- A +

Sanki yeniden “dört eğilimi birleştirmek” gibi bir havası var dün resmen kurulan “İYİ Parti’nin”.

Zora öyle kolay pabuç bırakmayacağa benzeyen Genel Başkan Meral Akşener’in ilk konuşmasında sırasıyla andığı isimlere bakın:

Atatürk, İsmet Paşa, Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit.

Her biri ayrı bir ideolojiyi temsil eden bu liderler Cumhuriyet’e damga vurmuş isimler. Akşener hiç bir lideri atlamıyor. Bu öyle sıradan bir “anma ve şükran ya da yad etme” değil, onun ötesinde.

Gerek yaptığı konuşma, gerekse kurucular listesi, andığı liderlerle yan yana geldiğinde, karşınıza yeniden, Özal vari dört eğilimin birleştirmek arzusu çıkıyor.

En azından amaç bu.

Bu amaç gerçekleşirse, iktidar olmak için geniş bir kitleyi kucaklamış olacak.

“Çıldırtan denge”

Akşener’in konuşmasını başından sonuna dikkatle okuduğumda ve kurucular listesini gördüğümde, aklıma Selda Bağcan’ın türküsü geliyor:

“Bu ne çıldırtan denge / yaprak döker bir yanımız / bir yanımız bahar bahçe”.

Türküdeki gibi, İYİ Parti de sanki o “çıldırtan dengeyi” arıyor.

Türkiye zaten AKP ile on beş yıldır “yaprak dökmekle” meşgul, Akşener’in hedefi şimdi ülkede “bahar bahçe” yaratmak.

O nedenle, “dört eğilimi birleştirmek” peşinde. “Dört eğilim”, yani sağdan sola, muhafazakar çizgiden sosyal demokrasiye uzanan geniş yelpazede yer alan siyasal eğilimleri kendi bünyesinde toplamak ve yeni bir sentez yaratmak çabası. Tıpkı, 1983’te Özal’ın yaptığı gibi.

RTE karşıtlığı yetmez

İktidara alternatif olarak, madem dört eğilimi birleştirmek gerek, o zaman Tayip Erdoğan karşıtlığı ile bunu başarmak mümkün olmaz.

Şu anda Türkiye’de AKP’nin kutuplaştırdığı noktada iki çizgi var: AKP değil, Tayyip Erdoğan karşıtlığı ve diğerleri.

“Diğerleri”, MHP’yi geçiniz, önce “diğerlerini” bir arada tutmak gerek.

İkincisi ve asıl kritik nokta başka:

Erdoğan’a bağlı bulunanları çözmek gerek.

O da sürekli Erdoğan’ı eleştirmekle mümkün değil.

Alternatif göstererek, AKP kitlesini kendine çekecek cazip hale getirmek gerek.

İşin en zor yanı bu.

Kolay yanı ise şu:

Anketlere göre, kararsız kitle yüzde 30 dolayında ki, bu gerçekten çok yüksek bir oran.

Akşener’in ikna edebileceği kesim burada.

Yüzde 30’a vereceği mesajlar olumlu olduğu takdirde, iktidar yolunu açabilir.

Bakıyorum hal ve tavırlara, ANAP’ın ve DYP’nin kuruluş tarzına benziyor. Kuruluşu ile birlikte bir rüzgar estirmeyi başarıyor.

Akşener’in halk katında bir karşılığı var, kurduğu partini olacak mı, onu zaman gösterecek. Özellikle de, o kararsız yüzde 30’luk kitleyi ikna edici mesajlarla.

Dikkat çeken bazı isimler

İYİ Parti nasıl bir parti?

Kurucuların çoğunluğunda aile bağlarındaki siyasal geçmişten hareketle şunu söylemek mümkün.

Emekli büyükelçiler arasında Ahmet Erozan Demokrat Parti Meclis Başkanvekili Agah Erozan’ın oğlu.

Emekli büyükelçiler arasında Aydın Sezgin yıllarca Adalet Partisi ve DYP’de bakanlık yapmış İsmet Sezgin’in yeğini.

Emekli büyükelçilerden Tugay Uluçevik’in babası Korgeneral iken, 27 Mayıs’çılar tarafından emekliye sevk ediliyor, muhtemelen 27 Mayıs’a karşı ekipte, yani DP’den.

Emekli büyükelçilerden Ethem Tokdemir’in babası DP milletvekili. Tokdemir’in adı dört yıl önce yine Dışişlerinden bir arkadaşı ile “içip içip hükümet aleyhine konuşuyorlar” iddiası ile gündeme geliyor.

Ahat Andican 1995’te ANAP’lı Bakan, 2015 seçimlerinde MHP’den milletvekili adayı.

Ayfer Yılmaz 90’ların başında DYP’de ekonomiden sorumlu Bakan.

Durmuş Yılmaz AKP’nin Merkez Bankası Başkanı, sonradan MHP milletvekili adayı.

Selin Söğütlügil Atatürk’ün amcasının torunu.

Aydın Tümen 90’ların sonunda DSP’li Bakan.

Aytun Çıray CHP’den istifa eden milletvekili.

Mukadder Başeğmez, Ersönmez Yarbay, Kazım Ataoğlu Milli Görüş çizgisinden ve AKP’den.

DP’den başlayan zincir

İsimlere bakıldığında, tipik dört eğilim çizgisi. Ama, özünde bir başka “zincir” var.

Demokrat Parti (DP), 27 Mayıs’tan sonra onun yerine kurulan Adalet Partisi (AP), 12 Eylül’den sonra onun yerine kurulan Doğru Yol Partisi (DYP) ve şimdi onların ardılı İYİ Parti.

DP-AP-DYP zincirinin son halkası olarak İYİ Parti, bir anlamda Demokrat Partinin torun çocuğu gibi.

Sosyal demokrasiye de göz kırpan, özünde muhafazakar bir parti.

İYİ Parti en son AKP’nin kuruluşu gibi, daha ilk günden ses getiriyor, toplumdan onay görüyor.

Ayrıca, bir siyasal parti için kaçınılmaz ihtiyaç olan, hele de kuruluş aşamasında, maddi kaynak konusu da çözüme kavuşmuş görünüyor.

Okuyucu Yorumları