 Mart için 'darbe' diyoruz; sivil darbe diyoruz. Ama bilinmelidir ki bu darbelerin de bu rejimin de bir sonu var. Mücadele ediyoruz. Cesaretimizden hiçbir şey eksilmedi. Mutlaka bu rejimi değiştireceğiz. Türkiye’yi demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız" dedi.

Tanrıkulu, tutuklu bazı siyasetçi ve belediye başkanlarını Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde ziyaret etti.

Tanrıkulu ziyaretinin ardından şu açıklamaları yaptı:

"Yılın ilk günlerinde Silivri’de Marmara Cezaevi’ndeyim.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar’ı, siyasetçileri, belediye başkanlarımızı, dostum Osman Kavala’yı, Van Büyükşehir önceki Belediye Başkanı Bekir Kaya’yı, Can Atalay’ı ve birçok dostumuzu ziyaret ettim.
Hepsi aracılığımla herkese iyi yıl dileklerini, sevgilerini ve selamlarını ilettiler.

Ancak ortada çok açık bir gerçek var: Türkiye’deki rejim bir demokrasi değil. Bu rejim bir otokrasidir ve varlığını sürdürebilmek için kutuplaşmaya, düşmanlaştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Kendini sürekli yeniden üretmenin yolu olarak bunu seçmiştir. Bu nedenle Ekrem İmamoğlu da, siyasetçiler de, aktivistler de, avukatlar da bugün cezaevindedir.

Türkiye’de demokrasinin bedeli ödeniyor. Uzun yıllardır ödeniyor. Cezaevinde olanlar, gözaltına alınanlar; demokrasi, adalet ve özgürlük için bu bedeli ödüyorlar. Türkiye’de cezaevine girmek, gözaltına alınmak neredeyse yerine getirilmesi gereken bir kamu hizmetine dönüştürülmüş durumda.

Ama şunu herkes bilsin: Yapılan bu zulümleri, bu zalimlikleri asla unutmayacağız.
Özellikle yargı eliyle yürütülen bu zalimlikleri hiç unutmayacağız.
Bu yaşananlar yalnızca Adalet ve Kalkınma Partisinin siyasi projesinin bir parçası değildir; aynı zamanda yargının araçsallaştırılmasıdır. Sadece Savcılar değil, bu kararları veren Hakimler de bu sürecin içindedir. Tutuklama kararları veriliyor, tahliye kararları verilmiyor; tutukluluğun devamına hükmediliyor. Üstelik bunların neredeyse tamamı hukuka aykırı delillerle yapılmaya çalışılıyor.

Bunun farkındayız. Yazılan iddianameleri, ekleriyle birlikte satır satır okuyoruz. Her şeyin farkındayız.
Bir yandan da övünerek Avrupa’nın, hatta dünyanın en büyük duruşma salonlarını yapıyorlar. Peki bu büyük duruşma salonları hangi dönemlerde yapılırdı? Darbe dönemlerinde.

İşte bu yüzden 19 Mart için “darbe” diyoruz; sivil darbe diyoruz.
Ama bilinmelidir ki bu darbelerin de, bu rejimin de bir sonu var.
Mücadele ediyoruz. Cesaretimizden hiçbir şey eksilmedi.
Mutlaka bu rejimi değiştireceğiz.
Türkiye’yi demokrasiyle, adaletle ve barışla buluşturacağız."

 

 


Antalyalı iki ortaokul öğrencisi buldu: Manyetohidrodinamik Aracı

 

 

İlgili İçerikler