Pink Floyd ve kuğunun son şarkısı

- A +

Carl Gustav Jung; içe dönük ve dışa dönük kavramları ile kişi - topluluk gerçekliğine ve toplumda bireyin üstüne örtülen aldatıcı tüle - ideolojik hegemonya / Gramsci - bilinç dışı dürtülerden özgürleşerek kendi benliğini kazanma sorununa derin bir neşter atar. Bireyselleşme sürecinde kolektif bilinç illetinin salgıladığı mutsuzluk, huzursuzluk ve yabancılaşma ile barışık bir hayata rıza gösteren edilgin kişilik değil; müdahaleci, savaşımcı gücün ayırdına varıp yaşamını anlamlı kılmak Jung kadar Pink Floyd sanatının da meşguliyet sahasıdır. Tabii bu kızgın zeminde alanlarının güçlü kuramcı ve sanatçılarını, yazı çerçevesi nedeniyle, anamıyoruz.

Her canlı ölümü tadacaktır.

Bu söz daha yüzyıllarca ürperten kaçınılmaz akıbeti merhametsizce hatırlatacaktır insanoğluna. Nitekim Syd Barret' den sonra da grubun kurucu üyesi ve Pink Floyd'daki caz alt yapısının müzikal mimarı Rick Wright' de hayata veda eder ve David Gilmour, Nick Mason ile Roger Waters, yaşamlarını müzik yapayı, turneleriyle klanlarına ulaşmaya devam ediyorlar.

En son 2014 yılında, David Gilmour ile Nick Mason, dünyaya Pink Floyd olarak son albümleri Endless River den sonra grubun tarihine son noktanın konulduğunu duyurdular.

Beklenir bir durumdu bu. Çünkü daha en baştan, benim de bu yazı dizisinde önemli bulduğum temaları arasındaki empati sorunsalı, hayatın da dayatmaları ile, ters bir boyutta grubun dağılmasının etkeni oldu. Zaten 1979 yılında İngiltere' de yasaklanan The Wall albümü ve sonrasında, albüme alınmayan şarkılardan oluşan Final Cut ciddi iletişim kopukluğu yaşamalarının öğrenilip duyulmasıyla, malumun ilamı da gerçekleşti ve Waters ayrıldığını deklare etti. Küstahlığa varan sivri dilliğini konserinde de gördüğüm Roger Waters, grup arkadaşlarının müzikal kişilikleri hakkında, çok ağır eleştirilerden kaçınmadı, sürekli konuştu. Yanıt vermediler ama bu çok kırıcı söylemin, ilişkilerine menfi etki yaptığı tahmin edilebilir.

Pink Floyd, bence Swan Song - kuğu şarkısını* Final Cut albümüyle söylemişti.

Roger Waters, gruptan ayrıldıktan sonra politik çıkışları, net tavır alışlarıyla dünyanın gidişatına, şaşırtıcı bir enerjiyle müdahale etmekten imtina etmedi.

Şimdilerde de İsrail devletinin Filistin politikalarına o zehirli diliyle yerden yere vurmaya devam ediyor.

David Gilmour, ya Ege' deki adasında ya da Londra' daki tekne stüdyosunda sessiz sedasız üretiyor. Nick Mason, turnede.

Her üçü de yetmişli yaşlarındalar.

Onlara minnet duyuyoruz.


*Kuğunun ölmeden önceki son ve en güzel şarkısıdır.

Okuyucu Yorumları