Gürsel Tekin: CHP’li yöneticilerin Akın Gürlek ile görüştüğünü biliyorum; Özel için Arınç kadar kıymetli değil miyim?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Gürsel Tekin: CHP’li yöneticilerin Akın Gürlek ile görüştüğünü biliyorum; Özel için Arınç kadar kıymetli değil miyim?

gürsel tekin cengiz anıl bölükbaş psd'li

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım olarak atanan Gürsel Tekin, CHP’ye yönelik soruşturmalar sürecinde, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüştüğü iddialarını reddetti. Tekin, “Çok sayıda CHP'li yöneticinin Akın Bey'le görüştüğü bilgisi bende var. Hem AKP yöneticileriyle hem de MHP yöneticileriyle hangi kulislerin, hangi görüşmelerin olduğunu da çok somut bir şekilde biliyorum” dedi. Tekin, görevden alınan İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in ‘’YSK tarafından aldığım 3 tane mazbata var’’ sözlerine yönelik olarak da, ‘’Bu bizim sorunumuz değil. Bakın karar defteri benim elimde. Mühür bizde. Bunları bize veren YSK’yı şikâyet edin öyleyse’’ diye konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisiyle görüşmemesine ilişkin olarak da Tekin, ‘’Bülent  Arınç kadar kıymetli değil miyim onun için? Sayın Meclis Başkanı'yla oturup içli dışlı oluyorsunuz, konuşuyorsunuz. Birçok AKP’li, MHP'li yöneticilerle görüşüyorsunuz’’ ifadelerini kullandı.

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yönetimin görevden alınmasının ardından, CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyım olarak atanan Gürsel Tekin, T24’ün sorularını yanıtladı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in görevden uzaklaştırılması ve yerine sizin atanmanıza yönelik yapılan itirazlara ilişkin davada, mahkeme göreve devam etmeniz yönünde karar verdi. Öncelikle bu davayı nasıl yorumluyorsunuz?

Baştan başlarsak, elimde bir belge var. Bu belge Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne yazılmış bir belge. Ağustos ayında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne mahkeme 37. ve 38. Kongreleri dönemindeki yöneticilerin listesini istiyor.

Gerekçede, kongre sakatlandığı ve sorun olduğu belirtilerek, İstanbul İl Kongresi'yle ilgili bir geçici heyetle yeniden seçimin yapılması kararı alınıyor.

Genel Merkez bu yazıya cevap vermiyor. Bu sefer mahkeme dönüyor, Sarıyer Seçim Kurulu'na yazı yazıyor. Seçim Kurulu da diyor ki, ‘’Benim arşivim 5 yıllıktır, bu 5 yıllık suyun içerisinde zaman aşımı olduğu için liste bende yok.’’ Bunların ardından yeniden yazı gönderiliyor. Mahkeme, davayı açan CHP’lilere, ‘’24 saat içerisinde tarafsız olabilecek, tarafsızlığına inandığınız bir geçici kurul listesini getirin. Aksi takdirde biz kamu yöneticilerine ya da baroya vermek zorundayız’’ diyor. Arkadaşlarımız da bizim isimlerimizi yazarak mahkemeye veriyor.

Biz geldiğimizde 45- 50 gün sonra kongre yapacaktık. Yine aynı arkadaşlarımız seçilmiş olacaktı. Biz de bu vesileyle mahkeme koridorlarında ismi zikredilen kurumsal kimliğimiz Cumhuriyet Halk Partisi ismini mahkemelerde silmiş olacaktık.

Ve bütün bu iyi niyetimize rağmen görev yazısı yazıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin akli selim isimleriyle müzakerelerimiz oldu.

Dedik ki: ‘’Biz üç arkadaşız. Üçümüz de hukukçu değiliz. Yanımıza da iki tane hukukçu verin. Bir an önce bu sorunu çözelim.’’

Biz bir tarafta bu müzakereleri yürütürken arka tarafta başka müzakerelerin olduğunu daha sonra fark ettik

‘’Kayyım değil geçici heyetiz’’

 Ne gibi müzakereler?

Bir kısım sözde CHP’liler sorunu derinleştirelim arayışı içine girmişler. HDP'yi aramışlar, İşçi Partisi'ni aramışlar, İyi Parti'yi aramışlar, Zafer Partisi'ni aramışlar. Gelin demokrasiye sahip çıkın diye.

Ya biz kiracı falan değiliz ki. Üçümüz de bu partinin öz evlatlarıyız. Ev sahipleriyiz. Evimize gelmişiz.

Ardından bize kayyım demeye başladılar. Nerede kayyım yazıyor, gelin bulun. Biz geçici heyetiz. Olmayan bir şeyi niye yazıp söylersiniz?

Adı geçici heyet olsa da fiili olarak bir kayyım durumu yok mu sizce?

Örneğin şu anda Esenyurt'a ya da Şişli'ye geçici kurul mu yazmış? Çok net kayyım yazıyor. Mahkeme benden korkmuş mu buraya kayyım yazamamış?

Ömrümüz özgürlük, demokrasi mücadelesiyle geçti. Biz asla haksızlığı, hukuksuzluğu kabul edemeyiz. Ama ne yazık ki maalesef para kudretiyle, trol kudretiyle bizi esir almak istediler. Asla kimse bizi esaret altına alabilecek bir güce sahip değil.

Kongremizi yapıp bitirip gidecektik diyorsunuz. Bu süreçte neden bir kongre süreci başlatmadınız peki?

İzin vermediler ki. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi izin verse yarın yapalım. Biz kendi keyfimiz için durmuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi genel merkez yöneticileri de bunu biliyor, hukukçuları da biliyor.

‘’Özgür Çelik benden sonra açıklama yapacaktı, sonra vazgeçildi’’

Kararın ardından CHP’liler il binasında nöbet tuttu. Yürümek isteyenler gözaltına alındı. ‘’CHP binasına polisle girmem’’ demenize rağmen polis aracılığıyla girdiniz.

Benim İstanbul’da çok arkadaşım ve yoldaşım var. 10 binin üstünde akrabam var İstanbul'da. Ben binaya binlerce kişiyle gelmedim. Sadece üç arkadaş geldik. Beni arayanlar oldu gelelim diye.  ‘’Ben baba evine, baba ocağına gidiyorum, savaşa gitmiyorum’’ dedim. Parti yöneticileriyle görüştüğümüzde, ‘’Arkadaşlar bakın, biz sorunu çözmeye geliyoruz’’ dedik.

Çeşitli yöneticilerle müzakerelerimiz oldu. Benim ardımdan Özgür Çelik bir açıklama yapacaktı.  İlimizin önünde açıklama yapacağız.

Ben orada, ‘’Biz Özgür kardeşimizle bir araya geleceğiz ve sorunu çözeceğiz’’ dedim. Çelik benden 10 dakika sonra açıklama yapacaktı. Açıklamayı yaptıktan sonra arabaya çekildik, açıklamayı bekliyoruz. Ancak bir açıklama olmayınca yöneticileri aradım. Arkadaşımız var, ‘’Kusura bakma, açıklama yapmıyoruz’’ dedi.

Ardından Grup Başkanvekili ve İstanbul milletvekili, ‘’Direneceğiz. Teslim olmayacağız’’ açıklaması yaptı.

Ya bir yandan bizimle müzakere yapıyorsunuz. Bir yanda böyle bir açıklama yapıyorsunuz.

 Sonrasında bizimle alakası olmamasına rağmen ‘’polisle geldiler’’ dediler. Efendim üç bin beş bin polis varmış.  Kardeşim bizim polisle bir işimiz yok. Polisle işimiz olsaydı İçişleri Bakanı ile muhatap oluruz. Bakanı arayarak polisi çekmelerini ben söyledim. Gelen insanlar ve yapılan açıklamalar nedeniyle güvenlik gerekçesini gösterdi.

‘’Bizim polis çağırmamız söz konusu değil’’

Ancak sizin o dönem mahkemeye dilekçe yazarak kararın icrası için Valilik ve Emniyet Müdürlüğü’nün görevlendirilmesini istediğiniz anlaşılmıştı.

Vallahi yalan. O dönem iftiralar, sahte belgeler neler olmadı ki, sadece o mu? Bizim böyle bir yazımız söz konusu değil.

Öyle yalan haber yaptılar ki insanlıktan iğrendim. ‘’41 kişinin ekmeğine son verdi’’ dediler. Halbuki tam tersini yaptık. O 41 arkadaşımızı muhafaza etmek için her türlü kötülüğe rağmen en ufak bir şey yapmadık. 

Her gün saldırı emrini verdiler. Niye? Arkadaşlarımıza, ailelerimi iftiralar, yalanlar, hangi kötülükler varsa hepsi yapıldı. Neden dedik acaba?

Çünkü nedeni şu: Arkadaşlarımız CHP'li olmayan 73 itirafçı ve iftiracı insanlarla maalesef ilişkiye girmişler. Ticari ilişkiler, siyasi ilişkiler, bir sürü şey. Bunu ben söylemiyorum, iddianameler de var.

Benim CHP'liğimi sorguluyorlar. Benim CHP'liğimi sorgulayacak insanın en az benim kadar CHP'li olması lazım.

Sizin AKP'li iş adamlarıyla ne işiniz var kardeşim? Aldı verdi ilişkisinde niye olursunuz? Bu mu Cumhuriyet Halk Partisi?

Mesela Sayın Özgür Özel benimle çok meşgul. Ben bugüne kadar Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün koltuğunda oturan hiç kimseye laf etmem. Umut ederim ki Sayın Özgür Özel de bu hassasiyet içerisinde davranır. Şimdi soruyorum ona.

Bir iş adamı, Cumhuriyet Halk Partisi kimliği olmayan, hayatında hiç oy vermemiş bir kişi partinin 41 belediyesine nasıl giriyor? Bu araştırmaya değmez mi mesela? Kim buna kılavuz oldu? Kim buna öncü oldu? Hangi parti yöneticisi bu adamlara kılavuz oldu?

‘’İl başkanlığının önüne sonradan CHP’li olmuş kişiler geldi’’

Tüm söylediklerinize rağmen il binasına polisle girdiniz. Polisin müdahalesi sonucu birçok partiliniz yaralandı. Bazıları gözaltına alındı. Siz bu tabloda bir sorumluluğunuz olduğunu düşünmüyor musunuz?

Tabii ki bütün bu yaşananda en çok üzülen biziz. Günlerce de benim sağ tarafımda da sıkıntı oldu. Hiç önemli değil.

En büyük hatamız şuydu, biz parti yöneticilerini dinlemeyecektik. Onların tuzağına düştük. Aslında ayın 3’ünde çok rahatlıkla elimizi kolumuzu sallayarak partimize gelebilirdik. Bunu denemedik. Israrla aradık ve ‘’El ele girelim, düşman çatlatalım’’ dedik.

Ama maalesef öyle bir noktaya getirdiler ki bir tarafta bizimle müzakere yaparken, öbür tarafta da çeşitli siyasi partilere çağrı yaparak polisin gelmesini sağladılar.

Bizim böyle bir şeyin içinde olmayacağımızı en azından CHP'liler bilir. Ve dikkat edin hiçbir gerçek CHP'li bizi bu davranışımızdan dolayı en ufak eleştirmiyor. Kim geldi o gün oraya? Sonradan CHP’ye dahil olmuş kişiler.

45 gün içerisinde bitmesi gereken bir meseleye dair ‘’Neden bitiremediniz?’’ sorusunun sorulması gereken yer CHP Genel Merkezi.

‘’Karar defteri benim elimde’’

Geçen hafta İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik davada verilen kararın ardından, "YSK tarafından aldığım 3 tane mazbata var. Aradan geçti, tarih vereceksiniz. Bir siyasi partinin binası ve banka hesapları kullanılamıyor" dedi. Özgür Çelik, geçici heyet olarak atanmadan önce bir, atandıktan sonra iki kongrede il başkanı seçildi. Parti örgütü Özgür Çelik ile hareket ediyor. Tüm protokollerde CHP İstanbul İl Başkanı olarak Özgür Çelik bulunuyor. Durum böyleyken, sizin halen geçici heyet olarak bulunmanıza hem hukuken hem siyaseten ne dersiniz?

Bu bizim sorunumuz değil. Bakın karar defteri benim elimde. Mühür bizde. Bu arkadaşların karar defteri bile yok.

Bu tartışmalara girmek istemiyorum. Bizim arayışımız burada oturup sorun yaratmak değil, sorun çözmek. O zaman bana bunları vermiş seçim kurulunu mahkemeye verin. ‘’Defteri ya bize verin ya da onlara’’ deyin.

Bizim bir tek kusurumuz yok. Partimizi zora sokabilecek, sıkıntı yaratabilecek, üstüne leke dökebilecek hiçbir arayışın içinde olmadık. Şimdi bu belgeleri yok sayacaklarsa eyvallah bir şey demiyorum, yapacak bir şeyim yok.

Benim Cumhuriyet Halk Partisi'nde dayım yok, yakınım yok, akrabam yok, müteahhitim yok. Birinin kanalıyla siyaset yapmış bir insan değilim. Gençlik kollarından itibaren emeğimle, alın terimle mücadele ederek Cumhuriyet Halk Partili olmuşum. Bugünkü yönetici arkadaşlarımızın nasıl CHP’li olduklarını ben biliyorum. Onlar beni anlayamazlar. Ancak beni benim gibiler anlayabilir.

Onun bunun vesilesiyle, torpiliyle oraya geleceksiniz. Kemal Bey'in kudretiyle o makamlara oturacaksınız. Sonra 50 yılını Cumhuriyet Halk Partisi'ne vermiş insanları suçlayacaksınız. Efendim bizi neyle suçlayacaklar? AKP ile işbirliği. AKP ile işbirliğini siz yaptınız kardeşim.

Hiçbir arkadaşımı suçlu ilan etmiyorum. Ama bir iddia varsa üyeliklerini askıya alalım. Sonuç itibariyle bu mahkemeler bittikten sonra aslanlar gibi Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağına dönsünler.

Tam tersini yaptılar. Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal kimliğini kendilerine kalkan ettiler. Yani mesela şu çok zor bir şey miydi, Aziz İhsan Aktaş ya da çeşitli itirafçıların sizinle ilgili söylemiş olduğu cümleleri savcılığa suç duyurusunda bulunmak? Niye yapmadınız?

Ben ömrüm boyunca  imar çetesiyle, beton lobisiyle, ihale çeteleriyle mücadele ettim. Bu mücadelenin ne kadar zor olduğunu, ne kadar maliyetin ağır olduğunu biliyorum. Siyaset hayatımda da yeri geldi eleştirildim yeri geldi linç edildi. Ama buna rağmen asla vazgeçmedim.

‘’Önemli CHP’li isimlerin bize yönelik negatif cümlesi oldu mu?

Geçici heyet olarak atanmanızın ardından sizleri eleştiren kişileri CHP’li olmamakla suçladınız. Siz bu kararın parti tabanında karşılık bulduğunu düşünüyor musunuz?

Ben her gün sokakta sahadayım. Sahada büyük destek görüyoruz öncelikle onu söyleyeyim.

Kimler kızgın? Birincisi sosyal medyada troller dediğimiz ekipler. Onlar çok kudretli, çok güçlü.

Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni olan insanların da elbette bir tepkisi oluyor. Ama biz herkesin gönlünü alıyoruz. Ve bugün geldiğimiz durumda insanların evet bizim ne kadar haklı olduğumuzu biliyorlar.

Mesela geldiğimiz günden itibaren CHP’nin çok önemli yöneticileri bizim hakkımızda olumsuz konuşmadı. Sayın Önder Sav, Eşref Erdem, Ali Rıza Öztürk, Aziz Kocaoğlu, Zeydan Karalar, Vahap Seçer gibi. Bu isimlerin bize hiçbir negatif cümlesi oldu mu?

Sayın Önder Sav'a öncelikle çok teşekkür ediyorum. Sözcü TV ısrarla kayyım diyordu. Sayın Sav, ‘’Arkadaşlar kayyım değil geçici heyet’’ dedi. Yani siz Önder Sav’a da itibar etmeyecekseniz ne diyeyim ben?

Bugüne kadar bin arkadaşımız partiden atıldı. Bir yoldaşımız, ‘’Gürsel Tekin bu partinin öz evladıdır’’ yazdığı için partiden atıldı. Niğde’de bir yoldaşımız ‘’Hayırlı uğurlu olsun’’ cümlesinden dolayı partiden atıldı. Partimin genel başkanı çıktı, beni tanıyıp benimle çalışmasına rağmen, ‘’ attım’’ dedi. ‘’Arkadaşlar bir bakacaklar’’ deme nezaketini bile göstermedi.

‘’Disiplin Kılıçdaroğlu’nun mezhebini sorgulayanlara neden işlemedi?’’

Siz bu ihraçları sadece farklı seslerin bastırılması olarak mı görüyorsunuz? Sizin ve yakın çevrenizin de parti yöneticilerine dair ağır itham ve söylemleri oldu. Partiye yönelik operasyonlara yaklaşımda da çok farklı noktalardasınız. Bu noktada parti disiplinine aykırı davranıldığı eleştirilerine yönelik ne dersiniz?

Öncelikle şunu söyleyeyim. Bir kere bir partili arkadaşımız, başka bir partili arkadaşımızın duygularını incitiyorsa onu affetmek mümkün değil. İsterse benim kardeşim olsun. Asla affetmem.

Ama biraz önce saydım. ‘’Gürsel Tekin bu partinin öz evladıdır’’ dedi diye insan partiden atılır mı? Tüzük hangi şartlarda ihraç edilebileceğini belirtiyor.

Parti yöneticisi arkadaş Kemal Kılıçdaroğlu’nun mezhebini sorguladı. Disiplin niye bunlara işlemedi? Eşine hakaretler edildi.

Arkadaşımız Özgür Çelik'i en çok eleştiren ben oldum. Oradan çıkmasını da sağlayan benim. Siz ne yaptınız? Düne kadar Atatürk'e hakaret eden adamı partide muhafaza ettiniz.

‘’Özgür Özel için Bülent Arınç kadar kıymetli değil miyim?’’

Gürsel Bey, mevcut yönetime yönelik bu kadar eleştiriniz varken ve tabanda karşılığınızın olduğunu düşünürken neden kurultaya, kongrelere katılıp eleştirilerinizi dile getirmiyorsunuz ya da aday olmuyorsunuz?

Öncelikle ben aday değilim. Ben yaratılan sorunu çözmeye gelmişim. Yarın da adaylığım söz konusu değil. Ben ne zaman aday olabileceğimi biliyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde gençlik kolu başkanlığı, ilçe yöneticiliği, ilçe başkanlığı, il yöneticiliği, il başkanlığı, genel sekreter, MYK üyeliği, genel başkan yardımcılığı, gibi makamlarda oturan bir insanım. Benim böyle bir arayışım yok.

Ve bütün buna rağmen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'na defalarca mektup yazdım. Defalarca aradık. ‘’Sayın Bülent Arınç'a göstermiş olduğunuz nezaketi bize de gösterin, 10 dakika görüşelim’’ dedik.

Elbette ben de o kongrelere gitmeyi, arkadaşlarımızla salonda el ele oturmayı isterdim. Ama nereden talimat alıyorlar bilmiyorum.

Mesela Sayın Özgür Özel'in benim kişiliğimle ilgili bir kaygısı var mı acaba? Niye benimle görüşmüyorsunuz? Sayın Arınç kadar kıymetli değil miyim onun için? Sayın Meclis Başkanı'yla oturup içli dışlı oluyorsunuz, konuşuyorsunuz. Birçok AKP’li, MHP'li yöneticilerle görüşüyorsunuz. Abi diyordunuz bana. Niye gözümün içine bakıp ‘’yanlış yapıyorsunuz’’ demediniz? Siz Akın Gürlek ile arkada sigara böreği yiyeceksiniz.Öbür tarafta da Mahmut Tanal'ın burnunu kırdıracaksınız.

‘’CHP’li yöneticilerin Akın Gürlek ile görüştüğünü biliyorum’’

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İstanbul il yönetiminin görevden alınmasının ardından,"Çeşitli iddialar var. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşme iddiaları var. Onunla görüşerek hem İstanbul'a hem genel merkeze çökme iddiaları var. Çeşitli MHP kanadı ve AK Partili siyasetçilerle bu operasyon için görüşme iddiaları var. Birileri İstanbul ilde koltuğa gelmek için uğraşıyor, içimizden birileri maalesef genel merkeze butlan ile çökmeye çalışıyor" dedi. Sizin öncesinde ya da sonrasında Akın Gürlek ile görüşmeniz oldu mu? Veyahut iktidardan isimlerle?

Benim asla yalanım olmaz. Akın Bey ile hiç görüşmedim, iktidardan isimlerle de görüşmedim. İki kez telefon görüşmem oldu. Biri İçişleri Bakanı diğeri de vali.

Şunu da söyleyeyim; çok sayıda CHP'li yöneticinin Akın Bey ile görüştüğünü bilgisi bende var.

Neden bu görüşmeler peki?

Akın Bey'e sorun. Siz hiç Gürsel Tekin ile konuştunuz mu diye de sorun.

Hem AKP yöneticileriyle hem de MHP yöneticileriyle hangi kulislerin, hangi görüşmelerin olduğunu da çok somut bir şekilde biliyorum.

Mutlak butlan kararının çıkmaması konusunda hangi müzakerelerin yapıldığını biliyorum. Kendi yaptığınız şeyleri bize çamur olarak atmayın. Bizim böyle bir durumumuz olmaz.

‘’Tutuklu arkadaşlarımız serbest bırakılmalı, suç işleyen varsa hesabını versin’’

 CHP’ye ve belediyelerine yönelik birçok dava sürüyor. Bir yandan mutlak butlan yeniden gündeme geldi. Siz de bu davaları partiyi dizayn etmeye yönelik girişimler olarak görüyor musunuz?

Bu operasyonlar hukukun hangi boyutta olduğunu gösteriyor. Biz geçmiş dönemde HDP’ye yönelik kayyımlara nasıl karşı çıktıysak bugün de karşı çıkıyoruz. Sadece CHP’ye yönelik değil hangi partiye karşı olursa olsun karşıyız.

Sadece bunlarla da sınırlı değil. Milletvekili seçilen Can Atalay Meclis yerine cezaevinde. Tayfun Karaman, imar ve beton çetesine yönelik mücadelede kahraman gibi yanımızda duran bir arkadaşımızdı.

21 belediye başkanı ve 305 tane arkadaşımız tutuklu.

Tutuklu olmaları çoğunlukla itirafçı ve iftiracılardan dolayı. Şimdi bu itirafçıların bir kısmının CHP’den atılmamasının, disipline verilmemesinin nedenini gerçekten çok merak ediyorum.

İddialar çok can sıkıcı ama bütün bu iddialara rağmen hiçbir arkadaşımızı suçlayacak durumda değiliz. En kısa süre içerisinde tutuklu bütün arkadaşlarımız serbest bırakılmalı ve görevin başında olmalı. Ondan sonra kim suçluysa suç işleyen kimse elbette hesabını versin.

 İlerleyen günlerde CHP’ye yönelik davada mutlak butlan kararı çıkarsa tepkiniz ne olur?

Biz şu an İstanbul dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyoruz. Bizim ilgi alanımızda da değil. Ankara'da ne oluyor ne bitiyor, hangi kararlar çıkacak falan bilmiyoruz.

Ama şunu da söyleyeyim; gerek İstanbul'da gerekse kongrede yaşanan olayları Cumhuriyet Halk Partisi kimliğiyle bağdaştırmak mümkün değil.

İlgili İçerikler