- A +

Bu ülkede en çok erkek olmak zordur.

Erkeklerin yükü çok ağırdır. Kadınlar erkeklerden sorulur. Çocuklar erkeklerden sorulur. Aşk erkeklerden sorulur, politika, hayat pahalılığı kısaca her şey erkeklerden sorulur. Ve her konuda onların bir fikri ve zikri vardır.

Bütün yük erkeklerin omuzlarındadır.

Kadınların namusu bile erkeklerden sorulur mesela.  Namusu kirlenen kadını temizlemek onun işidir (Kimin kirlettiği meselesine hiç girmeyelim).

Çok zordur erkek olmak.

Çok sevdiğiniz birini dövmek hatta öldürmek zorunda kalır mesela. Neden çok sever. Kendini tutamaz. Çünkü yükü çok ağır…

Çok çok zordur ‘erkek’ olmak.

‘Erkek’ olmak gece vakti sokakta tek başına yürüyen bir kadın gördüğün anda kuşku duymaktır.

Eteğinin boyuna, saatin kaç olduğuna bakmaktır.

Kız kardeşine eve kaçta geldin diye sormaktır. Hatta dışarı çıkmasına izin vermemektir.

‘Erkek’ olmak yemeğin tuzu az diye hır çıkarmaktır mesela.

Rakıya buz yok diye masayı devirmektir.

Erkek olmak çok sevdiğini kemerle dövmek, tüm vücudunu morartmaktır.

Soba borusuna kafasını vura vura öldürmeye çalışmaktır.

Kül tablası fırlatıp “ben yapmadım” demektir.

‘Erkek’ olmak bir çocukla evlenecek mideye sahip olmaktır.

Erkek olmak ne kadar zavallı olduğun ortaya çıktığında savunmaya geçip şiddetin başka hallerini ayan beyan savunmaktır. En kötüsü de bunun da şiddet olduğunu anlayacak zekâya ve algıya sahip olamamaktır.  Bakınız Ahmet Kural…

Sıla bu ülkede şiddet gören onbinlerce kadından biri. Cesaretle, inatla ortaya çıkıp şiddet gördüm dedi. Sen misin bunu diyen! Ahmet Kural’ın hülyalı bakışlı fotolarından dem vuranlar mı, dövdürmemeyi bilseydin diyenler mi yoksa bu adamları nereden buluyorlar diyenler mi? Binlerce yorum, binlerce akıl verme ve fikir beyan etme hali. Neyse ki kadına şiddet bu ülkede tüm arka planlara ve korumacı yaklaşımlara rağmen “makul” karşılanmıyor da Ahmet Kural bir parça köşeye sıkıştı. Sıkıştı da ne dedi dersiniz? Önce yok öyle bir şey. Sonrada akla ziyan bir açıklama. Ne dedi bir bakalım.

“Çok sevmiş, sevdiğini gördüğünde gözleri patlamış bir insan olarak, kalbim çok acımış olsa da bu yaşananlarla ilgili benden olumsuz bir şey duyamayacaksınız.”

Çok sevdiğim için öfkelendim. Her tarafını morartmış olabilirim ama benden olumsuz bir şeyler duymayacaksınız diyor Ahmet Kural ve hemen arkasından şunları söylüyor;  “tartışmanın sebebi olan ve ağır tahrik içeren konu üzerinden başlayan yüksek sesli karşılıklı bu kinci tartışma esnasında yaşanan itişme sırasında bugüne konu olan olumsuz gelişmeler yaşandı."

Kinci tartışma, olumsuz bir söz değil Ahmet Kural’a göre. Canı çok acımış bile olsa ortamı terk etmesi gerektiğini düşünüyor ve söz konusu ortamın “kendi mülkü” olduğunun altını çizmeden geçmiyor. "Konu canımı ne kadar acıtsa da, soğukkanlılıkla evim dahi olsa o ortamı terk etmeliydim"

Yani Sıla gecenin arık bilmem hangi vakti Ahmet Kural’ın evine gelmiş. Yani?.. İşte siz düşünün gerisini…

Asıl bomba Ahmet Kural’ın özür dilediğini düşündüğümüz paragrafta. “Başta Sıla olmak üzere olmak üzere tüm kadınlardan özür diliyorum. O gece, benimle paylaştığı şeyleri itidalli bir şekilde karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine diye düşünmeliydim.”

Erkek olmak işte bu kadar zor bir şeydir.

Bir kadın üzerinden varlığınız tüketilmektedir.  Ve hemen hücuma geçmeniz, saygınlığınızı çamur atarak geri kazanmanız gerekmektedir. Sorun şu ki artık elinde küllük ya da sopa yoktur. Kelimeler vardır. Gelişine saydırmak şanındandır!

Mesela bir kadını döversin sonra da onun hakkında şaibe yaratmaya çalışıp şiddeti meşrulaştırırsın. Okuyan “Ne konuşuldu ki o gece? O gece ne oldu ki?” sorusunu kafasında döndürüp durur. Bir kadının şiddet gördüğünü söyleme cesaretinden, vücudundaki ve ruhundaki izlerden uzaklaştırıp onun “ne yapmış olabileceğini” düşündürmek ‘erkek’ işidir. Ve hakikaten çok zordur.

Arkasından “Kadına şiddet konusundaki toplumda oluşan hassasiyeti, saygı ile karşılıyorum.”  deyip kendinizin de kadına şiddete karşı olduğunuzu söylediniz mi “ya adam da durup dururken delirmemiş” kıvamına getireceğiniz hatta “adam haklı” diyecek kitle hiç de az değildir.

Mesela Ahmet Kural’ın bu açıklamasının bir suç ve şiddet içerdiğini yazdığım bir twite hemen yanıt geldi. “ne yaşandı şahit misiniz? böyle bir yargıyı verecek ne gibi bir tespit ve dayanaklarınız var?” Kural’ın açıklamasının bazı kesimleri tam on ikiden vurduğunun resmi kanıtı.

Doğru basit bir şeydir. Üzerinde uzun uzun varsayımlar yapmanın, ama’lı, fakat’lı cümleler kurmanın çok ayıp olduğu durumlar vardır. Bunlardan en önemlisi kadına yönelik şiddet ve tacizdir. Adı, mesleği, şanı, şöhreti ne olursa olsun hiçbir kadına şiddet uygulanamaz. Adın, mesleğin, şanın, şöhretin ne olursa olsun hiçbir kadına şiddet uygulayamazsın.  Adı, mesleği, şanı, şöhreti ne olursa olsun bir kadın taciz edilemez. Ne giymiş olursa olsun, nerede bulunmuş olursa olsun bir kadına tecavüz edilemez.  Ünlü oyuncu Ahmet Kural da olsan bakkal Ahmet ‘de. Ünün seni kurtarmaz, haklı çıkarmaz. Nokta!

Okuyucu Yorumları