SELİN ONGUN / T24
songun@t24.com.tr
“Kürt siyaseti ve PKK Kürt aydınlarını dışlıyor” eleştirisi giderek yaygın kabul gören bir tespiti ifade ediyor. Kürt siyasetinde bir dönem öne çıkan figürlerin de, birdenbire yok olduğunu, geri plana itildiğini, dışlandığını gözlemliyoruz. Kandil'in “6 aylığına, 1 yıllığına fast-food siyasetçi” tercih ettiğine ilişkin son tespiti de, Tarık Ziya Ekinci yaptı.
Araya kitabın ortasından bir not düşelim. 1950’lerden itibaren Kürt siyasi hareketinin içinde yer alan, bilgi, tecrübe ve kıdemiyle her cenahta “ağabey” olarak kabul gören Tarık Ziya Ekinci (85) www.t24.com.tr için yaptığımız söyleşi esnasında “Kürt sorununu Türk burjuvazisi çözer (…) Türk burjuvazisinin dayatması ile devlet bu sorunu er geç çözecektir” deyince sorduk:
“Başbakan, Seda Sayan, Ali Şan’lar ile Kürt sorununu konuştu. Sizin Başbakan'ın kahvaltılarına, İçişleri Bakanı'nın davetlerine çağrılmadığınızı biliyoruz. Acaba şimdi bu söylediklerinizden sonra BDP'lilerden davet alır mısınız?”
En kıdemli Kürt aydınlarından Ekinci'nin bu soruya verdiği cevap, Kürt sorunu tartışmasının ihmal edilen boyutunu ortaya koyuyor:
“Silahlı mücadelenin artık Kürtlere sağlayabileceği hiçbir şey kalmamıştır, silahlı mücadele Kürt halkına zarar veriyor, dediğimden bugüne o taraftan da hiçbir davet almadım ben.”
Kürt açılımı hakkında konuşmanın reyting aldığı günlerde hükümetin ve Kürt siyasetçilerinin fihristinde “görünmez olan” 85 yaşındaki Kürt aydını Tarık Ziya Ekinci’nin yukarıdaki sözlerini, projeksiyonu Kürt burjuvazisi ve Türk burjuvazisine çevirerek yaptığı değerlendirmeleri biyografisinin eşliğinde okumak gerek...
Hekim, TİP milletvekili, kardeşi öldürüldü, 10 kitabı var
1965’te TİP Diyarbakır Milletvekili olarak Meclis'e giren, 1967’de yapılan ve Kürt etnik varlığının Cumhuriyet sonrasında ilk kez kitle gösterilerinde dillendirildiği “Doğu Mitingleri”ni örgütleyen Tarık Ziya Ekinci bir Kürt aydını, bir sosyalist. 1925 Lice doğumlu, dahiliye doktoru. 12 Mart'ta ve 12 Eylül’de Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yattı. 1982'de yurtdışına çıktı, 1989'a kadar Paris'te hekimlik yaptı. 1989'da Türkiye'ye döndü, eski mahkûmiyetinden kalan kısa süreli cezasını çektikten sonra İstanbul'a yerleşti.
Ekinci'nin “Doğu Dramı”, “Devlet ve Ben”, avukat kardeşi Yusuf Ekinci'nin öldürülmesini konu alan “Faili Meçhul Bir Cinayet”, “Vatandaşlık Açısından Kürt Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi”nin de aralarında bulunduğu yayımlanmış 10 kitabı var.
‘Hikmet Çetin, Mehmet Şimşek, Mehdi Eker, Kürt sorununun çözümünde engel konumdalar’
- Söyleşiye başlamadan önce söz etmiştik; Kürt siyasi hareketi içinde yer alan tecrübeli isimlerden benzer bir cümle işitmeye başladık: “40 yıldır anlatıyoruz, dilimizde tüy bitti!”
Öyle, aynı sözleri tekrar edip duruyoruz.
- Resimdeki karelerden birinde “varsayım değişikliği” yaparak sorsak...
Evet.
- Tayyip Erdoğan’ın Kürt olduğunu farz edelim?
Etseniz ne olacak; Hikmet Çetin, Kürt. Parti genel başkanı oldu, Dışişleri Bakanı oldu, Meclis Başkanı oldu. Hikmet, benim kardeşimin sınıf arkadaşıydı, üniversiteye başlarken Türkçe bilmiyordu. Şimdiki Maliye Bakanı Şimşek, Mehmet Şimşek; bu çocuk da okula girerken Türkçe bilmiyordu. Ama ne diyor; “Ben Kürdüm, ana dilim Kürtçe, Kürtçeden başka dil bilmiyordum, ama Türkiye Cumhuriyeti, devlet, bana bu imkânları sağladı. Ayrım yoktur.” Böyle bir iddia ile ortaya çıkıyor ve aynı zamanda da Kürt sorununun önünde önemli bir engel oluşturuyorlar. Hikmet Çetin olsun, Mehmet Şimşek olsun ya da Tarım Bakanı Mehdi Eker, o da Kürt. Ama Kürt sorununun çözümüne engel oluşturan konumdalar şimdi.