- A +

“Almanların bir dergisi var, kapağına dört resim koymuş, biri benim. Dünyayı şekillendiren liderler demiş. Elhamdülillah. Ben bu milletin evladı olarak son nefesime kadar bu hizmete devam edeceğim”.
Bu sözlere neden olan dergi Almanların haftalık Der Spiegel dergisi. Son sayısındaki kapağında dört kişinin resmi var.
Trump (Amerika), Putin (Rusya), Cinping (Çin) ve Tayyip Erdoğan.
Kapaktaki resimlerin altında şu yazıyor:
“Otokratların çağı”.
Bu yazının hemen üstünde, daha büyük harflerle:
“Ich bin das Volk”, yani 14. Louis’ye dolaylı gönderme yaparak, “kanun benim” yerine, “ben halkım” yazıyor.
Tayyip Erdoğan buradan hareketle kendine pay çıkartıyor, kendini övüyor.
Oysa...
Övünmek yerine, üzülmesi ya da üstünde düşünmesi gerek.
Çünkü...
“Otokratlar” diyerek, resimdeki dört kişinin aslında katı bir rejimin temsilcileri olduğunu vurguluyor. Dört lidere baştan sona eleştiri getiren bir kapak. Dergideki yazı yine öyle. Dört lideri tek tek ele alıyor ve “böyle demokrasi olmaz” vurgusunda bulunuyor.

Takvim gazetesi

Daha matrak olan, yandaş medyanın üyelerinden Takvim gazetesinin manşeti:
Kapak oldu, Alman Dergisi Tayyip Erdoğan’ı dünya düzenin dört lideri arasında gösterdi”
Tam fiyasko.
Cehalet değil ise, yandaşlığın tavan yaptığı bir manşet.
Elin dergisi, kapağına yerleştirdiği dört lideri kıyasına eleştiriyor, o dört kişiye “otokrat” diyor.
“Otokrat”, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “siyasi gücü tek başına elinde bulunduran kişi, hükümdar” demek.
Maksat “yandaşlık” olunca, eleştirileri bile övgü gibi göstermekten kaçınmayan bir zihniyet.
Aynı hataya, aynı yanılgıya, eleştiriden övgü çıkarma maharetini göstermeye Erdoğan’ın kendisini de düşüyor. Millet de buna gülüyor.

Mavi şerit

Üstelik, tam da “mavi şerit” gününde.
Nedir o?
Erdoğan dergi üzerinden kendine övgü çıkardığı günün akşamı, bir iftara katılıyor. Kalabalık bir iftar. Bir kısım halkın da katıldığı bir iftar. Ne var ki:
Erdoğan’ın oturduğu masanın çevresi mavi bir şeritle kapatılıyor.

Erdoğan sekiz, on kişiyle bir masada, salondaki geri kalan insanlar mavi şeritin öte tarafında. Erdoğan’ın masasına yaklaştırılmıyor.
Bu nasıl “halka hizmet”?
Hem halktan kopuk, hem halka hizmet!..

Diyarbakır yerinden oynadı

Erdoğan kendini, yanlış bir algıyla, öve dursun, Muharrem İnce dün Diyarbakır’da yeri göğü inletiyor. Diyarbakır’dan bazı gazeteci arkadaşlarımla konuşuyorum. İşte, onların anlattığı:
“Geçen hafta Tayyip Erdoğan da aynı meydanda konuşmuştu, ama Muharrem İnce’nin mitingi çok daha kalabalıktı. Üstelik, Erdoğan’ın mitingi gibi, çevre illerden taşıma değildi. CHP, CHP olalı, Diyarbakır’da böyle miting görmedi.  Alanı dolduranlar sadece CHP’liler değil, aynı zamanda HDP’den de çok katılım vardı”
Neden böyle bir kalabalık ve ilgi?.. Gazeteci arkadaşlarım devam ediyor:
Muharrem İnce Selahattin Demirtaş’ı Edirne Cezaevinde ziyaret etti. Konuşmasında ‘Kürt Sorunu için onurlu bir çözümden’ söz etti. Zaten konuşması sırasında, ‘Selo’ya özgürlük’ diye sloganlar atıldı. Kürsüye çıktığı an, HDP’li biri sahneye çıkarak, onun boynuna beyaz bayrak doladı. Barışın simgesi olarak”.

İlginin nedeni

Bu tablo Diyarbakır’da seçimi nasıl etkiler?..
Seçim ikinci tura kalacak gibi görünüyor. İkinci turda burası kesinlikle Muharrem İnce’ye oy verir”.
Peki, bu ilginin kaynağı, nedeni ne?
“Kürtler hiç bir şeyi unutmuyor. AKP on bir HDP milletvekilinin milletvekilliğini düşürdü, doksan sekiz HDP’li belediye başkanını görevden aldı. Bazı HDP milletvekilleri ileHDP’li belediye başkanlarının çoğu hapiste.
Ama, başka bir şey daha var. Muharrem İnce dokunulmazlıkların kaldırılması sırasında, buna karşı çıktı, Diyarbakır bunu unutmadı”.

CHP’nin yıllardır görmediği böyle bir miting sonrasında İnce’nin eşi, Selahattin Demirtaş’ın eşini ziyaret ediyor.
Türkiye galiba bir değişime gebe gibi.
Biri yabancı bir dergiyi bile kendine yontarak yorumlama çabasında, diğeri alanlarda almış başını gidiyor.

Okuyucu Yorumları