Yüz kırk yaşına kadar yaşayacak olan adamın sırrı

- A +

Bazen insanın hayatında sevdiği ve saydığı, zaman zaman aklından geçen, ama neredeyse hiçbir zaman görüşmediği veya binde bir gördüğü arkadaşları olur.

(Böyle arkadaşlık mı olur, demeyin. Binbir türlü arkadaşlık vardır. Düşünecek olursanız.)

Bunlardan biri... Hayır ... Adını vermeyeceğim, özeline müdahale etmemek için, ama zaten adı önemli değil (kendisi önemli bir adam olsa da).

Uzattım.

Bir gün bu arkadaşım, nereden lafı açıldıysa, bana “Ben 140 yıl yaşayacağım” dedi.

Bir gün bu arkadaşım, nereden lafı açıldıysa, bana “Ben 140 yıl yaşayacağım” dedi.

“Bütün arkadaşların ölecek. Kendini yalnız hissetmeyecek misin?” diye sordum.

“O zaman başka arkadaşlarım olacak,” dedi.

Karısını çok sevdiğini biliyordum.

“Karın?”

“O da 140 yıl yaşayacak,” dedi.

Bir gün onunla ve eşiyle organik ürünler satan bir mağazada karşılaşınca bu uzun yaşama işinin gerçek bir karı-koca projesi olduğunu anlamış oldum.

“İkinize de bol şans,” diye geçirdim içimden.

Yüz kırk gün daha yaşamasam umurumda olmadığı için arkadaşımın projesi, çok olmasa da, garibime gitti.

O günden sonra, ona ara sıra yabancı yayınlarda okuduğum uzun ömür veya ömrü uzatmakla ilgili yazıları kopyalamaya başladım.

Bu yazılardan biri,  ömrü uzatmak için yapılan, kimisi akıldan çok parası olan Amerikalı trilyonerler tarafından finanse edilen bilimsel araştırmalara dairdi.

Oracle, Google ve PayPal ortakları,  yüz milyonlarca dolar yatırmışlardı yaşlılığı kullanımdan kaldırmaya ve ölümü sonsuza dek ertelemeye.

Oracle şirketinin kurucu ortaklarından Larry Ellison, ölüme sessizce boyun eğilmesini “akıl almaz” bulduğu için yaşlanma önleyici araştırmalara 430 milyon dolar yatırmıştı.

Vay canına demiştim, Bay Ellison’un bu dev kibri karşısında.

Parayı bastırınca ölümü iptal edeceğini sanmak, Orta Çağlarda papazlara para ödeyip cennette yer satın almanın bir tür Yirmi Birinci Yüzyıl modeli olmalı, diye düşünmüştüm.

Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için bir kuruşu feda edemiyorlardı, ama gittikçe yaşanmaz olan bir dünyada sonsuza kadar yaşamanın sırrını bulmak için yüz milyonlarca dolar harcayabiliyorlardı.

Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için bir kuruşu feda edemiyorlardı, ama gittikçe yaşanmaz olan bir dünyada sonsuza kadar yaşamanın sırrını bulmak için yüz milyonlarca dolar harcayabiliyorlardı.

Zengin olmak için aklın gerekli olmadığının bir kanıtı sayılabilir miydi bu?

Arkadaşım, bu araştırmalara dair yazıyı okuduktan sonra bana şu  iletiyi yolladı:

“Uzun yaşamak için milyonlar harcamaya ve düşünüp taşınmaya gerek yok. Yaşamayı seversen ve yarının gelmesini dört gözle beklersen uzun yaşarsın. Yarın her zaman gelir.”

Bu düşünce bana Amerikalı milyarderlerin projelerinden daha mantıklı geldi:

“Hayatı seversen hayat da seni sever ve senden ayrılmak istemez.”

Medya, her yerde, uzun yaşamak için yapılması veya yapılmaması gereken öğütlerle doludur, ama gerçekte uzun yaşamanın sırrı kimsede yoktur.

Ama ömrünüzü uzatmak için ille de nasihat istiyorsanız arkadaşımın bu basit öğüdünden daha iyisini bulabileceğinizi sanmıyorum.

Yaşamı sevin ve yarının gelmesini dört gözle bekleyin.

Okuyucu Yorumları