- A +

Önce Akif Beki’nin dünkü yazısından aşağıdaki bölümü lütfen okuyun.

TBMM üye tam sayısının yüzde 5'inin boşalması halinde ara seçime gidiliyor.
Anayasa uyarınca 3 ay sonra.
Üye tam sayısının yüzde 5’inin boşalması, 28 milletvekilliğinin düşmesi demek.
İşte bu hükümden hareketle deniyor ki, Beştepe’nin çılgın bir gizli planı var. 
HDP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldırtma tazyiki, bir ilk adım. 
Meclis’e kaldırsın diye yüklenilmesi, AK Parti’ye harekete geçmesi için pres uygulanması boşuna değil vesair...
Parlak plan şöyle işleyecekmiş: 
Birkaç HDP’liye dokunularak milletvekilliklerinin düşmesi sağlanacak.
Ve arkası çorap söküğü gibi gelecek, zincirleme reaksiyon şeklinde.
Kalan HDP’liler de ayağa kalkacak, protesto ve dayanışma için Meclis’ten çekilecek. 
Bir hamlede HDP’ye Meclis terk ettirilecek. 
28’den fazla koltuk tek seferde boşaltılmış olacak.
Buyurun size cillop gibi müsaitleştirilmiş bir Meclis, önü sonuna kadar açılmış bir zorunlu erken seçim fırsatı. 
Seçim sonucunda da HDP’den arındırılmış, AK Parti’nin başkanlığı geçirebilecek sayıya tek başına ulaştığı, uzlaşma aramaktan kurtulduğu, kimsenin oyuna muhtaç olmadığı, 3 partili bir Meclis banko güya. (Akif Beki, Ara Seçim Senaryosuymuş, Hürriyet, 9 Ocak 2016)
 

Hürriyet yazarı Akif Beki, Başbakanlık Basın Danışmanı olarak yaklaşık 3,5 yıl Erdoğan'ın sözcülüğünü de yaptı

Akif Beki, Saray’daki Sultan’ın çılgın bir ara seçim senaryosunun altına imza koyabileceğine ihtimal vermiyor. Ben farklı düşünüyorum

Böyle bir ‘çılgın ara seçim senaryosu’na Akif Beki’nin aklı yatmamış...
Ayrıca, Saray’daki Sultan’ın böyle bir çılgın senaryonun altına imza koyabileceğine ihtimal vermiyor.
Olabilir.
Ben farklı düşünüyorum.
Erdoğan, Saray’daki konumuna anayasal bir kılıf uydurmak için her türlü ‘çılgınlığı’ yapabilir, yapmaya başladı bile.
Erdoğan’daki çılgınlık hâllerinin başlangıç noktaları olarak 2013 yılının Gezi direnişi ve 17-25 Aralık gösterilebilir.
Seçim sandığındaki 9 puanlık 7 Haziran yenilgisine gelince, bu siyasal şok, Erdoğan’ın çılgınlık hâllerini daha beter yoğunlaştırdı.
Şöyle söylenebilir:
İktidar elden gidiyor duygusuyla birlikte çılgınlık, Erdoğan’ın iktidar oyununda ana çizgi hâline geldi.
7 Haziran’ı 1 Kasım’da tersine çevirmek için savaş düğmesine önce Erdoğan basmadı mı?
Bu bir çılgınlık değil miydi?
Savaş’ı seçim stratejisinin ana ekseni yapmadı mı?
Bu bir çılgınlık değil miydi?
Veyahut:

Erdoğan mutlak iktidarı ele geçirmek için, tüm ipleri Saray’da toplamak için her türlü çılgınlığı yapabilir

Cizre’sinde, Sur’unda, Silopi’sinde yaşananlar, akan kan ve gözyaşı çılgınlık değil mi?
Rusya’yla uçak krizi çılgınlık değil mi?
Türkiye’yi dış politikada bu kadar yalnızlaştırmak, neredeyse her tarafla kavgalı hâle getirmek, anlaşmazlık içine itmek çılgınlık değil mi?
Ortadoğu’sunda, Suriye’sinde Türkiye’nin manevra alanını dapdaracık yaparak, koca ülkeyi neredeyse kıpırdayamayacak bir konuma itmek çılgınlık hâli değilse nedir?
Cumhurbaşkanlığı yeminini her konuşmayla çiğnemek bir başka çılgınlık hâli değil midir?
Güçler ayrılığını, yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü her adımda yerle bir etmek çılgınlık değilse nedir?
Ve bir soru daha:
Çılgınlık stratejisinin 1 Kasım’da kazandırdığını görmüş olan Erdoğan, bundan böyle, ‘çılgınlık düğmesi’ne daha çok basmayacak mı?
Basmıyor mu?
Bu sorunun yanıtını merak edenler, bir zahmet, internete girip Erdoğan’ın Saray’daki son muhtarlar buluşmasındaki konuşmasına baksınlar.
Ama yalnız sözlerine kulak vermekle  yetinmesinler.
Konuşurken Erdoğan’ın o takallus eden yüzünü, gergin yüz hatlarını, üslubunu, mimik ve jestlerini dikkatle izlesinler.
Sonra da Erdoğan’ın bu hâlleri nasıl bir ruh halini yansıtıyor diye biraz düşünsünler.
Uzun lafın kısası:
Aklınızdan çıkarmayın, Erdoğan mutlak iktidarı ele geçirmek için, tüm ipleri Saray’da toplamak için her türlü çılgınlığı yapabilir.
İyi pazarlar!

Okuyucu Yorumları