Sibel Demir: Flütün sesi bana her zaman naifliği ve huzuru anımsatıyor

- A +

Sibel Demir’le Polonya’da tanıştım. Sahnede, onu, caz söylerken dinledim ben sadece; bununla birlikte Demir, opera eğitimi almış ve türkü söylemeyi de seviyor. Alevi kültüründen gelen Sivaslı bir ailede büyümüş. Onu her gördüğümde yüzü ışıl ışıl ve gülümsüyor. ‘Bu ilk söyleşim oldu benim, mutlu oldum’ dedi. Bunu bana söyleyince ben de mutlu oldum. Geçen sene Nardis Genç Caz Vokal Yarışması’nda Puławy Caz Workshop’a katılım hakkı kazanmıştı. Orada saçına bağladığı bir eşarp vardı. ‘Bana da öğretir misin demiştim böyle bağlamasını’; çok hünerli bulmuştum onu, bağlama biçimini. Türkiye’de pırıl pırıl gençler var. Aşağıya video linkleri ekledim, Sibel Demir’in performansı var içinde. 17 Nisan’da Nardis Jazz Club’ta 21:30’da sahnede olacak. Gelirseniz orada görüşmek dileğiyle… Sibel Demir’e sordum:

Kaç yaşındasın?

Yirmi altı.

Müzik yolculuğun nasıl ilerledi?

Müzik yolculuğum aile içinde başladı diyebilirim. Alevi kültüründen gelen Sivaslı bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm. Dolayısıyla türkülü aile sohbetlerimiz eksik olmazdı. Profesyonel olmasa da aile içinde bağlama çalan, türkü söyleyen insanlarla büyüdüm. Daha sonra ilkokulda müziğe olan yeteneğimi keşfetmeye başladım. Müzik öğretmenlerimin de ilgisini kazanarak, onların yönlendirmeleriyle dersler almaya başladım ve bu yol beni konservatuara kadar götürdü.

Nardis Genç Caz Vokal Yarışması’nda geçen sene Puławydeki caz workshop ödülünü kazandın. Yarışma nasıl geçti?

Başta çok heyecanlı olsam da, cazın samimi ortamı beni biraz olsun rahatlatmıştı. Sahnede kendimle ilgili bazı keşiflerim oldu. İlk defa şarkı söylerken bu kadar rahat hissetmiştim kendimi. Güzel bir deneyimdi.

Puławy nasıldı?

Puławy benim hayatımda bir ilkti. On iki gün boyunca caz içindeydik. Her akşam olan jam session’larda kimi zaman söyleyerek kimi zaman yapılan müziği dinleyerek farklı tonlar, farklı yaklaşımlar gözlemledik. Hiç tanımadığım insanlarla anlaşıp müzik yapmak çok keyifliydi.

Öğrencilerin de var değil mi? Kaç yaş grubu ile çalışıyorsun ve hangi tarz?

Evet, daha çok dört ve on dört yaş arası öğrencilerim var. Batı müziği, başlangıç seviyesi piyano eğitimi veriyorum. Aralarında vokal dersi verdiğim öğrencilerim de var.

Caza nasıl ilgi duymaya başladın?

Lise yıllarında iyi anlaştığım bir arkadaşımla farkında olmadan doğaçlama bir şeyler yapıyorduk. Sonra bu yaptığımızın cazın içinde olduğunu keşfettik. Böylece başladı caz dinlemelerim. Fakat cazın içinde olma isteğim üniversitede başladı.

Ondan önce opera var değil mi? O nasıl oldu?

Operaya başlamam tesadüfler eseri oldu. Ben sesimle müzikte ilerlemek istiyordum. Bunu bana yol gösteren öğretmenlerimle paylaştım ve opera eğitimi almamın doğru olduğuna karar verdik ve önce lise döneminde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı yarı zamanlı Koro Şarkıcılığı bölümüyle klasik şan hayatıma başladım. Daha sonra lisansa Opera bölümüyle devam ettim.  

Opera deyince aklına ilk gelen kimler?

Cecilia Bartoli (ilk dinlediğim opera şarkıcısı), Natalie Dessay, Patricia Petibon, Barbara Hendrix ve Leyla Gencer.

Caz deyince aklına ilk gelen kimler var?

Ray Charles, Miles Davis, Ella Fitzgerald, Anita O’day, Sarah Vaughan, Sibel Köse, Ece Göksu, Elif Çağlar.

Türkü deyince aklına ilk gelen kimler var?

Arif Sağ, Cengiz Özkan, Hasret Gültekin, Ruhi Su, Erkan Oğur.

Sanki caz da opera da alkışlanan delilik gibi. Ne dersin?

Biraz öyle sanırım. Kendine özgü belli bir kitlesi var iki türün de. Popüler müzik gibi değiller. Ülkemiz için düşünürsek opera ve caz yapılan mekânlar ya da salonlar daha az.

Musiki ile aran nasıl?

Musiki dinlerim; fakat türküler kadar hakim değilim.

Bestelerin var mı?

Maalesef yok; ama bu konuyla ilgili çalışıyorum. Kendi şarkılarını yapabilmenin büyük özgürlük olduğunu düşünüyorum. Bir de kendini tanımanın güzel bir yolu.

Rezonans, Borusan ve Sirene korolarında yer almışsın. Nasıldı oradaki deneyimin?

Birlikte şarkı söylemenin keyfi benim için ayrıdır. Farklı seslerle kaynaşmak ayrı bir huzur verir bana. Birlikte tınlamak garip bir his uyandırır içimde; ayrıca müziği paylaşmak kadar güzel bir şey yok.

İyi bir şancı ne yer, ne içer?

Aslında sağlıklı bir insanın ne yiyip içmesi gerekiyorsa o şekilde yaşaması yeterlidir.

Bir adaya düşsen yanına alacağın üç albüm?

Miles Davis - Miles Ahead

Thelonious Monk - Underground

Ece Göksu - Masal

Geçimini müzikten mi kazanıyorsun sadece?

Şu an eğitmenlik yaparak, zaman zaman sahnede yer alarak geçimimi sağlıyorum. Sevdiğim işi yapmamın en güzel yanı zamanın kaliteli ve çabucak geçmesi oluyor.

Bu yaz gideceğin yeni bir workshop var mı?

Şu an için belirlediğim bir workshop yok. Kendi çalışmalarıma daha da önem vermek istiyorum bu yaz.

Bir günün nasıl geçiyor?

Ben öğleden sonra çalıştığım için en verimli zamanım sabah saatleri oluyor. Kimi zaman spor yapmaya çalışıyorum. Çalışmalarım varsa onlarla ilgileniyorum. Daha sonra işe gidebilmek için uzunca bir yola çıkıyorum. Akşam saatlerinde, çıktığımda elimden geldiğince konserleri takip etmeye çalışıyorum.

Şu sıralar kimleri dinliyorsun?

Bu aralar Keith Jarrett dinliyorum daha çok.

En çok hangi enstrüman sana büyüleyici geliyor? Neden?

Flütün sesi bana her zaman naifliği ve huzuru anımsatıyor. Dinlemekten keyif alıyorum.

17 Nisanda Nardiste çalıyorsunuz Eylül Biçer (g), Volkan Topakoğlu (b) ve Ekin Cengizkan (d) ile. Nasıl bir araya geldiniz?

Eylül, Ekin ve Volkan’la sevgili öğretmenim Sibel Köse’nin Caz Vokal Atölyesi’nde karşılaştım. O günden sonra konser oldukça bir araya geliyoruz. Beni yalnız bırakmıyorlar sağ olsunlar. (Gülüyor)

17 Nisanda hangi standartları söyleyeceksin? Bir, iki tanesini bizimle paylaşabilir misin? Ve o şarkıları niye seçtin?

Söyleyeceğim şarkılar arasında Angel Eyes ve Cloudburst var. Angel Eyes benim ilk çalıştığım caz standardı olması sebebiyle en sevdiğimdir. Cloudburst, Puławy’den bana bir anı olarak repertuvarda yer alacak.

Janusz Szprotun caz nedir sorusuna verdiği yanıt şöyleydi, değil mi: Caz, caz müzisyenlerinin çaldığı müziktir. Sence nedir caz?

Bence caz kolektif bir şekilde müzik yapabilmektir. Birkaç senedir öğrendiğim şey, sahnede herkesin eşit olması. Operada solist ön plandadır; ama cazda, sahnede olan herkes solist.

Müzik aleti çalıyor musun? Söylemek mi çalmak mı daha zevkli? Hepsi aynı şey mi yoksa?

Evet, piyano çalıyorum. Her ikisi de ayrı zevkli; fakat sesimi kullanarak müziğin içinde olmak beni daha mutlu ediyor. Kendimi sesimle daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum.

Bundan sonra neler yapmak istiyorsun?

Akademik olarak opera eğitimimi devam ettirmek ve bunun yanında daha fazla konsere çıkıp birikimlerimi arttırmak istiyorum.

Hayallerin?

Opera ve cazı bir arada kullanabileceğim bir proje hazırlamayı hayal ediyorum. Mesleğimde saygın bir yere ulaşıp sesimin daha geniş kitleler tarafından beğeniyle dinlenilmesi, olmasını istediğim bir hayalimdir.

17 Nisan’da heyecanımı paylaşmak isteyenleri Nardis’e bekliyorum.


https://www.youtube.com/watch?v=2f50nTVH7WE

http://nardisjazz.com

Okuyucu Yorumları