- A +

Kürdistan bağımsızlık referandumu ve sonrası yaşananlar hükümet uygulamalarından halen umudu olan Kürtler için önemli bir hayal kırıklığı oldu.

Kürtler her geçen gün kopuyor, devlet erkanının umurunda olmasa da gerçek bu, kalan son  umutlarını da kaybediyorlar. Çözüm sürecinin bitişinden sonra yükselen devlet dili, Kürtler arasında artan bir umutsuzluk oluşturmuştu, mazeretlerle hükümet uygulamalarını savunanlar da bağımsızlık referandumu sonrası çözülmeye başladı.

AK Parti yılların malum uygulamalarından sonra bir umut olmuştu. Aslında AK Parti hendek, barikat politikalarından sonra oluşan siyasi boşlukta yeni bir şans yakalamıştı ama ısrarla hatalarını görmezden gelen Kürt seçmenini de küstürmeyi başarıyor artık.

Bağımsızlık referandumu dolayısıyla  önceden birlikte miting düzenlediği Barzani’ye karşı sert tavır alması, vanaları kapatma tehdidi, aç bırakma sözü, Habur tatbikatı, tezkerenin öne alınması  Ak Parti’ye destek veren Kürt mahallesinde şaşkınlıkla karşılanan hadiseler. Adım adım büyüyen bir hayal kırıklığını hesaba katmamak acaba nasıl bir görmezden gelme?

En son daha kısa süre önce arasının oldukça bozuk olduğu Irak ve İran’la referandum dolayısıyla işbirliği yapmaya varan tavırlar Kürtler arasında aslında önemli bir kopuşu ve küskünlüğü tetikliyor. Artık “Kürt” ve “Kürdistan” kelimelerinin dilde bile telaffuz edilmemesinin bir karşılığının olmayacağı mı sanılıyor? Erdoğan  İranlı yetkililerle yaptığı görüşmelerde İran’da doğal bir şekilde kullanılan Kürdistan kelimesinin kuzey Irak yerine çevrilmesine müdahale ederek çevirinin “Kuzey Irak” olmasına vurgu yapıyor. Bu tavırlar, seçmen kaybı oluşturacağı tedirginliğinin de olmadığını gösteriyor,  bu eminliğin başka açıklaması yok, ama bu daha vahim bir durumu gösteriyor. Hem Kürdü küstür hem de farkına bile varma..! Hem Kürdü küstür hem de umursama ..!

Bu dediklerim şahsımın temennileri değil, gözlemlerim ve okuduklarım. Bölgede Ak Parti'ye oy veren veya çeşitli zamanlarda destek veren kesimlerde önemli eleştiriler yükseliyor. Son referandumda evet oyu veren Hüda- Par’a yakınlığıyla bilinen Doğru haber gazetesinde yayınlanan bir makale bu hayal kırıklığının en önemli delillerindendir.

Mehmet Gülsever imzasıyla “Kürd'lükten istifamdır” başlığıyla Doğru haber gazetesinde yayımlanan makalede bakın neler deniyor.*

“Sayın “Irk Atama Daire Başkanlığı”. Gördüğüm lüzum üzerine Kürd'lükten istifa ediyorum.

Zira “makbul” Kürd olmayı bir türlü beceremediğim gibi, büyük kadirşinaslık gösterip himaye eden Türk'lere, Araplara hatta Fars'lara bile layık olmayı da bir türlü beceremedim. Var olduğum günden beri gün yüzü görmedim. Aşağılanıp horlanmaktan, itilip kakılmaktan bıktım usandım.

… Herkese “devlet” dağıtıldığı zamanda benim “ümmet damarım” öyle kabardı ki, bana gelen bütün “ulus devlet” tekliflerini red ederek ulus devletlerin birer parçası olma fedakarlığında bulundum. Param parça olma pahasına… Ama “makbul Kürd” olamadım. Yaranamadım.

 …Ecnebilerin, ezilmişliğimizden yararlanarak ifsad ettikleri kimi dağa-bağa kaçan çocuklarımıza en büyük şamarı ben attığım halde yine “sahipler” büyük darbeyi bana attılar.

Olmuyor! Olmuyor! Olmuyor! Ne yapsam olmuyor, ne giysem yakışmıyor. Bana göre biçilen bir tek gömlek bulamadım şu dünyada. Çok zor Kürd olmak be Sayın Başkan!

….Dostlarına da güvenerek halkının reyine başvuran en “ehven”, en “makbul” ve en “kardeş” Kürd'ü bile aç bırakmakla; tecritle tehdit ediyorlar. Haklılar ama! Meğer bu Barzani aslında siyonist'in, Haçlı'nın, işbirlikçinin ve devşirmenin en önde gideniymiş. En ehveni böyle ise varın siz düşünün diğer Kürd'leri.

Bu nedenle çok zor Kürd olmak çooook!

Kürd olmak çok ağır geliyor be Sayın Heyet. Ben artık taşıyamıyorum. Hem kürd hem kul olmayı, hem Kürd hem Müslüman olmayı beceremiyorum. Sade Kürd olmayı ise hiç beceremiyorum. Ne yaparsam yapayım, hangi aşağılık tavizi verirsem vereyim “makbul Kürd” olamıyorum.”

T.C. devleti ve hükümetlerinin unutmaması gereken şudur: Bölgede kurnaz taktikler uzun vadeli politikalar değildir, bölgenin kalıcı gerçeklerini anlamak reel, mantıklı ve akılcı politikalar oluşturur. Bölgede Kürtler, her geçen gün varlıklarını hissettiriyorlar ve gasp edilen haklarını geri alma bilinciyle doluyorlar. Bunun karşısında olan herkes kaybeder, kaybediyor. Mezopotamya’nın bu kadim halkı bölgenin kalıcı dinamiğidir. Daha dün büyük düşman ilan ettiklerinizle sırf Kürtlerin aleyhine el sıkışıyorsanız bunun tek bir anlamı vardır, Kürtleri kaybetmek. Oysa Kürtlerin yüzü yüzyıllardır iç içe yaşadıklarına yöneliktir. İsrail’le olan bir ittifak görüntüsünden dolayı hatasını anlamak yerine öfkelenen İslamcılarımız ne büyük bir hataya imza attığının farkında değildir.

Kürtler her geçen gün daha çok milli kimliklerine sarılıyorlar. Zira her geçen gün daha çok küstürülüyorlar ve üstelik bu hallerinin farkına varılmıyor. Daha dün bir çok Kürdün sosyalist kimliği ve politikalarıyla eleştirdiği Talabani vefatıyla en dindar Kürt tarafından bile duygusal mesajlarla sahipleniliyor. Ama bu duygusal kırılmayı gören çok fazla kişi yok.

Orta Doğu halklarının birbirine düşman olması hep kendilerine zarar olacaktır. Yeni sınırlar kadim dostlukları bozacak olan değildir ama empati eksikliği ve tabii olana direnç bölgeye asıl zararı verecek olandır.


*https://dogruhaber.com.tr/yazar/mehmet-gulsever/9064-/

@gergerliogluof

www.omerfarukgergerlioglu.com

Okuyucu Yorumları