- A +

Ömrümüz, Martin Luther’in çizdiği Türk imajının Avrupa’nın bilinçaltından kazınmasını sağlamaya çalışmakla geçti. Ömrümüz, Geceyarısı Ekspresi’nde uydurulan Türk imajını silmeye çalışmakla geçti. Kısa bir süre önce Washington Büyükelçiliği'mizin önünde olanlarının videolarını sosyal medyada ben de gördüm. Olayın gelişimini izledim. Çok üzüldüm.

Olan bitene yetkililerimiz her hangi bir açıklama getirdiler mi, bilmiyoruz. Olayın, basına, sanal dünyaya yansıyan versiyonuna karşı bir Türk versiyonunu henüz, en azından yaygın şekilde göremedik. Varsa bir Türk versiyonu, bunu sunup savunmakta çok geç kaldık. İmajımıza, itibarımıza olan oldu.

Korumalara böyle davranmaları için kim talimat veriyor? Türkiye’den yetkililer, büyükelçilik bu sahnelerin oluşmasına nasıl izin verirler? ABD Dışişleri’nin protestosuna bizimkiler ne yanıt vermiş, bilmiyoruz. ABD’li senatörlerin mektubu nasıl yanıtlanacak, onu da merak ediyoruz. Kabahatini bilenlerin suskunluğu içinde görünüyoruz.

Bizimkilerden biri, yerde yatan göstericinin suratına tekmeyi patlattı. Böyle vahşice davranış Türk polisine yakışır mı? Türk vatandaşına yakışır mı? İsviçre’de attığımız tekmeler yıllarca unutulmadı. Ama bizim için sorun değil, sanki. Biz tekmeyi atınca rahatlıyoruz. Başka kültürlerde olmayan “Oh olsun!”, “Canıma değsin!” deyişlerini de kullanarak şiddete, karşımızdaki bizi kızdırınca ya da tahrik edince başvurabileceğimiz meşru bir yöntem niteliği kazandırıyoruz.  

Washington’da aleyhimize gösteri yapanların kimler olduğunu ben bilmiyorum. En kötü ihtimali düşünelim. “Onlar bizim düşmanımız!” diyelim. Düşman ne ister? Sizin itibarınızın zedelenmesini, imajınızın karalanmasını ister. Bunun için çalışır. Washington’da olanların sonucu ne? İtibarımıza da, imajımıza da kara bir gölge düştü. Yani kendimizi tutamayıp şiddete başvurmamız, karşı tarafın işine yaradı. Bedavadan aleyhimize müthiş bir propaganda yapılmış oldu. Ondan sonra, sen ABD’deki lobi şirketlerine milyonları döksen ne çare?

Eğer Washington’da olanlar, ABD’li senatörlerin ve sosyal medyanın sunduğu gibiyse devletimizin imajını bu hale düşürenlere yazıklar olsun!

Vaktiyle yanında çalıştığım bir büyüğüm insan hakları ihlâli yapan görevlilere ikili ceza verilmesi gerektiğini söylerdi. Önce, ihlâl yüzünden; sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni elâleme rezil ettiği için. Değerli büyüğüm bu sözünde haklı mıydı, haksız mıydı? Yanıtı sizin vicdanınıza ve devlet anlayışınıza bırakıyorum.

Okuyucu Yorumları