Politika

Bahçeli'den Osman Kavala ve Gezi davası çıkışı: Kimse mahkemelere ve hâkimlere talimat veremez!

Sinan Ateş iddianamesiyle ilgili gelen tepkilerle ilgili görüşünü açıklayan MHP lideri, "Mezkur iddianame ile ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır" diye konuştu

07 Mayıs 2024 10:40

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Gezi Davası tutuklusu Osman Kavala'nın yeniden yargılanma tartışmasının gündeme gelmesine ilişkin olarak, "Hiçbir organ ve makam mercii ya da kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, tavsiyede bulunamaz." dedi. Konuyu köşesinde gündeme getiren Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi'ye tepki gösteren Bahçeli, "Bu şahıs, doğrudan doğruya "Osman Kavala serbest bırakılmalıdır" dese daha tutarlı ve omurgalı bir açıklama olurdu." diyerek kararı yargının verdiğini, yargının da bağımsız olduğunu yineledi. 

CHP lideri Özgür Özel'le görüşmelerinin öncesinde seslenen Bahçeli, "Neymiş CHP Genel Başkanı Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret ettiğinde saati sorunca 'Sen önce Kavala'yı çıkar' cevabını almış Anlamadığımız şudur, sayın Özel'in kolunda saati yok mudur, haydi yok diyelim beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur?" diye yüklendi. 

Bahçeli, MHP grup toplantısında konuştu. MHP lideri konuşmasına, "Bazen yerli yersiz sırtımızı sıvazlayanları da görüyoruz, bıçak sokacak yer arama ihtimallerini de hiç de yabana atmıyoruz. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor. " sözleriyle başladı.


Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle: 

Hayat serüveni ve siyaset sürecinin, bazı şeyleri sona ve sonraya bırakacak kadar uzun olmadığını bilecek deneyime sahibiz. Bu nedenle üşenmeyeceğiz, gecikmeyeceğiz, ertelemeyeceğiz, asla da vazgeçmeyeceğiz. Hangi şartların tazyik ve tesiri altında kalırsak kalalım, hakikati haykırmaktan çekinmeyeceğiz. Gülün dikeni var diye üzülmek yerine, dikenin gülü var diye sevinmeyi tercih edeceğiz. Temelsiz ve temkinsiz iyimserlikle temiz ve tedbirli iyi niyeti birbirine karıştırmadan dürüst, ilkeli ve samimi mizacımızla milletimizin ruh köküne tercüman olmayı azimle sürdüreceğiz.

Büyük Türk Filozofu Farabi diyordu ki: “Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir, fakat önce yanlışı bilenler doğruya erişemez." Biz doğruya bağlanarak, doğru duruşa dayanarak, doğrudan yana tavır alarak yanlışı ve yozlaşmayı telin ve teşhir edeceğiz. 55 yıllık siyasi tecrübeyle ifade ediyorum ki, suyun üstünde bile yürüsek yüzme bilmiyorlardı diye eleştirenler çıkacak, bu nedenle işimize bakacağız, önümüze bakacağız, haklı ve tarihi mücadelemizden hiç taviz vermeyeceğiz. Zulüm karşısında mazlumların yanındayız, mazlumlarla tek yüreğiz. Bu durum bizim için bir siyaset meselesi değil, bir inanç ve insanlık ödevidir. 

Elinizi vicdanınıza koy desek koyacak yer bulamayacak kimi insanların elbette bizi anlamasını beklemiyor, böylesi bir hayale kapılmıyoruz. Çıkarlarına ters düşenleri yollarına taş koyanları, rüzgarları kesenleri 10 metrelik kuyuya itip 5 metrelik iple kurtarma rolüne soyunan tatlı su kurnazlarını tanıyor biliyor ibretle takip ediyoruz. Takdiri ve teveccühü milletten rahmet magrifet ve rızayı allahtan diliyoruz. Bazen yerli yersiz sırtımızı sıvazlayanları da görüyoruz. Ancak buna dikkatle yaklaşıyoruz. Aslında sırtımızı sıvazlarken bıçak sokacak yer arama ihtimallerini de hiç de yabana atmıyoruz. Olgunlaşmak demek hiçbir şeye şaşırmamak demektir. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor. Fırsatını buldukları anda kavramların içini boşaltan değerleri çarpıtan anarşi mekaniğini çalıştıran istismar çarkını çeviren odakların bayağı dayatmaları sıradanlaşmakla kalmamış hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek boyutlara gelmiştir.

1 Mayıs'a katılanları hedef gösterdi: Üç beş haydut 1 Mayıs'ı terörize etti

1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır.
Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır?
 
1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, DEM’in ve marjinal partilerin bu düşmanlığa çanak tutmaları kimin kiminle yol yürüdüğünün tevsik ve teyit edilmiş özetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde iki dönem Kastamonu milletvekilliği yapan Merhum İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, Merhum Hüseyin Nihal Atsız’ın vefatı üzerine şunları kaleme almıştı:
 
“Eskiden; güvenilir, haysiyetli, şahsiyet sahibi mert kimselere ‘dört yüz dirhem adam’ denirdi.
O zaman bir okka dört yüz dirhemdi.  Şimdi okka, kilo; dirhem, gram oldu. Bu değişikliğe muvazi olarak dört yüz dirhemlik adamlar da azaldı; şimdi değil dört yüz dirhemlik, dört yüz gramlık adama bile zor rastlanıyor. İşte Atsız, dört yüz dirhem, yani okkalı bir Türkçü idi.”  Bırakınız dört yüz dirhemi veya dört yüz gramı, ciğeri peş para etmez insan müsveddelerin ucuz tahriklerine, uçuk tacizlerine, uyduruk tertiplerine ve uydulaşmış telkinlerine bu aziz vatan, bu kutlu millet, bu büyük devlet asla terk edilmeyecektir.
 
Bu vesileyle hayatın yükünü emeğiyle omuzlayan kardeşlerimizi selamlıyor, her zaman ve her durumda destekçileri olduğumuzu beyan ediyorum. Taşla, sopayla, flamayla ve fiziken şiddete maruz kalan; ancak sabır ve sağlam duruşundan vazgeçmeyerek birilerinin istediği tuzağa düşmeyen Türk polisiyle iftihar ediyor, hepsine teşekkür ediyorum. Polislerimiz asıl emekçidir, bunu görmeyenler zalimdir, zillettir, cümlesiyle haindir.

İsrail mesajı 

Türkiye'nin İsrail'in Gazze'de işlediği soykırım ile ilgili açılan davaya müdahil olması önemli bir adımdır. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu'yu inşallah boğacaktır. Netanyahu için hesap günü yakındır. İsrail ile ticaretin durdurulması da yerinde bir karardır. "

Gazze Türkiye için turnusol kağıdıdır. Bu süreç kimin medeni kimin insani kimin adil hukuk yanlısı olduğunu gözler önüne sermiştir. Adaletli yaşama eşit ve hakça paylaşma, tarihi yapan bir devlet haşmetine ulaşmak için Türkiye Yüzyılı diyoruz. Dünyada mıymıntı bir gezgin gibi değil bir fatih gibi duruş ve devinim göstermek için Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi'nin devamından yanayız. Allah'ın izniyle çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zalim de yoktur.

Siyasette yumuşama açıklaması 

Türkiye Cumhuriyeti devleti yeri ve zamanı geldiğinde şartlar başkaca bir seçeneğe imkan bırakmadığında iç ve dış işgalcilere haddini bildirecek şamarı indirecek gözü hem kendine hem de gözü kürenin her köşesine dönmüş gönlü ise ezelde olduğu gibi inanç ve kültür coğrafyalarımıza sahiplenmiştir. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye'nin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. DEM'lenmek yerine şekerli suyu tercih etmek akla en yatkın seçenektir. Sayın cumhurbaşkanımız ile CHP başkanının görüşmesini esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri kendi bilecekleri şeydir. 

Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz.

Siyasetin normalleşmesinin ve yumuşamasının vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri ortak çıkarları ortak geleceğidir. DEM'lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz, temennimizdir. Türkiye'de yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Anayasanın 138. maddesine göre hakimler görevlerinde bağımsızdırlar anayasaya kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kararlarına göre hüküm verirler.

Osman Kavala tepkisi: Özel'in kolunda saati yok mu?

Hiçbir organ ve makam mercii ya da kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, tavsiyede bulunamaz. Görülmekte olan bir davada yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru soramaz, görüşme yapılamaz, beyanda bulunamaz. Osman Kavala'nın yeniden yargılanması ya da serbest bırakılması hususunda kamçılanan sipariş süreç devamlı suretle ilerletilmektedir. Bahsi edilen şahıs Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Gezi Parkı davasında yargılanan diğer sanıklar da 18er yıl ceza almışlardır. Bu kararı veren bağımsız ve tarafsız Türk yargısıdır. 

Neymiş CHP Genel Başkanı Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret ettiğinde saati sorunca 'Sen önce Kavala'yı çıkar' cevabını almış Anlamadığımız şudur, sayın Özel'in kolunda saati yok mudur, haydi yok diyelim beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur? Sayın Özel'in saati sormak yerine PKK ve FETÖ'ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi?

Sinan Ateş çıkışı: Kimin elinde hangi belge varsa açıklasın

İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur: Mezkur iddianame ile ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi bilgi ve belge varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. Bakalım hukuki süreç Ankara'da mı bitecek Pensilvanya'ya mı dayanacak, hodri meydan. Hep birlikte göreceğiz! Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır. Fuzuli’nin dediği gibi, herkesin bir derdi var, kimi anlatır dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar.


TIKLAYIN - Abdülkadir Selvi: Kavala ve Gezi dosyasında yeni gelişme var; benzer gelişmede Ergenekon sanıkları tahliye edilmişti!

TIKLAYIN - Abdülkadir Selvi'ye Beştepe'den ve AKP'den 'Osman Kavala' tepkisi: Bu kibritle oynayan ya kendini yakar ya evini yakar

TIKLAYIN - Özgür Özel'den "Osman Kavala" açıklaması: Bir yol bulunsun, bu cendereden çıkılsın

TIKLAYIN - AKP’li Türkeş’ten Osman Kavala sürprizi: Bu kişiler neye dayanarak, neye karşı çıkıyor?