Zindanda bize acı çektirmekten keyif alıyor, Allah mazlumların ahını zalimlerde bırakmaz!

- A +

Silivri diyeti...
Silivri hapishanesinde yatanlar ya da yeni çıkanlar tığ gibi, fazla kiloları yok.
Uzun zamandır dışarıda olanlar, yani tutuksuz yargılananlar ise, maşallah,  hepsinde bir göbek, bir ense kulak...
Şahin Alpay 8 kilo almış.
Orhan Kemal Cengiz 6-7 kilo diyor.
Ali Bulaç da göbeklenmiş.
Biri kenardan, "Size Silivri diyeti lazım" diye kafa buluyor.
Ahmet Turan Alkan galiba "Silivri diyeti"ni biraz abartmış, neredeyse bir deri bir kemik kalmış...
Avukatından öğreniyoruz, tam 30 kilo vermiş. "Ciddi sağlık sorunları var" diyor avukatı ve ekliyor:

Ama en büyük sağlık sorunu kahır!
Kahroluyor üç müebbetle yargılandığı için...

Ahmet Turan Alkan'ın alnında bir yara dikkatimi çekiyor.
Dün yoktu.
Silivri'de dün gece merdiven demirine çarpmış, alnı yarılmış. "Merak edecek bir şey yok" diyor her zamanki güleryüzlü, çelebi haliyle...
Sivas'tan dayısı gelmiş davayı izlemek için, bundan çok memnun. Beyaz saçlı, beyaz sakallı muhterem ihtiyarla selamlaşıyoruz.
Ahmet Turan Alkan'ın savunmasına kulak veriyorum.
Bazen notlar alıyorum, bazen yazılı metinden okuyorum.
Sözünü esirgemiyor.

Bu iddianame 17-25 Aralık iddianamesi...
Rüşvetçileri himaye edenler serbest, sorgulayanlar benim gibi hapiste...

Susan, seyreden takımından olsaydım bugün serbesttim, birçokları gibi muteber insandım. 
Öyle bir iddianame ki...
Şaşıya şaşı, engelliye engelli demeyecektin, diyor.
Susacaktın diyor.
Başını kuma gömecektin, diyor.
Yoksa...
Adamı beyaz sakalından tutar, zindanlarda süründürürüz, diyor, beni 23 aydır demir parmaklık arkasında tutan bu iddianame...
Ömrümün iki yılına el koydunuz.
Halk diliyle söylüyorum:
Vebali boynunuza!

Mustafa Ünal, Ahmet Turan Alkan, İbrahim Karayeğen, Mümtazer Türköne (Soldan sağa)

Af dilemem, sizlerden
özür dilemem, ne olur beni tahliye edin demem...

Hapishanede çektikleri yalnızlığı anlatıyor.
Karıncalara, böceklere, hatta kara sineklerle sivri sineklere, betonların arasında fışkıran vahşi otlara gösterdikleri itinadan söz ediyor.
Avluya düşen bir serçe yavrusunu iyileştirip uçurdukları vakit hissettikleri mutluluğu dile getiriyor.
Sonra da ekliyor:
"Devlet bize kanlı katil muamelesi yapıyor, sosyal düşman muamelesi yapıyor. Vebali boynunuza..."
Ahmet Turan Alkan'ın şu sözlerinin altını çiziyorum:

  • Zindanda bize acı çektirmekten keyif alıyor.
  • Türkiye bugün çok büyük bir yargı terörü yaşıyor.
  • Hukukun siyasileştirilmesi büyük bir cinayettir.
  • Hukukun derhal normalleştirilmesi lazım.
  • Hukuku tutamazsak, doları hiç tutamayız.

Şöyle devam ediyor:

  • Kasabın bıçağını yalayacak değilim.
  • Beni hukuka göre mahkûm edemezsiniz.
  • Af dilemem, sizlerden özür dilemem, ne olur beni tahliye edin demem.
  • Hapis yatıyor olabilirim ama boynum bükük değildir.
  • Yoksa söz konusu vatansa, hukuk teferruat mı bu ülkede?..
  • Uluslararası kamuoyunda Türkiye'yi neredeyse haydut devlet yaptınız, muz cumhuriyeti yaptınız, yazık değil mi?

Ahmet Turan Alkan savunmasını şöyle noktalıyor:

Evet ben Ahmet Turan Alkan. Gazeteci ve yazarım. Zaman gazetesinde yazardım vaktiyle. Bu gazetede yolsuzluğu eleştiren, iktidarın canını sıkın öfkelendiren yazılar yazdım. Fikrimi belirttim. Hiçbir örgütün, cemaatin, siyasi partinin veya iktidarın üyesi, mensubu, maşası, militanı değilim; olmadım. Ben tek kişilik bir dünyayım kendimce.
Anayasayı ihlal etmedim, anayasayı savundum. Gazetecilik, yazarlık yaptım.
Ve gazetecilik suç değildir, ve gazetecilik suç değildir, ve gazetecilik suç değildir!
Ben benden ibaretim.
Adım Ahmet Turan Alkan. Gazeteci-yazar. Muktedirlerin, zalimlerin canını sıktım, yazı yazdım. Pişman değilim. Allah’dan gayrı kimseye eyvallah etmiyorum.
Allah beni utandırmasın.
Ben Allah’a tevekkül ettim, ona sığındım. Allah aziz’ül intikamdır.
Mazlumların ahını zalimlerde bırakmaz. Allah imhal eder fakat ihmal etmez.

Yolsuzlukla ilgili yazılar yazmak bir gazetecilik faaliyetidir. Beni yalnızca kendi eylemlerimden dolayı suçlayabilirsiniz

Nuriye Akman'ın savunmasını dinliyorum. İddianamedeki çelişkileri bir bir sergiliyor. Sohbet eder gibi tatlı dille savunma yapıyor.

Güncel konularla ilgili gündemdeki insanlarla röportaj yapmak nasıl terör örgütüne yardım etmek oluyor? Röportaj yaptığım insanlarla sadece mesleki ilişki kurdum. Bir suç örgütüyle ilişkileri varsa ben bilemem. Darbelere her zaman karşı oldum. Cebir şiddet içeren hiçbir eylemde bulunmadım, bulunan insanlarla tanışmadım.
Gazetecilik suç olamaz.

Yolsuzlukla ilgili yazılar yazmak bir gazetecilik faaliyetidir. Beni yalnızca kendi eylemlerimden dolayı suçlayabilirsiniz. Beraatimi istiyorum.

Ara karar için ara veriliyor.
Koridorda tahliye umudu...
Ama umutlar suya düşüyor.
Mahkeme 5-6 Temmuz'a ertelenirken tahliye kararı çıkmıyor.
Ahmet Turan Alkan, Mustafa Ünal, Mümtazer Türköne, İbrahim Karayeğen, bileklerine kelepçe vurulmuş halde, jandarmaların arasında tek sıra önümüzden geçip Silivri zindanlarının yoluna koyuluyorlar.
Gözüm, arkalarından birbirine sarılıp ağlayan yakınlarına takılıyor, akşam vakti ben de fena oluyorum.

Okuyucu Yorumları