- A +

Seçimlerin dört ana unsuru seçmenler, siyasi partiler, medya ve kurumlardır. Seçim boyunca bu ana aktörlerin tutumları, davranışları ve politikaları üzerinde durulur. İçinde bulunduğumuz referandum süreci bir yanda alışılagelmiş bir seçim kampanyası biçiminde yürürken diğer yanda giderek güçlenen bir toplumsal demokrasi hareketine dönüşmektedir. Siyasi partiler mitingler, medya üzerinden verilen mesajlar, afiş, broşür-billboard gibi bilinen propaganda faaliyetlerini yürütürken; toplumsal harekette farklı etkinlikler ve eylem biçimleri öne çıkmaktadır. Önceki seçimlerde “sandık güvenliği” konusu ile sınırlı olan gönüllü dayanışmalar, referandum sürecinde çeşitlenmekte ve farklı alanlara doğru yayılmaktadır. Bu toplumsal demokrasi hareketi ya da daha net bir ifadeyle “Hayır Hareketi” orta ve uzun dönemde Türkiye’de siyasi rejimin şekillenmesine yön verecek nitelikler taşımaktadır.


Bireyler, ağlar, platformlar, örgütler, meslek kuruluşları


Emekli kamu görevlisi bir kadın, kendi kendine “Yüz olası ‘evet’ oyunu ‘hayır’a ikna edeceğim” diye söz vermiş. Çalışma alanını hastaneler olarak belirlemiş. Hastanede bekleme sırasındaki kadınların yanına oturup önce sağlık konusunda bir sohbet başlatıyor, sonra konuyu yavaş yavaş referanduma taşıyor. Anayasa değişikliklerinin içeriğini çok iyi çalışmış ve nasıl eleştirileceğini iyi öğrenmiş. Bunları bir sohbet çerçevesinde paylaşıyor ve sonra yeniden haberleşmek üzere konuştuğu kadının telefon numaralarını alıyor. Onları yeni bir arkadaş gibi telefonla arıyor ve hatta evinde ziyaret ediyor.

Bir emekli esnaf tezgâhtar olarak çalıştırdığı ve kendisine çok yakın gördüğü kimseleri önce telefonla arıyor. Ardından ziyaretlerine giderek düşüncelerini anlatıyor ve onlardan “hayır” oyu istiyor.

Bir erkek öğrenci, İnternet üzerinden tanıştığı ve kararsız olduğunu tahmin ettiği kimseleri bir kafede buluşmaya davet ediyor, onları “hayır” oyu vermeye ikna etmeye çalışıyor.

Bir kadın kampanya sırasında yaşanan olayları, duyduğu konuşmaları, çevrede gördüklerini, bunlardan çıkardığı sonuçları günlük şeklinde herkesle paylaşıyor. Amacı kendi deneyimlerinden başkalarının da yararlanmasını sağlamak.

Bir teknisyen, kimileri kentte kimileri Giresun’un bir köyünde yaşayan akrabalarına başkanlık sisteminin yaratacağı sorunları anlatıyor. Yakınında oturanlara, kestiği gazete yazılarını okuyor, onları bir süre için birlikte Halk TV izlemeye razı ediyor.

                                                    ***

Beyaz yakalılardan oluşan bir grup, forumlar düzenleyerek seçmenlerin “hayır” oyu vermelerini nasıl sağlayabileceklerini tartışıyor. Seçtikleri hedef kitle, kendileri gibi beyaz yakalı çalışanlar. Çalışmalarını onların yoğun olduğu yerlerde yürütüyorlar. Sosyal medya mesajları ve videolar hazırlıyorlar. “Hayır” kelimesini mesleki sorunlarla bir araya getirerek yaymaya çalışıyorlar: Fazla mesaiye “hayır”, BES’e “hayır”, işten çıkarmaya “hayır”…

Bir lisenin mezunları tarafından oluşturulan bir dayanışma ağı yeni katılımlarla genişliyor, hatta başka gruplara ve kentlere yayılıyor. Platform, bilgisayar üzerinden başta gençler, ev kadınları ve emekliler olmak üzere çok sayıda kişiyi tespit ediyor ve onları çeşitli özelliklerini dikkate alarak gruplandırıyor. Farklı gruplar üzerinde etkili olacağı düşünülen kısa metinler hazırlanıyor. Çalışmalara destek vermek isteyen liseli ve diğer gönüllü bireyler bu metinleri kendi el yazılarıyla kopyalayıp kişiye özel mektuplar yazıyorlar.

Önceki “Mahalle Meclisleri”ne benzeyen “Hayır Meclisleri” kuruluyor. Anayasa değişikliğinin içeriğini anlatan metinler, broşürlere ve görsel materyallere dönüştürülerek geniş bir çevreye ulaştırılıyor. Farklı mekânlardan aynı anda “hayır” yazılı balonlar uçurulması gibi yaratıcı eylemler yapılıyor. “Bu kadar yetkiyi babama vermem” gibi sloganlar üretiliyor.

“Oy ve Ötesi” gibi sandık güvenliği için çalışan platformların sayıları artıyor. Bilgilendirme seminerleri düzenleniyor. Sandıkların iyi izlenmesi, ıslak imzalı sonuçların iletilmesi ve itirazların zamanında yapılması için çalışmalar yapılıyor, planlar hazırlanıyor.

Bir platform, referandum sürecine katkıda bulunmak üzere insan kaynakları havuzu oluşturuyor. Bu uzmanları anayasa değişiklikleri konusunda eğitiyor. Herkesin uzmanlığına göre destek verebileceği alanlar belirleniyor: Yazılım, hukuk, tasarım, sağlık, iletişimci, sanatçı desteği… Onlar bu hizmetlere ihtiyacı olan başka platformlara, derneklere, kuruluşlara yönlendiriliyor. Sosyal medyada paylaşılan mesajların, karikatürlerin, kliplerin önemli bir bölümü bu uzman kişilerin gönüllü katkıları sonucu üretiliyor. Bu uzmanlar yurttaşlarla bir araya getiriliyor ve onların sorunlarının çözümüne yardımcı oluyorlar. Bu yoldan sağladıkları yakınlık sayesinde yurttaşları anayasa değişiklikleri konusunda aydınlatıyorlar.

                                                    ***

Kimi platformlar siyasi partilerle birlikte, kimileriyse siyasi partilerden ayrı çalışıyor. Ağlardan farklı olarak platformlarda yer alanlar, geçici olarak sağladıkları mekânlarda bir araya gelebiliyor. Platformlar eşgüdüm merkezleri olarak çalışıyor. Amaçları aynı zamanda çevredeki diğer gönüllü katılımcıları ve kuruluşları bir araya getirmek. Siyasi parti kimliği olmaması, her görüşten yurttaşın platforma rahat girip çıkmalarını ve katkı yapmalarını sağlıyor. Ayda 1600 lira maaşla eşi ile birlikte geçinmeye çalışan bir seçmen, platform bürosuna büyük bir heyecanla girip “Ben size para bağışında bulunmaya geldim” diyor ve cebinden çıkardığı beş lirayı veriyor. Birçok dar gelirli, platformlara bir paket çay, bir kilo şeker gibi bağışlarda bulunuyor. 

                                                    ***

Başta barolar ve bazı sendikalar olmak üzere çeşitli meslek kuruluşları ve odalar kampanyaya çok aktif olarak katılıyor. Anayasa değişiklikleri konusunda yurttaşları aydınlatmak için konferanslar, paneller, tartışma toplantıları düzenliyorlar ve yayınlar yapıyorlar.

                                                    ***

Siyasi dernekler ve kuruluşlar eğitici materyaller hazırlıyor, sosyal medya mesajları üretiyor, bildiri ve broşür dağıtıyor.


Kimler destek veriyor?


“Hayır Hareketi” içinde farklı kesimleri, farklı çıkarları, farklı siyasi örgütleri ve farklı talepleri barındırıyor. Diğer toplumsal hareketlere kıyasla kadınların katılımı daha kolay ve daha yüksek düzeyde. Gönüllü destek yaşlı, orta yaşlı ve genç her kuşaktan gelmekte. Harekette beyaz yakalılar öne çıkıyor. Kampanya ilerledikçe bireysel katkı ve ağ yoğunluğu artıyor.


Nasıl örgütleniyorlar?


Bireyler, ağlar, platformlar tarafından yürütülen etkinliklere katılım genellikle siyasi partilerin dışında gerçekleşiyor. Katılım zorlamaya, devlet desteğine, menfaat sağlamaya değil, kişisel inisiyatife ve gönüllülüğe bağlı. İlişkiler formel örgüt yapılarındakinden farklı olarak hiyerarşik nitelikli değil, eşit bireyler arasında. Bazılarında yönetici merkez hiç yok, bazılarında ise yalnızca eşgüdümü sağlamakla yükümlü. Karar alma süreçlerinde herkesin söz sahibi olmasına önem veriliyor. Siyasi görüş farklılıklarına rağmen katılımcılar görüş ayrılıklarını değil, ortak değerleri ve dayanışmanın önemini vurguluyor. Bazı oluşumlar diğerleri ile ilişki ve iş birliği içinde faaliyet gösteriyor. Bazıları ise bağımsız çalışıyor. Birlikte çalışma tek amaca, yani referanduma yönelik. Kurulan ağlar ve platformların geleceği açık uçlu. Yani bu oluşumlar dağılabilir, farklı ortamlarda sürdürülebilir, farklı amaçlara yönlenebilir.

Katılımcılar referanduma ilişkin bilgi ve görüşleri dışarıdan olduğu kadar birbirinden öğreniyor ve birbirine öğretiyor. Katılımcıların bilinç düzeyi genellikle yüksek ve hareket içinde daha da yükseliyor. Oluşumların canlılığının temelinde bu bilinç, iyimserlik ve umut var. Görüşlerini haklı ve doğru oldukları inancıyla savunuyorlar.

AKP iktidarı kamusal alanları yoğun denetim altında tuttuğundan bu oluşumların görünürlükleri zayıf. “Hayır Hareketi” mekân, yani sokak, cadde ve meydan odaklı değil. Bu nedenle, bir “kahramanlar” hareketi olmadığı söylenebilir. Bilinçli, kararlı ve cesur insanların hareketi. Hareket yüz yüze ilişkiler, mektuplar, internet iletişimi vasıtasıyla gelişiyor ve yayılıyor. Popüler kültür ögeleri ve mizahi yönüyle ‘dijital eylem’ en üst noktaya doğru taşınıyor.


Neden ‘hayır’?


Gönüllüleri bir araya getiren nedenler bir ana noktada toplanıyor: İktidarın giderek sınırsızlaşan gücünün başkanlık sisteminde daha da artması ve bundan doğacak vahim sonuçlar. Ülkenin durumunun zaten iyiye gitmediği ve daha fazla güç temerküzünün, telafisi zor kayıplara yol açacağı endişesi… Kimini demokrasinin, cumhuriyetin elden gideceği, kimini Türkiye’nin bir Orta Doğu ülkesi hâline getirilmesi düşüncesi ya da bunların tümü korkutuyor. Siyasi iktidarın zaten fazlasıyla yetki ve güç sahibi olduğu Türkiye’de, daha fazla yetkinin kime ne yarar getireceği en yaygın olarak sorulan soru haline gelmiş durumda.


Neden hukuk?


Referandum sürecinin en çok dikkat çeken yönlerinden biri, demokrasi bilincinin ve kültürünün gelişmesi. Bir ülkede demokrasinin sandıkla sınırlı olmadığı, iktidarın gücünün hukukla sınırlandırılması gerektiği bilincinin yerleşmesi ve yaygınlaşması... Daha açık bir ifadeyle bu bilinç şudur:
Demokrasi için özgür ve adil seçim ne kadar önemliyse, seçilen iktidarın gücünün dengelenmesi ve denetlenmesi de o ölçüde önemlidir. Bireyin özerk olduğu, hak ve özgürlüklerinin devletin keyfi müdahalelerine karşı bağımsız yargı tarafından korunduğu bir sistemin kurulması aynı ölçüde önemlidir. Anti-demokratik özellikleri ağır basmaya başlayan bir ortamdan demokrasiye geçme çabalarının temelinde bu düşünce yatıyor.


Otoriter rejimler nasıl demokratikleştirilir?


Demokratikleşme karmaşık bir süreçtir. Özgürleşme ve demokratikleşme düzenli ve her zaman ileriye doğru olmaz. Duraklamalar, hatta otoriterleşme yönünde geriye gidişler olur. Türkiye böyle bir geriye gidiş döneminden geçiyor. “Hayır Hareketi”, anti-demokratik işleyişi demokratikleşme yönünde değiştirmeyi hedefleyen bir demokratikleşme mücadelesi. Otoriter devletin denetimi altına alınmış olan siyaset alanının geri alınması mücadelesi…

Türkiye’de AKP iktidarının ve onun denetimi altındaki devletin baskısı, bir yandan muhalefetle diğer yandan demokratik sivil toplumla karşı karşıya geliyor. Bu nedenle demokratikleşme yukarıdan aşağı değil aşağıdan yukarı doğru ilerleyecektir. Devlet denetimi altına girmemiş bireylerin, örgütlenmiş ya da örgütlenmemiş grupların mücadelesiyle ilerleyecektir. Devletin zorlamaya dayalı gücü karşısında toplumun gönüllü katılımıyla gerçekleşecektir.

“Hayır Hareketi” gelecekte Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletinin sağlam temellerine oturmasını sağlayacak ortak değerlerin ve görüşlerin yayılmasını sağlıyor. Beklentiler, umutlar ve talepler bu hareket içinde toplanıyor, ifade ediliyor ve seslendiriliyor. Mevcut anti-demokratik rejimin yerine yeni bir rejimin konulmasını sağlayacak toplumsal kapasiteyi geliştiriyor.

“Hayır Hareketi” demokrasi bilincinin geliştirilmesinde ve demokratik kimlik inşasında önemli rol oynuyor. Demokrasi alanının genişlemesini ve sivil toplumun güçlenmesini sağlıyor. Demokrasinin geleceği için zengin insan kaynağı oluşturarak, kitlesel mobilizasyonu hayata geçiriyor. Demokratik olmayan rejimlere bu mücadelelerle son verilmiştir. “Hayır Hareketi”, Türkiye’de verilen büyük demokrasi mücadelesinin temel taşlarından birini oluşturuyor.

Okuyucu Yorumları