Diktatörlük isterim diyen biri seçim sandığından çıkarsa... Demokrasiler ölüyor mu?..

- A +

Demiş ki:

Ben diktatörlükten yanayım.

Demiş ki:

Ciddi sorunlarımızı demokrasiyle çözemeyiz.

Demiş ki:

Ben işkenceden yanayım.

Demiş ki:

Bu memlekette hiçbir şey oylama yoluyla çözülemez.

Demiş ki:

Üzülerek söylüyorum ama... Bize bir iç savaş lazım, ancak askeri rejimin yapamadığını yaptığımız zaman işler değişir. Örneğin 30 bin kişiyi öldürmek... Arada birkaç düzine masum insan da gidebilir ama olacak o kadar...

Demiş ki:

Bu gezegenin pislikleri olan mülteciler Brezilya'da da boy göstermeye başladı.

Demiş ki:

Biz Brezilyalılar eşcinsellerinden hoşlanmayız. Homoseksüel bir oğlum olsa onu sevmezdim.

Demiş ki:

Beş çocuğum var, dördü erkek, biri kız... Kız, zayıf bir zamanıma rastlamış...

Demiş ki:

Bir kadın milletvekiline dedim ki...
O kadar çirkinsin ki, sana tecavüz etmeye bile değmez.

Demiş ki:

Brezilya hapishaneleri şahane yerler, tatil köyü gibi yerler... Biz bu orospu çocuklarına böyle bir hayat yaşatmak zorunda mıyız?

Demiş ki:

Benim çocuklarım çok iyi büyütüldüler. Onların bir zenci kadınla çıkmalarına, gay olmalarına tahammül edemem.

Demiş ki:

Evet, Pinochet'yi (Şili'yi yıllar yılı yöneten, 1973'de seçimle gelen Başkan Allende'yi kanlı bir darbeyle deviren general) övüyorum.

Başka ne demiş?

Ülkesini 1965-1986 arasında yönetmiş olan askeri diktatörlükten hep olumlu söz etmiş...

Başka ne demiş?

Yönetimini eski ve yeni askeri liderlerle doldurma sözü vermiş...

Peki, bütün bunları demiş de ne olmuş?
Ülkesine cumhurbaşkanı seçilmiş.
Hangi ülkeye?
Latin Amerika'nın en büyük ülkesi, 209 milyon nüfuslu Brezilya'ya.
Üstelik yüzde 55.1 oyla...
Adı Jair Bolsonaro, 63 yaşında.
Askerlikten gelen, eski bir paraşütçü.
Silahlarla oynamayı çok seviyor.
30 yıldır siyasetin içinde.
Polisin suçlulara karşı silahını ateşlemesinde sakınca görmüyor, hatta bu konuda polise açık çek veriyor.
Yani yargısız infazcı...
Filipinler'de 2016 yılında Başkan seçilen ve uyuşturucu çeteleriyle mücadelede ölüm mangaları kuran Rodrigo Duterte'nin bir benzeri...
Başkan Trump gibi o da medyadan hiç hoşlanmıyor, gazetecileri yalan haber makinası olmakla suçluyor.
Peki o zaman...
Böylesine bir demokrasi düşmanı...
Böylesine bir hukuk düşmanı...
Böylesine bir özgürlük düşmanı...
Böylesine bir ırkçı...
Nasıl oluyor da, Latin Amerika'nın 209 milyon nüfuslu en büyük ülkesinde, Brezilya'da, üstelik yüzde 55.1 oyla seçim sandığından çıkarak cumhurbaşkanı seçilebiliyor?
Seçilebiliyor, çünkü Brezilya gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış bir ülke...
Ekonomik krizin, işsizliğin, yoksulluğun yıllardır kol gezdiği bir ülke...
Sağıyla soluyla son derece yozlaşmış, rüşvet ve yolsuzluğa batmış koca bir siyaset sınıfı olan bir ülke...
Kanun ve nizam hakimiyetinin iflas ettiği, suç işleme oranının akıl almaz boyutlara tırmandığı bir ülke...
Böylesine batak bir ülkede bir diktatörün ya da demokrasi düşmanı bir popülistin, bir demagogun, bir ırkçının,  Jair Bolsonaro'nun seçim sandığından çıkabilmiş olması pek öyle şaşırtıcı değil.
Hatırlayın!
1920'lerde Mussolini'nin, 1930'larda Hitler'in nasıl seçim sandığından çıktıklarını gözünüzün önüne getirin.
Bugün de Amerika'da Trump'dan başlayıp, Avrupa'da Britanya'sından Fransa'sına, Hollanda ve Almanya'sından Avusturya'sına, Polonya, Çekya ve Macaristan'ına kadar demokrasi düşmanı, popülist, ırkçı, yabancı düşmanı siyasal akımların nasıl iktidara doğru baş kaldırdıklarını şöyle bir gözünüzün önüne getirin.
Sonra da sorun kendinize:
Demokrasiler ölüyor mu?..
Ölüyorlarsa neden?..

Okuyucu Yorumları