Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde yarın yapılacak meclis seçimleri, yalnızca adanın iç siyaseti açısından değil, Türkiye–AB ilişkileri, Kıbrıs müzakereleri ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik dengeleri bakımından da önem taşıyor. Kamuoyu yoklamaları, 600 bine yakın kayıtlı seçmenin oy kullanacağı seçimlerin adada uzun süredir devam eden siyasal parçalanmayı daha da derinleştirebileceğine işaret ediyor. Seçimin ardından Kıbrıs tarihinin en parçalı parlamentolarından biri ortaya çıkabilir.
Seçimde Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’i destekleyen merkez partilerin oy kaybetmesi beklenirken, aşırı sağcı ELAM da yükseliş trendini sürdürüyor. Anketlere göre, mevcut meclisin yüzde 80’e yakınını elinde tutan merkez partiler DİSİ, sosyalist AKEL ve DİKO önemli oranda oy kaybetse de hala Kıbrıs siyasetinin başat aktörlerleri olmaya devam edecek.
GKRY’deki başkanlık sisteminde Cumhurbaşkanı halk oyuyla belirlense de yarınki seçimler 2028’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri için önemli bir gösterge olacak.
Kamuoyu yoklamaları, bağımsız adaylar ve küçük partilerin ise 56 üyeli parlamentoda daha fazla temsil elde edeceğini gösteriyor. Son dönemdeki siyasi skandallar ve yolsuzluk haberleriyle mevcut siyasilere karşı sarsılan güven halkı popülist, merkez dışı, “denenmemiş” seçeneklere itiyor.
Örneğin influencer olarak kazandığı şöhretle Kıbrıs siyasetinde yükselen Fidias Panayiotou’nun partisi ADK ideoloji dışı bir çizgide ve internet üzerinden doğrudan siyasete katılımı savunuyor. Yüzde 3.6’lık seçim barajını aşarak meclise ilk defa girmesi beklenen bir diğer parti ALMA ise siyasetin yerleşik aktörlerine duyulan öfkeyi dile getiriyor ve yolsuzluk karşıtı söylemiyle dikkat çekiyor. İdeolojik tercihlerin zayıflayacağı öngörülen bu meclis tablosu, önümüzdeki dönemde daha ada siyaseti için kırılgan koalisyon dengeleri ve daha sert siyasi söylemler anlamına gelebilir.
Aşırı sağın yükselişi Ankara’yla ilişkileri daha da gerginleştirebilir
750’den fazla adayın olduğu seçim öncesinde en dikkat çeken gelişmelerden biri, aşırı sağcı ELAM’ın yükselişi. Yunanistan’daki Altın Şafak Partisi’nin Kıbrıs muadili olan hareket son 10 yılda oylarını neredeyse üçe katladı ve anketlere göre alabileceği yüzde 10’luk oy oranıyla ülkedeki üçüncü büyük siyasi aktör haline gelebilir. Kıta Avrupası’ndaki benzerleri gibi sert göçmen karşıtlığıyla bilinen ELAM’ın güçlenişiyle Kıbrıs müzakarelerinde daha sert bir çizginin öne çıkması bekleniyor. Partinin parlamentoda kazanması beklenen sandalye sayısının yaratacağı baskı GKRY’i Doğu Akdeniz’deki güvenlik ve silahlanma eksenli politikalara daha da yaklaştırabilir.
Lefke Avrupa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Hasgüler ELAM’ın özellikle gelecek kaygısı taşıyan gençler için bir cazibe merkezi yarattığını ve “Türk karşıtı” siyasetiyle çok sayıda genci etrafında topladığını aktarıyor. Aynı zamanda 2025 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhubaşkanlığı Seçimi’nde bağımsız aday olarak yarışan Hasgüler, güneyde halkın geniş kesiminin ELAM’ın yükselişinden rahatsız olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Hristodulidis ve destekçilerinin ELAM ile dirsek teması içinde olduklarını dile getiriyor.
Türkiye açısından olası senaryolar
Ankara açısından seçimlerin en önemli başlıklarının başında Kıbrıs sorununun geleceği bulunuyor. Türk tarafı son yıllarda “iki devletli çözüm” tezini öne çıkarırken, Rum tarafı da iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modelini savunmayı sürdürüyor.
Aşırı sağın mecliste yaratacağı aritmetik baskı, BM öncülüğündeki müzakereler için zaten pamuk ipliğine bağlı olan çabaları tümüyle zorlaştırabilir ve geçtiğimiz ekim ayında Kuzey Kıbrıs’ta müzakere yanlısı aday Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle artan umutları yeniden suya düşürebilir.
Son dönemin sıcak konularından bir diğeri ise Doğu Akdeniz’deki enerji ve deniz yetki alanı tartışmaları. Geçtiğimiz haftalarda kamuoyuna yansıyan Mavi Vatan Kanunu, Yunanistan ve Kıbrıs’ın tepkisini çekmişti. Kıbrıs meclisinde aşırı sağ ve popülist vekillerin artışyla deniz yetki alanları tartışması daha da alevlenmesi söz konusu.
Hasgüler ise Kıbrıs müzakerelerinin daha reel bir zeminde gerçekleştiğini, Doğu Akdeniz’deki bloklaşmadan ve İsrail’den göreceli bir özerkliğe sahip olduğunu belirtiyor: “Türkiye çözüme güçlü bir destek verirse bambaşka bir senaryoyla karşılaşabiliriz.” Hasgüler’e göre Türkiye’nin çözüme vereceği destek, Kıbrıs siyasetindeki ELAM faktörünün etkisini de zayıflatabilir.
İsrail–İran geriliminin gölgesinde seçim
İsrail–İran savaşı da seçim kampanyalarının arka planındaki önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Son aylarda GKRY İsrail vatandaşları açısından önemli bir geçiş ve lojistik merkezi haline geldi; Larnaka ve Baf’taki hareketlilik hem Kıbrıs içerisinde hem de Türkiye’de güvenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
GKRY’nin Yunanistan ve İsrail ile geliştirdiği askeri iş birliğinin Doğu Akdeniz’de yeni bir stratejik eksen oluşturduğu değerlendirilirken üçlü işbirliğinin ortak tatbikatlar, enerji güvenliği ve hava savunma koordinasyonu alanlarında derinleşiyor.
Merkez partilerden sosyalist eğilimli AKEL, ada hükümetinin İsrail ile işbirliğini eleştirerek, bunun adayı hedef haline getirdiğini savunurken, DİSİ gibi merkez sağ partiler İsrail ve Batı ile güvenlik ilişkilerinin geliştirilmesini zorunlu olduğunu
Meclis seçiminden çıkacak tablo, GKRY’nin güvenlik politikalarını da doğrudan etkileyebilir. Milliyetçi ve güvenlikçi partilerin güç kazanması halinde savunma harcamalarının artırılması ve İsrail–Yunanistan hattındaki askeri işbirliğinin daha görünür hale gelmesi bekleniyor.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’den Prof. Kıvanç Ulusoy ELAM’ın meclisteki yükselişinin Akdeniz’deki askeri hareketlilik açısından sonuçları olacağı görüşünde: “ELAM Kıbrıs siyasetinde yeni ve radikal bir hareket. Diğer partiler gibi oturmuş ve statükoyu sürdüren partilerden değil. Rum halkı arasında İsrail karşıtlığı yaygın olsa da bunu çok dikkate alan bir parti değil. Ajandası bölgesel savaşa açık bir parti.”
Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki askeri varlığı, İHA/SİHA kapasitesi ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri de Rum siyasetinde seçim kampanyalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Yunanistan’ın bile ELAM’ın agresif politikalarını dizginlemekte yetersiz kalabileceğini savunan Ulusoy, partinin İsrail-Kıbrıs-Yunanistan ilişkisini derinleştirmek isteyeceğini ve daha saldırgan bir politikayı zorlayacağını ifade ediyor.
Seçimin resmi olmayan sonuçlarının yarın akşam TSİ 21.30’da açıklanması bekleniyor. Kesin sonuçlar ise pazartesi günü 12.00 basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanacak.


