www.t24.com.tr
YAZARLAR

Amsterdam'dan Kartpostallar

Eliza Doolittle

doolittle@t24.com.tr

Arkadaşına Gönder

Diğer Yazıları

Tüm Yazarlar

Ekseni Kayanlar Kulübü

16.06.2010

Slogan düşkünü bazı yurdum medyasının yardımları da sağolsun, bir eksen kayması tartışmasının tam göbeğindeyiz. Global ekonomik krizle ilgili “teğeti ha geçtik ha geçicez” derdine düşmüşken, şimdi de “tut ucundan tut, eksen kayıyor” galeyanı ile yatıp kalkıyoruz!

Ben geçtiğimiz haftayı iş gereği Türkiye’de geçirip, 3 ayrı şehirde 16 toplantı yapınca; aylardan beri yaz ve güneş özlemiyle beyazlayan ruhum, Istanbul’da sel, Ankara’da tufan ile karşılaşıp, şansıma yanınca; gelip de dağlar gibi birikmiş işlere ve gündem maddelerine bakakalıp, dosyalar ardında feleğim şaşınca; 2010 Dünya Kupası ile birlikte topyekün lügatımıza giren, koca koca devlet başkanlarına yasaklar koyduran yaygaracı enstrüman Vuvuzela’yı,  sanki  birileri kulağıma kulağıma üflüyormuş da, beynim çıın çııın çınlıyormuş gibi hissettim.

Sadece ana gündem maddeleri değil, farklı haber ve tartışmalar da dikkate değer nitelikte. Öyle ki aziz okurlar, kanımca etrafta eksen meksen kalmadı; dönüyor, dolanıyor, içlendikçe bulanıyoruz! Neler var neler...


Cübbeli Ahmet Hoca, Eric Clapton ve Saz Ekibi

13 Haziran günü, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda toplanan 15 bin kişi, Cüppeli Ahmet Hoca’nın vaazını dinlemiş. Ben haberlere bakarken denk geldim, hoca, Fethullah Gülen’i şuursuzlukla suçlar, solcuları Allah’ın affetmesini diler, 28 Şubat sonrası “ümmetçek üzerimize örtülen ölü toprağını Mavi Marmara ile attığımızı” avaz avaz savunurken, salondaki çarşaflı kadınlardan bir tanesi içi yırtılırmışçasına bir çığlıkla histeri krizine girdi ki, vallaki Lost’da kara duman milleti tarumar ederken bu kadar ürkmemiştim...

Öte yanda, 13 Haziran akşamı, kadife sesli, insana gitarıyla huzur, şarkılarıyla hüzün ve coşku veren Eric Clapton’un Kuruçeşme Arena konseri vardı ki, 7 bini aşkın kişi, keyifle izlemiş konseri.

Geçen hafta kaleme aldığım Seks ve Şehir yazısında aynen bu zıtlığı çağrıştıran, başka bir iki yönlü madalyonu anıştırmaya çalışmıştım; farklı yönde tepkiler gelmişti...

İstanbul’un iki köşesinde, aynı gün, toplanan bu kalabalıklara yeniden bakınca,  slogan eksenli geçici gündemleri bir yana bırakıp, farklılıkların bir potada barışla eritilemeyecek denli aşırı uçlarda sivrilmesini görerek, derin bir kaygıyla hayıflanmamak elde mi?


Dadı Günlükleri ve Hayati Yardımı

Bazıları, benim “Amerikanyalarda” yüksek lisans yapmış halim ve 8 yıllık  deneyimli uluslararası bankacı maaşımın bile üzerinde kazanan; bir yandan da, hayatı kolaylaştırmak adına, hele de çocuk bakımıyla ilgili bilgisi, zamanı ve/veya ilgisi kısıtlı aileler için vazgeçilmez olabilen çocuk bakıcılarının durumu, tartışmalı olduğu kadar, kaygan zeminler de içerir nitelikte...

“Yaşamsal” yardımcılar; dadılar, bakıcılar, aylıkçı ve gündelikçiler, adına her ne derseniz deyin, sizin için çok rahatlatıcı olabilecek hizmetleri sunmak karşılığı para alanlar; ve hatta hizmet sektöründeki herkes; taksi şoförü ya da özel şoförden, kişisel asistanlara, garsonlara, kuaförlere, bankacılara ve aklınıza gelebilecek her türlü sektöre kadar olan insanlar, sunabilecekleri yeti, bilgi ve yardımlar karşılığında sizden para alırlar.

Bu, son derece anlaşılır ve kabul gören bir ticari anlaşmadır ve iki taraflı olarak iş etiği gereği, anlaşmanın kurallarının etkinlikle yerine getirilmesi, müşteri memnuniyeti kadar çalışanın hakkını alması, bu sırada da, uzun süren ilişkiler neticesinde belli güvenlerin, alışkanlıkların ve samimi diyalogların kurulması, bunların hiçbirinin de kötüye kullanılmaması esastır.

Ancak bir de, iş etiğinden farklı olarak, insani etik boyutu mevcuttur. Bu noktada öncelikle, hizmetlerinden faydalandığınız kişiyi, her kim olursa ve ne düzeyde olursa olsun, yetileri karşılığı para ödediğiniz için “kiraladığınızı” unutmamak; onu “satın aldığınızı” düşünmemek gerekir. Oysa yaygın anlayış, ne yazık ki aksi yöndedir...

Ben, bir tüketici olarak, “paramla rezil olmaktan”, ne koşulda olursa olsun “vaat edilen” servisi alamamaktan hiç hoşlanmamakla birlikte, hiçbir zaman da, evdeki yardımcıya, kafedeki garsona, manikürcüye, mağazadaki satış görevlisine, ofisteki elemanlara teşekkürsüz, terbiyesiz, minnetsiz davranmadım.  Yaşamımı kolaylaştıran herkese minnettar olmamın yanısıra ayrıca onlara karşı iltifat zenginiyimdir  ki, yaşamımda bu alışkanlığın hiçbir zararını da görmedim.

Finansal hizmet sektöründe çalışan bir profesyonel olarak; bana güvenmiş ve portföyünü teslim etmiş kişilere olabildiğince etkinlikle servis vermeye çalışıyor, zamanımı ve ilgimi, ihtiyaçları ölçüsünde sonsuz vakfediyorum. Ancak sadece özel bankacılık hizmeti alabilecek ortalama üstü bir birikimi olduğu için de, kişisel yorgunluklarını benden çıkartmaya çalışan, kazancında teşekkürü bilmezken, kaybında sevimsizlikte sınır tanımayan müşterilere de çok ama çok sinirleniyorum.

İş etiği ile insani etik arasındaki ince çizgide, her zaman dengeden  ve her koşulda doğru biçemin korunmasından yanayım. Yoksa olay, Sibel Arna’nın bu haftaki çok tartışılan “dadılar da yüzüp dans edermiş” şanssızlığındaki yazısına gidiyor, ve eksen meksen kalmıyor ortada!...

***

“Modern zaman köleliği” konusunda tartışmalar, Sibel Hanım’ın dadısı üzerinden sürüp giderken gözden kaçan bir başka “yok artıkkk” haber ise, bu haftasonu Istanbul’da düzenlenecek olan Efes Pilsen One Love Festival’de hizmet verecek olan “Hayati”ler.

Etkinlik maratonunu başarıyla tamamlayanların “Hayati” ile festivalin zevkini çıkaracağını söyleyen Efes Türkiye İletişim Müdürü Emre Topsakaloğlu, “Festival alanında bulunan etkinlik maratonunu başarıyla tamamlayan festivalciler için ‘Hayati’ ler alanda olacak. Maratonu başarıyla tamamlamış festivalciler ödül olarak kazandıkları biletleri sırada olan Hayati’ye verip tuvalet, yemek ve içecek sırası beklemeyecekler. Aynı bileti sahneyi izlemekte zorluk çekenler Hayati’nin omzunda konseri izleyebilmek için kullanacaklar” demiş.

Gak-guk...Eksen diyorduk?!.


Kulübün yerli Lady Gaga’sı ve Milli Damat

Boşanma davası süren, birbirlerine yapmadık suçlama bırakmayan Demet Akalın- Önder Bekensir çifti, önceki akşam biraraya gelip yaşadıkları sorunları karşılıklı konuştuktan sonra bu kararlarından vazgeçmişler.

Ben bu evliliğin arifesinde, blogumda çeşitli magazinsel haberleri kısa kısa, hatta Şenay Düdek tarzıyla yorumlamış, evliliğin hafsalam yettiğince hikayesini anlatmıştım.

Öyle ki, milli damadımız, “bir önceki eşinden ağzı yanıp yoğurdu üfleyerek yemeyi kafası bir türlü basmayan güzelleri teselli mühendisi” Önder Bekensir, Demet Akalın’dan önce ikoncan Süreyya Yalçın ile evliydi.

Süreyya Yalçın, daha önce Kerem Dürüst ile 40 gün 40 gece süren düğününün hemen ardından boşanıp, teselliyi peynir yiyerek bulmuş, Bahçıvan Peynirlieri’nin sahiplerinden Emre Bahçıvan ile nişanlanmıştı. Ancak bu nişanı da çok geçmeden, sanırım “peynir peynir nereye kadar” diyerek atmış, Önder Bekensir'de bulduğu teselliyi Ekim 2008 tarihinde nikah masasına oturarak perçinlemişti.

Tastamam o günlerde, Demet Akalın da 4 ay evli kalıp boşandığı eşi Oğuz Kayhan ile yeniden flört etmekteydi. Ben o kısmı kaçırmışım; sonraki 1 yıl içinde ne olduysa oldu, Önder Bey ile Süreyya Hanım boşandılar, Demet Hanım ile Oğuz Bey ayrıldılar, Önder Bey ile Demet Hanım tanıştılar, evlenmeye karar verdiler. Kınasını yakmak ve şahitliğini yapmak da, sosyetik hanımefendi Selin İmer’e düştü. Hani şu, Oğuz Kayhan ile boşanmalarına basında sebep gösterilen hanım...Evet evet, Demet Akalın ilk eşi Oğuz Kayhan’dan ayrılırken buna neden olarak eşine Selin İmer’den gelen mesajları göstermişti.

Şimdi, daha doğrusu şimdiden bir önce, boşanmaya karar verip karşılıklı ağır ithamlarda bulundular; ve şimdi de, boşanmaktan vazgeçmişler, yeniden deneyeceklermiş. Ne diyelim, Allah mesut etsin, bu yavrucuklara biraz hafıza, biraz da istikrar versin...

Ben kaçıyorum. Eksen meksen hak getire!

Hayaticiiiim! Huniyi, ay pardon, vuvuzelayı getirir misinn?!


 
OKUR YORUMLARI Tüm Yorumlar(10)
bak yine yaptın gördünnü bak yine yaptın :)) cübbeliden girdin nası yaptın bilmiyorum kendimi demet memet okurken buldum :) efenim malumunuz magazinsel konularda zayıfım nacizane. lakin ömrünün her deminde yavrucuğum senin eksenin kaymış-çok ta kibar yazarım-yakıştırması yapılmış bi vatan evladı olarak eksen işlerine girmem pek makul olmayacak...ama ben bu amerikanyayı da kullanmaz mıyım?cevap veriyorum;kullanırım :)))
Online Ziyaretçi 28.06.2010/20:46
sosyal ve siyasi konuları irdeleyişin hınzırca, nasdıl da 3 konuyu bağlamışsın birbirine... Masalların kadar güzel.. GÇ
Online Ziyaretçi 18.06.2010/13:31
sibel arna nin bence taniniyim aaccikda reklam olsun bilinciyle yazmadi bu yaziyi ama okudugum en gereksiz yazilardan biriydi yada yazim sekli yada baska birsey sonunda bana so what dedirtti ha bu arada artik biliyorum sibel arna kimdir ayrica kadina katiliyorum da ben tatil yapiyim diye sen varsin sonucta 7 /24 calismiyorsun sonra yap tatilini sonra sosyalles bana ole birsey deseydi anlamadim pardon diyip eger bir sirketten bulduysam ilk ucakla yeni bakici isterdim gereksiz bir cumle oldu profosyonel olmayan birine ben cocugumu teslim etmezdim cocugumu kimseye teslim etmezdim .............................. bu bolume bayildim. hiçbir zaman da, evdeki yardımcıya, kafedeki garsona, manikürcüye, mağazadaki satış görevlisine, ofisteki elemanlara teşekkürsüz, terbiyesiz, minnetsiz davranmadım. Yaşamımı kolaylaştıran herkese minnettar olmamın yanısıra ayrıca onlara karşı iltifat zenginiyimdir ki, yaşamımda bu alışkanlığın hiçbir zararını da görmedim. butun arkadaslarim benim birgun biz hizmet veren mekanda dayak yiyicegimi soyleye dursun, size katilmakla beraber sunu eklemek istiyorum, beni geremessin, beni senin evdeki sorunlarin ilgilendirmez, uzerime negatif enerjilerini, bakislarini yonlendiremessin seni ben orda parcalarim elimi belime koydugum gibi kendini yerin dibinde bulursun ammmma terbiye sinirlari icinde gulumseyerek birinin yardimci olmaya calistigini bir efor sarfettigini gordugumde de bende ayni nezaketi koruyorum rekabet piyasasi var kardesim herkes esit degil arz ederken dikkat etmek gereken seyler var, uyman gereken kurallar var ( ayy ne doluymusum bu konudaaa cenem dustu ) demet ve onder e gelmek istiyorum kisa bir cumleyle demet bir cok erkegin beraber olmak istebilicegi bir kadin basarili ve gusel onderse bircok kadinin ve gey in beraber olmak isteyebilegi kadar gusel karizmatik hos alimli sexi ( ahahaha cok guldum kendime ) ama accik konusmayi bilmeyen, anlik ofkelerine yenilen biri cikti gelmek istedigim yer Demet in yaralari var disi ne kadar sertse ici o kadar yumusak korumasiz guvensiz o yzuden zaten bu hirsi bence Onder demet e nasil ve nerde dokunmasi gerektigini biliyor yada dogru yer ve zamanda dokundu agrilarina kose yastigi oldular dogru cumleyi bulamadim komple tamamlamadilar birbirlerini sadece yamadilar yamayabildikleri delikleri onlarda ideal es kiyafeti gibi gozuktu simdi anlattim galiba :)))
Online Ziyaretçi 16.06.2010/18:04
Bu ne hoş bir yazıdır. Ellerinize sağlık pek bi güzel olmuş.. Sibel arna ile başlayan bakıcı mevzusuna yakın bir düşüncem var.. Her apartman da görevli (kapıcı) bulunmakta aynı zaman da yazlık yerler de havuz ve çevre bakımıyla ilgili görevliler de mevcut.. Hatta bunların bir çoğu görevli oldukları ailelerin yanın da kalıp onlarla yaşamaktalar. Beni ilgilendiren ise bu ailelerin çocukları, hak verirsiniz ki böyle bir ortam da büyüyen ve gelişen çocuklar sıkıntılı, problemli bir gençlik geçirirler. Önerim ise çocukları olmayan o kadar çok aile var ki, ömürleri karı koca başbaşa geçiriyorlar, bence bunlar bu ve türevleri işler de kullanılarak daha iyi sonuç alınabilinir. Çocuk psikolojisi çok ince bir çizgiye sahip ve ergen dönemler de en ufak bir pürüz ileri de ciddi sorunlara dönüşebiliyor bu sebepten çocuksuz aileler belirlenip bu işler de kullanılmalılardır.. Yazılarınızı pür dikkat takip edip okumaktayız başarılarınızın devamını diler daha çok görmek isteriz.. monopolite..
Online Ziyaretçi 16.06.2010/17:04
çok eğlendin okurken! Aynen siz çok yaşayın!
Online Ziyaretçi 16.06.2010/15:11
sevgili doolittle bir mail gönderiyorum, lütfen bu konuya da değininiz, UykusuZ
Online Ziyaretçi 16.06.2010/14:16
Baykalin malum kasedi sonrasi muhalefet cephesinde umut veren yeni yapilanma sonrasi iktidarin bir anda Arap yalakaligina soyunmasi, 1918 mondros mutarekesinden sonra her turlu hak iddiasindan vazgectimiz ortadoguya tekrar bolgesel lider rolunde donme cabasidir.. darfur katliami nedeniyle sucu kesinlesmis katil Sudan diktatorune koltuk cikan tek lider olmaktan gocunmayan , daha yeni kirgizistanda oldurulen ozbekler icin kuru kuruya resmi devlet bildirisi disinda hic bir samimi insani mesaji gorulmeyen, israil saldirisinin oldugu gun 6 sehit veren ulkenin basbakani olarak ( ki bu sehitlik mevhumunun da sayiyla iliskilendirilmesi de ayrica sinir eder beni ) bu konuya yeterince vurgu yapmayan biri icin soylenecek cok sey yok. Her alanda hele hele dis politikada tutarli olmak gerek. Yoksa cok bas agritir bu eksen kaymalari kabadayi cikislari cok. Israil bastan sona yanlis yonetti bu insani yardim olayini. Silahsiz insanlar sana sopayla bile gelseler oldurmek tam bir canilik. Zarar vermeden durdurmanin yolu cok. Affi bahanesi yok. O gemiler pervaneye atilacak bir bomba ile de durdurulabilinirdi. Ama oldurmeyi sectiler. Tamamen sonuclari itibariyle hesaplanmis bir hareket bu. Bizim tarafta ise Hamasa teror orgutu degildir diyerek bizim basbakanimiz da cok iyi yapmadi bence..Pennslyvania daki cemaat liderinin de kendini bu konuda Turk hukumetinin tutumundan ayristirmasi da onumuzdeki donemde siyasette olacak buyuk degisikliklerinin isaret fisegidir. Eksen kaymasiyla yuzunu Araba Sarka donmek bu ulkeye cok da yarar getirmez. Ha ille Sarka donulecekse, Cin, Hindistan, japonyaya ve o bolgedeki bilumum Asya kaplanlarina donulsun. Lakin dunyanin once ekonomik sonra siyasi ekseni o cografyaya dogru gider.. Artik 2. Dunya savasi sonrasi kazanan ulkelerin soz sahibi oldugu kuresel politik arena, biraz da halen yasiyor oldugumuz ekonomik krizin de yardimiyla kartlarin yeniden dagitildigi uzakdogu asya eksenli yeni siyasi ve ekonomik duzene donusecek. Ille kaydiracaksak ekseni istikamet orasi diyorum.
Online Ziyaretçi 16.06.2010/13:21
Şu demet akalın'ın hikayesini öğrenmemeye çalışıyordum, ne diye uzun uzun anlattınız ki :((((
Online Ziyaretçi 16.06.2010/12:47
Dadından yenmiyor gene! zencefilli kurabiye
Online Ziyaretçi 16.06.2010/09:21
Ayyy çokkk yaşayınnn! Kahkahalarla okudum vallahi!...
Online Ziyaretçi 16.06.2010/09:04
YORUM YAZ

 
GAZETELER
AKŞAM
BUGÜN
CUMHURİYET
HABER TÜRK
HÜRRİYET
MİLLİYET
POSTA
REFERANS
SABAH
STAR
TARAF
VAKİT
VATAN
YENİ ŞAFAK
ZAMAN
    İSTANBUL
    ANKARA
    İZMİR