T24 Haber Merkezi
AİHM'in önceki gün CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun başvurusu ile ilgili hükümete yönelttiği soruların ardından açıklama yapan İmamoğlu, "Türk hükümeti, AİHM’nin sorduğu soruların da gösterdiği şekilde taraf olduğu anlaşmalardan kaynaklanan evrensel hukuk ilkelerine geri dönmek zorundadır" dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 23 Mart 2025 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik başlatılan 'yolsuzluk' operasyonu kapsamında tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna ilişkin başvuruyu öncelikli olarak incelemeye aldı. Mahkeme, Türkiye'ye İmamoğlu hakkında altı kritik soru yöneltirken, tutukluluğun 'siyasi amaç taşıyıp taşımadığı' da incelenecek.
Sorulardan dördü AİHM'in tüm tutuklama başvurularında yönelttiği sorular olurken, 5'inci ve 6'ncı sorular ilk kez İmamoğlu’nun başvurusunda soruldu.
Mahkeme, "Başvurucu hakkında başlatılan ceza yargılaması ve tutukluluğu – siyasi amaçlarla uygulandığı iddiasıyla – başvurucunun seçilme hakkını ve seçim sürecine etkin katılımını engellemiş midir?" sorusunu da yöneltti.
Krtik soruların ardından İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi aracılığıyla şu açıklamayı yaptı:
"Tutukluluğumla ilgili AİHM’e de başvuru yapmıştık.
Geçtiğimiz günlerde AİHM başvuruyla ilgili hükümete belli sorular yöneltti:
Elinizde tarafsız bir gözlemciyi ikna edecek tek bir somut delil var mı?
Neden her defasında önümüze aynı kopyala - yapıştır gerekçeleri koyuyorsunuz?
Bu soruların yanıtı milletin kalbinde bellidir, bundan hiç şüphemiz yok.
Ama asıl önemli olanı AİHM açıkça soruyor:
Siz bu adamı gerçekten hukuki nedenlerle mi tutukladınız, yoksa cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan ettiği için siyasi rakiplerinizi oyun dışı bırakmak amacıyla mı hapse attınız?
Bu sorulara verilecek yanıtlar önemlidir.
Türk hükümeti, AİHM’nin sorduğu soruların da gösterdiği şekilde taraf olduğu anlaşmalardan kaynaklanan evrensel hukuk ilkelerine geri dönmek zorundadır."
|
AİHM'den Türkiye'ye İmamoğlu soruları: Aday olma hakkı engelleniyor mu, tutukluluğu için somut delil var mı? Söz konusu süreçte yaşananlara yer verilen açıklamada; 19 Mart 2025’te polisin, yürütülen soruşturma kapsamında İmamoğlu'nun evinde arama yaptığı ve aynı gün gözaltına aldığı belirtildi. Ardından soruşturma dosyasına gizlilik kararı getirildiği ve itirazın hâlâ sonuçlanmadığı hatırlatıldı. Tutuklamaya yapılan itirazın da reddedildiği hatırlatılırken; İmamoğlu'nun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesi ile hakların kötüye kullanılmasını yasaklayan 18. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü belirtildi. Ayrıca İmamoğlu'nun; serbest seçim hakkını düzenleyen Ek 1 No’lu Protokol’ün 3. maddesinin de ihlal edildiğini savunduğu ifade edildi. AİHM'in açıklamasında, "Başvurucuya göre, dosyada kendisine yönelik 'makul şüphe' oluşturacak yeterli delil bulunmuyor. Ayrıca tutuklama kararlarının somut gerekçelere dayanmadığını, kalıp ifadelerle verildiğini ve tutukluluk süresinin makul olmadığını belirtiyor. Dosyaya erişimin kısıtlanması nedeniyle tutukluluğuna etkili şekilde itiraz edemediğini savunan başvurucu, Anayasa Mahkemesi’nin de başvurusunu yeterince hızlı incelemediğini öne sürüyor. Başvurucu ayrıca, cumhurbaşkanı adaylığını açıklamasının ardından tutuklanmasının siyasi amaç taşıdığını iddia ediyor. Bu durumun seçim kampanyasını yürütmesini engellediğini ve seçimlerde dezavantaj yarattığını belirterek, serbest seçim hakkının ihlal edildiğini savunuyor" denildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de İmamoğlu'nun talepleri ve iddiaları üzerine Türkiye'den başvuruyla ilgili altı sorunun yanıtlanmasını, soruşturma dosyasının kopyasını ve dosyadaki tüm belgeleri istedi. |


