T24 Haber Merkezi
Anksiyete bozukluklarının nedenleri uzun süredir araştırılırken, yeni bilimsel bulgular dikkat çekici bir ihtimali gündeme taşıyor: Beslenme eksiklikleri. Özellikle kolin adı verilen temel bir besin maddesinin yetersiz alımının, anksiyete ile bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu ilişkinin henüz kesinleşmediğini vurgulasa da son çalışmalar, anksiyete yaşayan bireylerin beyinlerinde kolin seviyelerinin daha düşük olabileceğine işaret ediyor.
Very Well Health’ten Mira Miller’in aktardığına göre Boston Üniversitesi’nde diyetisyen ve beslenme uzmanı olan Joan Salge Blake, yumurta gibi gıdalarda bulunan ve suda çözünebilen temel bir besin maddesi olan kolinin iyi bir ruh sağlığı için gerekli olduğu ve eksikliğinin anksiyeteye yol açabileceği fikrinin oldukça yeni ve gelişmekte olan bir konu olduğunu söyledi.
TIKLAYIN | Vagus Siniri Mucizesi
Blake, “Kolin, diğer şeylerin yanı sıra, hafıza, ruh hali ve beyin ile sinir sisteminin diğer işlevleri için bir nörotransmitter olan asetilkolinin üretimi için gereklidir,” dedi.
Kolin ile anksiyete arasında kesin bir ilişki olduğunu kanıtlayacak yeterli araştırma henüz bulunmasa da bazı çalışmalar bir bağlantı olabileceğini öne sürüyor.
En yakın zamanda, 2025 yılında yapılan sistematik bir derleme ve meta-analiz, anksiyete bozukluğu olan kişilerin beyinlerinde kolin içeren bileşiklerin daha düşük seviyelerde bulunduğunu ortaya koydu.
University of Western States’te insan beslenmesi ve fonksiyonel tıp direktörü olan Christopher Browne, “Meta-analiz, benzer çalışmalardan elde edilen verileri bir araya getirerek daha güçlü sonuçlara ulaşılmasını sağlayabilir,” dedi: “Bu durumda sonuçlar, incelenen çalışmalar boyunca anksiyete bozukluğu olan kişilerin beyin dokularında belirgin şekilde daha düşük kolin seviyelerine sahip olduğunu gösterdi.”
Browne, araştırma yazarlarının ayrıca ölçüm kalitesi daha yüksek olan çalışmaların beyin kolin seviyeleri ile anksiyete bozuklukları arasında anlamlı bir ilişki gösterme olasılığının daha yüksek olduğunu bulduğunu ve bunun ilişkinin gücüne olan güveni artırdığını söyledi.
Ancak Browne, bu meta-analize dahil edilen çalışmaların kolin dışındaki beyin kimyasalları hakkında daha az veri içerdiğini ve bu kimyasalların anksiyete üzerinde önemli etkileri olabileceğini belirterek bunun önemli bir sınırlama olduğunu ifade etti; bu nedenle bulgular tam bir tablo sunmuyor.
Browne, “Diğer beyin kimyasallarının kolinle birlikte anksiyeteyi nasıl etkilediğini, beynin farklı bölgelerindeki kolin seviyelerinin (serebral korteks altındaki bölgeler dahil) anksiyete üzerindeki etkilerini ve hangi diğer besin maddelerinin bu süreçleri etkileyebileceğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var,” dedi ve şunları ekledi: “Bu, anksiyete bozukluklarının fizyolojisini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak ve bu kişiler için yeni tedavi yaklaşımlarını ortaya çıkarabilir.”
Araştırmalar sınırlı kaldığı için anksiyeteyle mücadelede ilk seçenek olarak koline yönelmemelisiniz.
Browne, “Anksiyete bozuklukları, ideal olarak birlikte ele alınması gereken karmaşık fizyolojik ve psikolojik faktörlerin bir kombinasyonunu içerir,” dedi. Süregelen anksiyete sorunları yaşayan kişiler için kişiye özel bir plan geliştirmek adına nitelikli bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanın önemli olduğunu belirtti.
Bununla birlikte, nitelikli bir beslenme uzmanına danışmak, kolin veya beyin fonksiyonunu ve ruh sağlığını etkileyebilecek diğer besin öğelerini artırmanız gerekip gerekmediğini belirlemenize yardımcı olabilir.
Browne, beslenmede kolin eksikliği varsa bir beslenme uzmanının yumurta, soya fasulyesi ve shiitake mantarı gibi kolin açısından zengin gıdaların tüketimini artırmayı veya takviye kullanımını önerebileceğini söyledi.
Ne kadar koline ihtiyacınız var?
Güncel kolin önerisi kadınlar için günde 425 mg, erkekler için ise günde 550 mg’dır. Ancak Blake, birçok yetişkinin günlük ihtiyacının yalnızca yaklaşık %65 ila %70’ini karşıladığını belirtti.
Kolin çoğunlukla et, kümes hayvanları, balık ve yumurta gibi hayvansal kaynaklarda bulunur; ayrıca bazı baklagiller, tahıllar ve sebzelerde de yer alır.
Blake’e göre bazı örnekler şunlardır:
- 1 büyük haşlanmış yumurta: 147 mg
- 85 gram pişmiş sığır eti: 117 mg
- Yarım su bardağı kavrulmuş soya fasulyesi: 107 mg
- 85 gram pişmiş tavuk göğsü: 72 mg
- 85 gram pişmiş yağsız kıyma: 72 mg
- 85 gram pişmiş morina balığı: 71 mg
- Yarım su bardağı barbunya fasulyesi: 45 mg



