Ayhan Bora Kaplan davasında eski emniyet müdür yardımcısının avukatı: Örgüt Susurluk'un 10 katı skandala sebep olacak kadar güçlü; bir tarafı medyaya, bir tarafı yargıya, bir tarafı emniyete dayalı!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Ayhan Bora Kaplan davasında eski emniyet müdür yardımcısının avukatı: Örgüt Susurluk'un 10 katı skandala sebep olacak kadar güçlü; bir tarafı medyaya, bir tarafı yargıya, bir tarafı emniyete dayalı!

“Türkiye’deki en büyük suç örgütüne operasyonu yapan insanlar tutuklandı ve isimlerinin yan yana gelmesi bile olanaksız  insanlar birlikte aynı dosyada yargılanıyor. Bu itibar suikastı değil midir? Görev geri alınır ama ya itibar?”

serdar sertçelik ayhan bora kaplan

Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün yeniden görülen davasının duruşmasında çapraz sorgusu yapılan müşteki sanık eski Organize Suçlarla Mücadele Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, sanıkların ve sanık avukatlarının sorularının tamamına “Cevap vermiyorum” şeklinde yanıt verdi. Duruşmada Sabah gazetesi Haber Müdürü Halit Turan’ın, “Ayhan Bora Kaplan Suç örgütü ile ilgili kendi sorumluluklarını örtmeye çalışan, sürekli başkalarını hedef alan Emniyetçiler günlerdir konuşuyor konuşma sırası bizde” şeklinde paylaşımını okuyan Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu, Turan’ın tanık olarak dinlenmesini talep etti. Demircan’ın avukatı Recep Öksüz ise "Örgüt ahtapot gibi, bir tarafı medyaya, bir tarafı yargıya, bir tarafı emniyete dayalı. Susurluk skandalının belki de on katı derecede skandala sebebiyet verecek kadar güçlü bir örgüt" dedi. Duruşmasında savunma yapan müşteki sanık komiser Ufuk Gültekin, “Serdar Sertçelik kaçtığı gün, kimlik değiştirme talebinin ne durumda olduğunu sordu” dedi. Duruşmada reddihâkim talebinde bulunan Ayhan Bora Kaplan, “Reddihâkim talebinde bulunmamızın nedeni dijital materyallerle ilgili hiçbir şey sormamanız. Bu da ‘deliller var ama biz bunları görmüyoruz’ demektir. Tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünüyoruz” dedi. 

Ayhan Bora Kaplan (ABK) suç örgütüne yönelik 17’si tutuklu 61 sanığa verilen bir kısım cezaların istinafta bozulmasının ardından operasyonu düzenleyen polisler, Kaplan’ın avukatları ve M7 kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik’in bulunduğu dosyaların birleştirilmesi sonucu oluşan 76 sanıklı dosyaya ilişkin açılan davanın ilk duruşmasının beşinci celsesi görülüyor.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada, Ayhan Bora Kaplan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar hazır edildi. 

ANKA'dan Esra Tokat'ın haberine göre, duruşma, müşteki sanık eski Organize Suçlarla Mücadele Müdür Yardımcısı Şevket Demircan'ın çapraz sorgusuyla başladı.

Savcı, Serdar Sertçelik’in ağabeyi ve ailesinin örgüt tarafından tehdit edildiğine dair bilginin iletilmesinin ardından, can güvenliğine yönelik hangi önlemlerin alındığını ve bu işlemlerin tutanağa geçirilip geçirilmediğini sordu.

Demircan, söz konusu tehdidin üst makamlara bildirildiğini, ayrıca Sertçelik’in ağabeyine herhangi bir sorun yaşaması halinde kendileriyle irtibata geçmesinin söylendiğini ifade etti ve ancak bu süreçte herhangi bir tutanak düzenlenmediğini belirtti.

Savcı, ayrıca Demircan’a, tutuklanıp tahliye edildikten sonra Serdar Sertçelik’le doğrudan ya da aracılar üzerinden temas kurup kurmadığını da sordu. Demircan ise "Olmadı, olması da mümkün değil" şeklinde yanıt verdi.

"Gazeteciler Şimşek, Zihni Çakır, Nedim Şener ve Halit Turan ile görüştünüz mü?” sorusunu yanıtlamadı

Demircan da diğer müşteki sanıklar eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ve Eski KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner gibi sanık avukatlarının hiçbir sorusuna yanıt vermedi.

Demircan sanık avukatlarının “Sorulara yanıt vermiyor olmanızın nedeni nedir” şeklindeki soruya da “Yanıt vermiyorum” cevabını verdi.

Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Rıdvan Şahin, “Başkanım, soruları yanıtlamıyorlar. Kaplan’ın sorularını siz sorar mısınız?” demesi üzerine Mahkeme Başkanı, “Hayır öyle bir durum olamaz. Ben dosyaya ilişkin sorularımı sordum” dedi.

Şahin, Demircan’a dosya ile ilgili basında yer alan haberleri kastederek, “Gazeteciler Abdurrahman Şimşek, Zihni Çakır, Nedim Şener ve Halit Turan ile görüştünüz mü?” diye sordu. Demircan soruyu yanıtlamadı.

Tanık dinleme taleplerine ilişkin ara kararda hüküm kurulacak

Sabah Gazetesi Haber Müdürü Halit Turan’ın, “Ayhan Bora Kaplan Suç örgütü ile ilgili kendi sorumluluklarını örtmeye çalışan, sürekli başkalarını hedef alan Emniyetçiler günlerdir konuşuyor konuşma sırası bizde” şeklindeki sosyal medya paylaşımını okuyan Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu da “Turan’ın tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” dedi. Mahkeme Başkanı, tanık dinleme taleplerini duruşma sonunda ara karar ile bağlayacağını ifade etti.

“Eyyup Yıldız ile ilgili herhangi bir araştırma ve inceleme yaptınız mı?” sorusu

Ayhan Bora Kaplan’ın, "SS’lere girdim yani Süleyman Soylu ve Sadık Soylu, Fatih’e girdim…’ şeklinde mesajlar atıyorsun gece 4’te. Eğer bu telefonun içeriğini siz hazırlamadıysanız bu mesaj nedir?", "Bizim dosyalarımızla ilgili ya da başka dosyalarla ilgili sahte ihbarlar yaptırıyor muydunuz", "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başdanışmanı Eyyup Yıldız ile ilgili herhangi bir araştırma ve inceleme yaptınız mı?" şeklindeki sorularına da "Cevap vermiyorum" diyerek yanıt vermedi.

Dosyanın M7 kod adlı gizli tanığı ve sanığı olan Serdar Sertçelik de Demircan’a, “Söylediklerinizi yapmadığım için abimi kara para aklama operasyonunda gözaltına aldınız mı?", "Abim gözaltındayken benimle konuştuktan sonra ve ben ‘tamam istediğinizi yapacağım’ dedikten sonra abimi serbest bıraktınız mı?", "Nurullah Kopuk’u benim yanıma gönderdiğinizi kabul ettiniz. Polis olmayan birisi ile böyle çalışmanız doğru mu?", "Ahmet Yıkılmaz ve Yüksel Kocaman aleyhinde bilgi vermemi istemenizin sebebi nedir?" sorularını yöneltti. Demircan bu soruları da yanıtsız bıraktı.

Avukat Öksüz: Örgüt ahtapot gibi, bir tarafı medyaya, bir tarafı yargıya, bir tarafı emniyete dayalı

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmada, müşteki sanık eski Organize Suçlarla Mücadele Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz, savunma yaptı. Öksüz, savunmasında şunları kaydetti:

"Müvekkiller bir operasyon yaptılar ve bu operasyon nedeniyle de kendilerine bir operasyon yapıldı. Tutuklandılar, cezaevine girdiler. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nce bir iddianame düzenlendi, ‘suçluyu kayırma’ suçundan. İddianamenin bomboş ve delile dayanmadığını gördük. Örgüt ahtapot gibi. Bir tarafı medyaya, bir tarafı yargıya, bir tarafı emniyete, bir tarafı da sokağa dayalı. Böyle güçlü bir örgüt.

"Susurluk skandalının belki de on katı derecede skandala sebebiyet verecek kadar güçlü bir örgüt"

Susurluk skandalının belki de on katı derecede skandala sebebiyet verecek kadar güçlü bir örgüt. Bu yüzden gerekli kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduk, bulunacağız da.”

Mahkeme Başkanı, Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz’e, “Serdar Sertçelik’in telefonunun nasıl size ulaştığına dair tanıklığınıza başvurmak istiyoruz, kabul eder misiniz? Bulunan telefon ile ilgili bir açıklama yapmak ister misiniz?” şeklinde soru sordu. Avukat Öksüz de “Tanıklıktan ziyade, bilgi sahibi olarak elbette anlatabilirim” dedi.

Reddihâkim talebi reddedildi

Öksüz’ün savunmasının ardından, Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Rıdvan Şahin söz alarak, reddihâkim talebinde bulundu. Şahin, “Yargılamanın başlangıcında ‘hem örgüt hem de örgüte operasyon yapanlar birlikte yargılanıyor’ dediniz. Ayrıca djital delilleri hala vermediniz ve müvekkilimin sözlerini kestiniz. Bu üç gerekçe ile reddihâkim talebinde bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.  

Kaplan da “Biz sadece adil yargılanmak istiyoruz. Dijital materyaller konusunda talapte bulunmuştuk. Reddihâkim talebinde bulunmamızın nedeni, dijital materyallerle ilgili hiçbir şey sormamanız. Bu da ‘deliller var ama biz bunları görmüyoruz’ demektir. Tarafsızlığınızı yitirdiğinizi düşünüyoruz. Murat Çelik’e bir tane yazışmalar hakkında soru sormadınız” diye konuştu.

Savcı da “Reddihâkim talebi duruşmayı uzatmak amacı taşıdığının açıkça anlaşıldığı” değerlendirmesinde bulunarak talebin reddedilmesini istedi. Mahkeme Başkanı, talebi değerlendirmek için duruşmaya 15 dakika ara verdi. Aranın ardından ara kararını açıklayan Mahkeme Heyeti, reddihâkim talebini reddetti ve iki hafta içerisinde karara itiraz hakkının bulunduğunu ifade etti.

Ufuk Gültekin: Yolda Ayhan Bora Kaplan’a yönelik operasyon yapacağımızı öğrendim

Aranın ardından duruşmaya, müşteki sanık komiser Ufuk Gültekin’in savunmasıyla devam edildi. Yaklaşık 20 yıldır farklı büyükşehirlerde çalıştığını ve 2018’de Ankara’ya tayin olduğunu ifade eden Gültekin, şunları anlattı:

“7 Eylül 2023 günü Şevket Müdür, 'Yanına bir kaç kişiyi de al havaalanına operasyona gideceğiz' dedi. Yolda Ayhan Bora Kaplan’a yönelik operasyon yapacağımızı öğrendim. Organizasyonun başından sonuna kadar ben adli talimatların dışında serçe parmağımı bile oynatmadım, oynatmam da. Savcılıktan gelen talimatların hepsi hukuka uygun şekilde yerine getirildi.

“Serdar Sertçelik’in ifadesine bir müdahalemiz yok”

Yaklaşık 1 ay sonra Kıbrıs KOM’dan birinin numarasını verdi bana Kerem Müdürüm ve ‘Serdar Sertçelik gelecekmiş. Bir sor bilgi al’ dedi. Ben de aradım, sordum. Sonrasında Şevket Müdürüm ‘Serdar geldi ve gizli tanık olacak’ dedi. Bana da ‘Git savcı Bey’e gizli tanık prosedürünü sor nasıl olduğunu’ dedi. Savcı da ‘Önce bana bir bilgi notu gönderin, hangi konular hakkında bilgi vermek istediğine dair’ dedi. Serdar o kadar çok şey söylüyordu ki bizim bunları yazmamız saatler sürerdi. Biz de kısa notlar aldık ve Şevket Müdürüme ilettim.

Serdar Sertçelik bir ifadesinde, ‘Bana zorla yazdırdılar, okutturdular’ dedi. Bunu kesinlikle reddediyorum. İfadeyi alan polis memuru arkadaşımız bize gece 3 gibi yazmış ‘ifade bitti komiserim, bilgisayara kaydettik’ diye. Mesajlar da var. Ben de sabah işe gelince müdürlerime ilettim. Sonra da Savcı Bey’in odasında ifade verdi tek başına. Bizim hiç bir müdahalemiz yok. Ben karakol amirliğinde vekaleten çalışan bir insanım. Başka bir amacım olamaz benim.

“Mesajların hepsi kayıtlı. Ben hiçbir şeyi silmem çünkü yanlış birşey yapmadım”

Mahkemeye çıktığı gün ‘Ufuk, bu Serdar abisi için bir şeyler söylüyor. Bana numarasını vermek istedi. Ben de şüpheli ile dışarıda görüşmem’ dedim. Şevket Müdürüme sordum o da ‘sen numarasını al’ dedi. Ben de ‘doğru olmaz’ dedim. Sonrasında 3-4 defa aradı ve Şevket müdürle görüştü. Sonrasında defalarca mesaj attı, ‘Murat Müdür ile Şevket müdür ile görüşmek istiyorum’ diye. Bu mesajların hepsi kayıtlı. Ben hiçbir şeyi silmem çünkü yanlış birşey yapmadım."

"Serdar vurulduğunda, 'Ayhan Bora kaplan tarafından yaptırıldığını düşünmüyorum’ dedi"

Sanık Komiser Gültekin, Çankaya’da bir restoranda silahlı saldırıda yaralanan Serdar Sertçelik'in vurulduğu güne ilişkin de konuştu. Sertçelik vurulduğunda, Gökhan Komiser ile Şehir Hastanesi’ne gittiklerini ancak Sertçelik'in taburcu olduğunun söylendiğini belirten Gültekin, şunları kaydetti:

"Sonra annesinin evine gittik. Orada da bulamadık. Tanık korumadan bir komiser arkadaş ‘annesinin evine geçmiş’ dedi. Ben bu bilgiyi üstlerime ilettim. Öğleden sonra Ahmet Yıkılmaz Başsavcımızın bir talimatı oldu ve akabinde de dosya savcısının detaylı araştırılması için talebi oldu. Sonra bir polis müdürünün talimatı ‘gidin konuşun örgüt mü yapmış vs.’ Sonrasında Serdar’ın evine gittik. Ayağı alçılı vaziyetteydi. Biz ‘Ne olduğunu anlat. Gizli tanık konusuyla alakalı mı bir şey oldu’ dedik. Serdar da ‘Yok abi tamamen tesadüf. Ayhan Bora kaplan tarafından yaptırıldığını düşünmüyorum’ dedi. Bunun dışında ne Serdar ile görüşmem ne de konuşmam var. Kendimizi güvence altına almak için, gittiğimiz operasyonlarda bir suça karışmadığımızı göstermek için elimizdeki tek şey ses kaydıdır. Bunu kimseye göndermeyiz. Bu dosyada iki kısım var. Ben ‘Proje 1’ Amiriyim, Gökhan Komiser de ‘Proje 2’ Amiriydi. Serdar’a yönelik ikinci operasyonda evine ekip gidiyor. Burada doktor raporu mevzusu var. Evine ekip gönderilmiş, giden ekibe Serdar, ‘Ayağa kalkarsam sakat kalabilirim, doktor ayağına basma dedi’ diyor. Sonra savcı Bey rapor istiyor. İlk rapor alınmış. Hala benim haberim yok. Sonra Savcı Bey’e iletmesi için Gökhan Komiser’i aramışlar. Gökhan Komiser’e ulaşamamışlar ve beni aradılar. Ben de ‘Benim haberim yok, benim haberim olmadan bir şey iletmem’ dedim. Bana ‘Ulaşamadık Gökhan Komiser’e’ dedi. Ben de ‘Savcı Bey’i arayıp sorayım öyle döneyim’ dedim. Savcı Bey de ‘Evet benim talimatım’ dedi. Ben de gidip aldım bu belgeyi. Ardından Savcı ‘Bu yetersiz geri götür’ dedi. Ben de geri götürdüm. Rapor olayıyla ilgim sadece budur."

"Kaçmadan önce son bir kez daha teyit aldı"

Komiser Ufuk Gültekin, Serdar Sertçelik'in kaçtığı güne ilişkin de konuştu. Sertçelik'in evine gittiklerini, annesinin "babasıyla hastaneye gittiğini" söylediğini aktardı. Gültekin, şöyle devam etti:

"Babasını arıyoruz, telefonu kapalı. Serdar’ı arıyoruz kapalı. Bunun üzerine Şevket Müdürü aradım ‘evde değilmiş hastaneye gitmiş’ dedim. O da ‘tamam’ dedi. Şahsa ulaşamadık, bekleme yaptık. Savcılıktan ‘acil’ diye müzekkere geldi, evde olmadığına dair bir tutanak iletilmesi şeklinde. Onu hazırladık. Benim bu şahsın kontrol edilmesiyle ilgili hiçbir görevim yoktur. Zaten ayağında elektronik kelepçe vardır ve görevli olan bu konuda bölge karakolu ve Tanık Koruma Şube Müdürlüğüdür. Şahsın vurulduğu gün 24 saat koruma sağlanıyor tanık koruma kararının kaldırıldığı güne kadar. Şahıs kimlik değişikliği ve yurt dışına yerleştirilme konusunda taleplerinin olduğunu, güvenli ev konusunda bir talebi olmadığını beyan etmiştir. Kaçtığı gün tanık Sertçelik, kimlik değiştirme talebinin ne durumda olduğunu sordu Tanık Koruma Şube’yi arayıp. Yani kaçmadan önce son bir kez daha teyitini alıyor. Belli ki daha önce planlanmış ve teyitini alamayınca da kaçıyor. Evden kaçma hususu konusunda yani biz burada görevli değiliz. Daha sonrasında kaçtığı gün ya da bir gün sonra Efe Sertçelik diye biri beni aradı ve ben açmadım. Çünkü artık firar oldu ve ben firar birisiyle görüşmem."

“Bu siyasi isimlerden bahseden, en başından itibaren sanıklar ve avukatları”

Sanık Gültekin, "eski bir başsavcının verilerini incelediğimiz iddia ediliyor" diyerek, bunun kesinlikle yanlış bir bilgi olduğunu iddia etti. Yaptıkları çalışmaların log kayıtlarının bulunduğunu, hepsinin kayıtlı olduğunu belirten Gültekin, "Bu veriler silinmez, saklanır. Bizim siyasetle bir işimiz yok. Bu siyasi isimlerden bahseden, en başından itibaren sanıklar ve avukatları. Bize savcı ve mahkeme talimat verir. Biz de bu işlemleri yaparız. Bizim Gökhan ile Serdar’ın evine gidip ‘kaç’ dediğimiz söyleniyor. Bunu reddediyorum. 26’sında bunu yaptığımız söyleniyor ama bizim HTS’miz zaten Emniyet’te gösteriyor bizi. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bana gelen adli talimat neyse onu yaparım. Yeni gelen telefon hakkında da beni bir Jandarma personeli aradı ‘ifade vermelisiniz, gizlilik kararı var’ dedi. İfade verdik oradan Savcılığa gittik. Bu telefondan bir örnek aldık. Bunu da söyledik Şevket Müdüre, 'Haberiniz vardı da bize niye söylemediniz' diye sorduk. Bu telefonun içeriği gerçekten çok üzücü. Doğru olduğunu da 4-5 kurum doğruladı. Ne diyeyim, üzücü. Hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum" beyanında bulundu. 

"Türkiye’deki en büyük suç örgütüne operasyonu yapan insanlar tutuklandı"

Duruşmada, ara karar sonrası sanıklardan Ufuk Gültekin’in avukatı Sultan Penez’in savunmasına geçildi.

Penez savunmasında, “Türkiye’deki en büyük suç örgütüne operasyonu yapan insanlar tutuklandı ve isimlerinin yan yana gelmesi bile olanaksız  insanlar birlikte aynı dosyada yargılanıyor. Bu itibar suikastı değil midir? Görev geri alınır ama ya itibar?” dedi.

Ayhan Bora Kaplan, bu sözlere tepki göstererek, “Biz suç örgütü değiliz, daha kesinleşmedi. Doğru konuşsun” dedi. Mahkeme Başkanı, savunmayı bölmemesi konusunda Kaplan’ı uyardı.

"Sattığı kişinin yanına oturan kişiden medet umuyoruz"

Penez savunmasında, “Biz en başından beri adalet dileniyoruz. Yol yürüdüklerini satmış, fırsat bulduğunda yurt dışına kaçmış ve ardından bir video paylaşmış, ardından tutuklanıp yurt dışına gelince yeniden saf değiştirmiş ve duruşmada ‘abi’ diyerek sattığı kişinin yanına oturan kişiden medet umuyoruz ne yazık ki” savunmasını yaptı.

Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu ise sanıkların sorulara yanıt vermediği gerekçesiyle kendi sorularının zapta geçirilmemesinin, adli yargılama hakkının engellenmesi anlamına geldiğini ifade etti. Köroğlu, “Bu karardan vazgeçilmesini talep ediyoruz. Aksi takdirde tekrar bizim için bir reddi hakim talebinde bulunmamız anlamına gelmektedir” dedi.

Mahkeme Heyeti, reddi hakim talebinin reddini kararlaştırarak, davayı saat 09.30’a erteledi.

İlgili İçerikler