Miami’de ev almak isteyen kadına kısa bir mektup

- A +

İnsan, sadece bir ülkeyi sevebilir.

Doğduğu, dilini öğrenerek, yemeklerini tadarak, doğasını koklayarak, tarihini kendi hikâyesinin geçmişi yaparak büyüdüğü yerdir bu ülke.

Bu ülke yaşanmaz hale gelebilir. İnsan oradan kaçıp başka bir ülkeye yerleşebilir, ama orasını kendi ülkesi kadar sevemez.

Aslında terk ettiği ülke değil bir olay, bir rejim, hatta bir kişidir. Belki, tek, o olay ve rejimi yaratan kişi.

İğretidir kaçtığı yerde. Oraya kendi ülkesine olduğu kadar ait olamaz. Oradan aldığı zevk ile  ülkesine duyduğu özlem sürekli çekişme halindedir, bitmeyen bir  halat çekme oyunu gibi.

Hiçbir ülkenin sıcağı kendi ülkesininkine benzemez, meyvelerinde aynı tadı bulamaz, ormanları başka kokar, kuşları başka öter, denizlerinde başka balıklar yüzer. Bulutları bile sanki farklıdır.

Yabancı ülkelerde aynı milletin insanlarının komün halinde veya birbirine yakın yaşaması bundandır.

Türk, Türk’e yakın yaşarsa birazcık da Türkiye’de yaşar.

Bu yetişkinler için böyledir. Çocuklar, ağaç değil tohum oldukları için, herhangi bir ülkeyi kendi ülkeleri yapabilir.

Bilmiyorum, biliyor muydun? Çocuk beyni herhangi bir dili aynı kolaylıkla öğrenebilecek yapıdadır. Letonya’da doğan bir çocuğu Maorilere ver, hemen Maori dili öğrenir.

Çocuk, uzayda başka bir gezegende, başka yaratıklara evlatlık verilse onların dilini de öğrenir sanırım.

*

İnsan, gerçekten sadece bir ülkeyi mi sevebilir?

Yanılıyor olabilirim.

“İnsan sadece bir ülkeyi sevebilir,” sözü, 2003’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan  Güney Afrikalı yazar J. M. Coetzee’ye aittir.

Coetzee 2002’de Avustralya’da Adelaide kentine taşındı ve 2006’da Avustralya vatandaşı oldu.

Belki ona fikrini değiştirip değiştirmediğini sormak lazım: İnsan, gerçekten sadece bir ülkeyi mi sevebilir? Yoksa sevdiği ülkenin kana, adaletsizliğe ve yeise bulanması halinde, bir aşkı bitince başkasına tutulur gibi, ülkesine olan sevgisini başka bir ülkeye aktarabilir mi?

Sanmıyorum. Ama hiçbir şeyden emin olmadığım gibi bundan da emin değilim.

*

Bunları yazma amacım seni teşvik etmek veya vazgeçirmek değil. Öylece yazdım aklıma gelenleri.

Okuyucu Yorumları