“Köpekler kontrolsüz beslenemez” genelgesi yargıya taşınıyor: 150 avukattan Vali Gül hakkında suç duyurusu; İstanbul Barosu da dava açacak
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

“Köpekler kontrolsüz beslenemez” genelgesi yargıya taşınıyor: 150 avukattan Vali Gül hakkında suç duyurusu; İstanbul Barosu da dava açacak

avukat suç duyurusu vali davut gül özlem ateş aksoy

150 avukat, İstanbul Valisi Davut Gül"ün imzasını taşıyan, sokakta yaşayan köpeklerin kamusal alanlarda "kontrolsüz şekilde beslenmesine müsaade edilmemesine" yönelik genelgenin ardından suç duyurusunda bulundu. Avukatlar, İstanbul Valisi Gül"ün "halkı kanunlara uymamaya tahrik" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarını işlediği iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti. Avukatlar dilekçede hayvanların beslenmesinin yasaklanmasının Hayvanları Koruma Kanunu'na göre "bir hayvan neslinin yok edilmesi" suçunu oluşturacağını belirtti. İstanbul Barosu yönetimi ise genelgeye karşı dava açacaklarını bildirdi.

İstanbul Valisi Gül'ün imzasıyla "5119 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu" uyarınca "haşere ve kemirgen popülasyonundaki artışın, çevresel kirliliği ve ekolojik denge bozulmalarının önüne geçmek, ayrıca halk sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilinecek riskleri azaltmak" gerekçesiyle kamusal alanlarda köpeklerin "kontrolsüz şekilde beslenmelerini" yasaklayan bir genelge yayımlanmıştı. Genelgeyle İstanbul'da sağlık ve eğitim kurumları, havalimanları, ibadethaneler, park, bahçe, yol kenarları ve oyun alanlarında sokak köpeklerinin "kontrolsüz beslenmelerine müsaade edilmemesi" istenmişti. 150 avukat söz konusu genelgeyle ilgili olarak Vali Gül hakkında TCK madde 217, 217/A ve 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu madde 28/A uyarınca cezai yaptırımların uygulanması amacı ile iddianame düzenlenmesini talep etti.

"İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısında hayvanların beslenmesi yasaklanmadı"

Avukatlar, genelgenin "2 Temmuz'da yapılan İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısında alınan karar"a dayandırıldığını da belirterek, söz konusu toplantıda sahipsiz hayvanların beslenmesinin yasaklanmasına dair bir karar alınmadığına dikkat çekti. Bu nedenle valilik açıklamaları ve genelgeyle kamu düzeni ve genel sağlığa ilişkin olarak gerçeğe aykırı bilgiler verilerek "halkı kanunlara uymamaya tahrik" suçu işlendiği savunuldu.

"Valilik, Hayvanları Koruma Kanunu hükümlerine uymak zorunda"

Genelgede, “gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesi nedeniyle hak savunucularında korku yaratılarak hayvanların aç ve susuz bırakılmasına” neden olunacağı ve “hayvanseverlerin hedef haline getirilebileceği” ifade edilerek “kamu barışının bozulacağına” dikkat çekildi. Dilekçede şu ifadeler yer aldı:

"5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca sahipsiz hayvanları beslemek hem bir ödev hem de bir haktır. Nitekim, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca; 'Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muameleden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.' Bu hüküm Valilik makamının da uymak zorunda olduğu emredici bir düzenlemedir. 5199 sayılı Kanun"un 3. maddesi, hayvanların yaşam ortamını 'bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yer' olarak tanımlar. Hayvanların yaşam alanları, 'doğal olarak yaşadıkları her yer' şeklinde belirlenmiştir. Kanunda hastane, okul, kamusal alan, sokak ve benzeri ayırım yapılmaksızın, hayvanların bakım, beslenme, korunma ve barındırılmaları her yerde esas alınmıştır.

Gittikçe artan bir şekilde hayvanseverlere yapılan saldırılar da, kanunsuz ve yok hükmündeki bu açıklama ve genelgeler nedeni ile kamu barışının ciddi manada bozulduğunu ve bunun hukuki yollar ile engellenmesinin önemini ve ivediliğini de ortaya koymaktadır. Son olarak, hayvanları kasıtlı olarak aç ve susuz bırakmak ve hayvanlara acımasız ve zalimce muamelede bulunmak yasak olup hayvan beslenmesinin yasaklanması fiili, Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecek bir fiildir. Sahipsiz hayvanlar, Hayvanları Koruma Kanunu uyarınca evcil hayvandır ve bu nedenle de evcil hayvanlara ilişkin tüm korumalar, sahipsiz hayvanlar için de geçerlidir.

"Genelge yetki gaspıdır"

Anılan genelge maddesinde açıkça 'haşere ve kemirgen popülasyonundaki artışın, çevresel kirliliği ve ekolojik denge bozulmalarının önüne geçmek; ayrıca halk sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşabilinecek riskleri azaltmak amacıyla özellikle sağlık ve eğitim kurumları, havalimanları, ibadethaneler, park, bahçe, yol kenarları ve oyun alanlarında sahipsiz köpeklere yönelik kontrolsüz beslemeye müsaade edilmemesi...' denilmek suretiyle İstanbul Valiliği açıkça yetki gaspı yapmış ve yok hükmünde olan bu kararı hukuki bir değeri varmışcasına kurumlara göndermiş, vatandaşlar arasında kutuplaşmaya ve kamu barışını bozmaya neden olmuştur.

"Valilik kurul kararını çarpıttı, kamuoyunu yanlış bilgilendirdi"

Madde metninde atıf yapılmış olan 2 Temmuz 2025 tarihli İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısında kontrolsüz beslemenin kısıtlanması şeklinde bir karar alınmamıştır. Toplantıda alınmış olan 5 numaralı kararda, 'İlimiz genelinde; otoyollar, havalimanlarının çevreleri, parklar, hastaneler, ibadethaneler, mezarlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının açık alanlarında gerçekleştirilen kontrolsüz besleme faaliyetlerinin; çevre sağlığı, kamu düzeni ve halk güvenliği açısından çeşitli olumsuzluklara yol açabileceği değerlendirilmiş olup; bu çerçevede gerekli önlemlerin alınmasına' karar verilmiştir. Hiçbir şekilde 'besleme yasağı' kararı kabul edilmemiştir. Valiliğin kurul kararını çarpıtarak 'Yemek verilmesi yasaktır' şeklinde duyurması, kamuoyunu açıkça yanlış bilgilendirmektir.

"İdarenin yetkileri kanun ile sınırlı; kanunsuz yasak olmaz"

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu"nun hiçbir maddesinde idareye sahipsiz hayvanların beslenmesini yasaklama yetkisi verilmemiş, aksine onları besleme ve gözetme ödevi yüklenmiştir. İdarenin yetkileri kanun ile sınırlıdır; kanunsuz yasak olmaz. Bu nedenle İstanbul Valiliği'nin anılan genelge ile getirdiği yasak yetki yönünden sakat, yok hükmünde ve hiçbir hukuki sonuç doğurmamaktadır. Toplantıda yapılan şifahi görüşmelerde bu konu açıkça sokak hayvanlarına özel besleme alanları yapılabilir, besleme odakları konulabilir olarak görüşülürken toplantıdan aylar sonra görüşmelerin tam aksine karar alınmış gibi göstermek suretiyle İstanbul Valiliği halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı gibi halkı kanunlara uymamaya da teşvik etmektedir.

"Hayvanların beslenmesine engel olmak, uluslararası ve ulusal hukukun ihlali"

Sahipsiz hayvanlar, Anayasa"nın 56. maddesi uyarınca çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin bir parçasıdır. Devletin, hayvanların yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti"nin tarafı olduğu Avrupa Konseyi Ev Hayvanlarının Korunması Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı yorumları, Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi idareye; sahipsiz hayvanların yaşam hakkını ve temel ihtiyaçlarını koruma yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülüğün doğal sonucu olarak; hayvanların beslenmesine engel olmak, uluslararası ve ulusal hukukun ihlalidir.

"Hayvan beslemesi nedeniyle darbedilen, ateş edilen ve öldürülen insanlar var"

Özellikle İstanbul Valiliği gibi bir kamu kurumunun açıklamalarında daha hassas ve dikkatli olması gerektiği açıktır. Bir valiliğin, kanuni dayanağı olmayan, toplumu bariz şekilde yanlış yönlendiren, sosyal barışı bozan ve temel hakları ihlal eden açıklama yapması kabul edilemez niteliktedir. İdarenin bu konuda daha özenli davranma yükümlülüğü vardır.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun katliam yasasına dönüştüğünü izlediğimiz bu süreçte sırf kedi, köpek beslemesi nedeniyle darbedilen, silahla ateş edilen ve öldürülen insanlar olmuştur. Valiliğin hukuka aykırı açıklaması, bu şiddeti daha da körükleyecek, hayvansever vatandaşların can güvenliğini tehlikeye atacak mahiyette olup kamu barışı ve kamu düzenini bozmaktadır."

Vali Gül hakkında suç duyurusunda bulunan avukatların listesi şöyle:

İstanbul Barosu da dava açacak; "dezenformasyon yasası" şerhi

Öte yandan İstanbul Barosu"na kayıtlı olan ve suç duyurusuna imza atan avukatlar, baro yönetimini "suç duyurusunda yer almadıkları" gerekçesiyle eleştirdi. İstanbul Barosu da genelgeye karşı dava açacaklarını ancak kamuoyunda tepki çeken ve pek çok gazetecinin yargılanmasına da gerekçe gösterilen "dezenformasyon yasası" üzerinden bir suç duyurusunda bulunmayı doğru bulmadıklarını belirtti.

Şengün: Genelge yayınlandığı gibi Hayvan Hakları Merkezi olarak bir araya geldik

Genelgede imzası olan İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi avukatlarından Sena Şengün, İstanbul Valiliği'nin söz konusu genelgesi hakkında neden kurum olarak ihbarda bulunmadıklarını şöyle anlattı:

"Genelge yayınlandığı gibi İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi olarak bir araya geldik. Vali hakkında suç duyurusunda bulunmaya karar verdik. İstanbul Barosu yönetimi genelgeye karşı iptal davası açmamıza onay verdi ancak baronun merkezden sorumlu yönetim kurulu üyesinin de bulunduğu, merkez işlerinin yürütüldüğü Whatsapp grubu üzerinden kendilerine defalarca yazmamıza, birçok avukat arkadaşımızın da İstanbul Valisi Gül hakkındaki suç duyurusunun neden baro hayvan hakları merkezi olarak yapılmadığını sormasına rağmen ruhsat işleriyle uğraştıklarını gerekçe göstererek bize dönüş sağlamadılar. Sonrasında günlerce birçok başka mesele konuşuldu ama yönetim bize dönüş sağlamadı. Hâlâ bu ihbarın neden baro olarak yapılmadığı hakkında bize bir gerekçe sunmalarını bekliyoruz."

İstanbul Barosu YK Üyesi Beşli: "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma"dan suç duyurusunda bulunmayı doğru bulmuyoruz

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu (YK) Üyesi ve Hayvan Hakları Merkezi Koordinatörü Mehmedali Barış Beşli, T24'e yaptığı açıklamada baro yönetiminin TCK 217/A yani "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla yargılandığını belirterek, TCK 217/A üzerinden Vali Gül hakkında suç duyurusunda bulunmayı doğru yöntem olarak görmediklerini belirtti. Beşli, kurum olarak idari mahkemede genelgeye karşı dava açarak yürütmeyi durdurma kararının çıkmasını beklediklerini belirtti.


Vali Gül'ün tepki çeken açıklaması: "'Canım istedi, şu kaldırımda mama vereyim' dememek lazım"

İstanbul Valisi Davut Gül, genelgenin yanı sıra katıldığı bir programda yaptığı sokakta yaşayan hayvanlar hakkındaki açıklaması nedeniyle de eleştirilmişti. Gül, şunları söylemişti:

"Fatih Belediyesi bizden önce kendi ilçe sınırlarında barınağı oluşturmuştu. Fatih, Esenyurt en iyi ilçelerimiz. İrade varsa çözülmeyecek sorun değil. Doğanın dengesi ortadan kalkmış. Normalde kediler fare yakalar; İstanbul’da kediler fare yakalamıyor, kediler mamayla besleniyor, fareler de kedilerle birlikte mama yiyor. Dolayısıyla bunu ortadan kaldırmak lazım. ‘Canım istedi, şu kaldırımda mama vereyim’ dememek lazım.

Bu, kedileri toplayalım anlamına geliyor. Her önüne gelenin kediye mama vermemesi lazım. Kedi beslemek istiyorsa evinde beslesin. Farenin, kedinin birlikte mama yediği sistem sağlıklı bir sistem değildir.

Belediyelere ihtiyaç olan araziler tahsis edilmiş durumda. İnşaatları tamamlananlar var, inşaatları devam edenler var ve henüz başlamayanlar var. Bizim ana sıkıntımız şu: İstanbul’daki ilçeler çok iç içe; siz Kağıthane’deki köpeğin Şişli’ye geçtiğini anlayamazsınız. Bu Kağıthane’nin köpeği mi, Şişli’nin köpeği mi?"

İlgili İçerikler