T24 Haber Merkezi
Levent Kazak
2020'lerin başlarında bir arkadaşıma Haluk Levent üzerine biyografik bir film senaryosu yazma işi gelmişti. Tefecileri türlü numaralarla atlatarak konserler veren anti kahramanın bir pozitif kahramana dönüşümünün hikâyesiydi sipariş edilen. Arkadaşım bana yazacağı senaryonun hikâyesini anlatınca, "Finalle biraz oynamak lazım, eldeki çok hijyenik!" demiştim. Tövbekarın bir ermişe/kahramana dönüşme klişesini biraz daha kırmasını önermiştim aslında. Aradan 5-6 sene geçti geçmedi, Haluk Levent klişeyi Fettah füzesiyle un ufak etti, yetmedi, son bir takla daha attırdı finale, filmin türü bile değişti. Dr. Jekyll ile Bay Hyde tadında, bambaşka bir hikâyeymiş meğer kafasındaki.
BU HABERİ, T24 ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
T24'E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
T24 ABONELERİNE ÖZEL
- T24'te yayımlanan tüm yazılara erken erişim
- 1 milyon içeriği aşan T24 özel arşivine tarih filtrelemesiyle erişim
- Yaklaşık 2 bin sayfalık T24 Yıllık dergilerinin dijital arşivine erişim
- T24 Yıllık Konferansları'nı online olarak ücretsiz izleme
Ahbap Derneği kurulduğu yıllardan itibaren ihtiyaç sahibine ışık hızında ulaşan bir yardımlaşma modeli yarattı ve geliştirdi. Tüm illerde gönüllüler ordusu kuruldu, il ve ilçelere dağıldı ve bu ekipler bir yazılım ile organize ediliyordu. Bu inanılmaz hızlı bir iletişim ve hareket sağladı. Doğal afetlerde, acil durumlarda ilk onlar sahadaydı. Bu organizasyonun fikri de, yürütücüsü de aynı zamanda kumar, borç, senet sepet işlerinden sabıkalı Haluk Levent idi. Küt diye gelmedi tabii aklına bu dernek fikri, bir planın parçası olarak hele hiç değil, gençliğinden beri o adamdı. Cem Özer'in bu Laf Lafı Açıyorprogramını otuz yıl önce yayında seyretmiştim, şimdi kısacık bir parçası dönüp duruyor internette, şuraya ekliyorum.
Artık tövbe etme zamanı gelmişti ve etti. Kumar bağımlılığını bol bol dillendirdi. Kendi deyimiyle; her türlü kötülüğü bizzat deneyimleyip kendi iradesiyle reddetmiş, kolay kazancı elinin tersiyle itmiş, türlü bedeller ödemişti. Yalnız kalmadı. Yüz binler onu olduğu gibi kabul etti ve geçmişini onarma yolculuğunda ona ortak oldu. Bu karşılıklıydı, çünkü bir kişinin değişebildiğini görmek herkesin kendi içindeki "değişme ve arınma" umudunu da besliyordu. Haluk Levent'e geçmişine rağmen değil, geçmişi yüzünden güvenildi. Bir dönüşüm hikâyesini "canlı" izlemek herkese iyi geldi. Haluk Levent anketlere göre ülkenin en güvenilen kişisiydi artık. Derneğe bağış yağıyor, para deli gibi akıyordu.
Haluk Levent zor bir şey yapıyordu, herkesi idare etmek, herkesle iyi geçinmek zorundaydı. Devletle, bürokrasiyle birlikte çalışması, iktidarla masaya otururken muhalefeti hoş tutması, tüm siyasi görüşlere belli bir mesafede durması gerekiyordu. Bir sokak çocuğu olarak bunu iyi becerdi. Ahbap destekçileri de zaten bu orta yoldan rahatsız olmadı, biliyorlar, oyunun kuralı buydu. Deprem felaketi sonrası devlet kurumlarıyla girilen rekabet en büyük kırılma anlarından biriydi, belki de en azından ilk dışarıya görüneni. Ahbap, hantal devlet mekanizmasına karşı bir alternatif gibi sunulurken, Kızılay gibi köklü bir kurumun afet sırasında çadır satıyor olması ifşalanınca külahlar değişti.
Sonunda kamyon duvara çarptı. Suçlamalar, tutuklanmalar, ne idiği belirsiz borçlar, çekler, senetler, savunma sanayine uzanan bağlantılar vs. Bu haberler tabii ona inanmış, güvenmiş ve/veya maddi/manevi Ahbap'ı destekleyen kitleler üzerinde büyük hayal kırıklığı yarattı. Yine o güvenilen dağlar ve yine o yağan karlar. Duygusal yıkım oldu. Sadece sosyal medyada değil, yakın çevremizde de öyle. Bir arkadaşım en yakınından kazık yemiş gibi depresyona girdi, iyice karardı. Her gün "online" sohbet ettiğimiz Nihat Bey ise "Ekmeleddin'e, Kılıçdaroğlu'na oy verdiğimiz yetmiyormuş gibi şimdi de paraları Ahbap'ı mı kaptırdık?" yaklaşımı getirdi olaya. Toplumsal bir "kandırılmışlık" sendromunun son halkası haline geldi.
Stevenson'un yazdığı ve insanın içindeki iyi ve kötü çatışmasını anlatan romanı Dr. Jekyll ile Bay Hyde’ın matematiği gibi; kumar ve kumarın yarattığı karanlık sarmal ile debelenen Haluk Levent için toplumun önünde ayakta kalmasını sağlayan, saklanabileceği bir tür kalkan, denge unsuru oldu Ahbap. Bir yandan iyilik organize ederken, diğer yandan kumar bağımlılığını kripto, borsa vs. alanlarında genişleterek dopamin arayışına devam etti.
Ayak nasıl kaydı? Lastik ilk ne zaman patladı? Normal bir insan evladının algılayamayacağı miktarlarda el değiştiren bu paralar neyin bedeli bilmiyoruz. Borsa manipülasyonu mu, para aklama mı yoksa, tefecilik mi, bilemiyoruz. Bu oyunun içinde başka kimler var? Dahası Ahbap bu işin neresinde, toplanan yardım paralarına halel geldi mi? 2025 yılına kadar dernek üzerinde yapılan tüm mali ve idari denetimlerin doğru, şeffaf ve hukuka uygun olduğunu kabul edersek olanların dernekle ilişkisini tam olarak kestiremiyoruz. Haluk Levent X üzerinden yolladığı mesajında, içinde olduğu borç sarmalını kabul ediyor, bunun kişisel sorunu olduğunu, kurumların bu konuyu derneğe yükleyerek baskı yaptığını ve dernek üzerinden bir kumpas yürütüldüğünü iddia ediyor. Tüm suçlamaları kişisel meselelerle sınırlı tutuyor ve Ahbapbağışlarına dokunulmadığını söylüyor. hikâyenin nasıl biteceğini henüz bilmiyoruz, önümüzde sonu yazılmamış, her an kırılmalara açık bir senaryo duruyor. Şimdilik bildiğimiz bir tane gerçek var, o da Haluk Levent'in kumarı asla bırakmamış olduğu. Bir tek bu kesin. Akılalmaz meblağlar duyabiliriz yakında, belli ki kayış kopmuş.Ya Ahbap'ı kendisinden koruyacak bir sistem kurması gerekirdi Haluk Levent'in, ya da istifa edip uzaması. İkisi de olamadı. Her halükarda bitti her şey, Bay Hyde düşerken Dr. Jekyll'ı da yanında götürdü. Şimdi aynı hücrede baş başa kaldılar.
Bu hikâyenin en acı tarafı toplumsal dayanışma fikrinin aldığı derin yara. Sivil toplumun ne kadar güçlü olduğuna, ne kadar hızlı ve etkili olabileceğine dair tüm umutlar büyük bir "kandırılmışlık" hikâyesinin gölgesinde kaldı. Gece, gündüz demeden organize olan, kar, kış demeden yardımları omuzlayan genç/yaşlı tüm gönüllülerin, Ahbap'a maddi/manevi her türlü destek veren yardımseverlerlerin hayal kırıklıkları ve travması kaldı geriye. Bir çuval incir berbat oldu.


