- A +

Borsanın arka arkaya rekor kırmasına, TL’nin dolar karşısında değer kazanmasına bakarak, piyasaların Afrin operasyonuna kayıtsız kaldığını söyleyebiliriz. Bu pek alışıldık bir durum değil. Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ da bu “garipliğe” dikkat çekerek, "Bu tür operasyonların normalde ekonomiyi aşağı yönde etkilemesi gerekir. İlk defa Afrin operasyonuyla beraber hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcı ayağında pozitif güçlü alımlarla beraber endeks yukarı yönlü hareket etti" dedi önceki gün.

Ortada “kitaba” sığmayan bir durum olduğu açık. Nedir bunun sırrı?

“Mahalle yanarken orospu saçlarını tararmış” mı desek? Hayır bu, ekonomiyi fazla basite almak olur. -Cinsiyetçi bir pozisyona düşmek de cabası.-

Bunun yerine yatırımcıların psikolojisine bakmak daha doğru. Amerikan yatırım bankası J.P. Morgan -ki, Amerikan kapitalizminin temel direkleri arasında yer alır- da böyle yaparak, Türkiye'deki yatırımcıların nabzını tutmuş. "Türkiye Gezisi Notları" başlıklı rapordan okuyalım:

"Beklendiği gibi yerel piyasa katılımcılarının odağında Türk ordusunun Kuzey Suriye'deki operasyonu var. Yerel yatırımcıların başlıca endişesi, uluslararası toplumun, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri'nin operasyona sert bir tepki verme riski. Uluslararası reaksiyon sessiz olduğu müddetçe, yerel yatırımcıların psikolojisi güçlü kalacaktır. Bununla birlikte operasyon, olası bir hesap hatası ciddi sonuçlara yol açabileceği için yatırımcı duyarlılığı üzerinde ciddi bir risk olmayı sürdürüyor "

Demek ki, “piyasalar” Afrin’e o kadar da kayıtsız değil. Bazı endişeler var ama gerçeğe dönüşmediği, yani başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, operasyona ılımlı tepki verdiği için piyasalar kayıtsız davranıyor. Aslında buna kayıtsızlıktan çok “ihtiyatlı kayıtsızlık” demek daha doğru olur.

Hepsi bu değil. Borsanın Afrin operasyonu sürerken rekor üzerine rekor kırmasının başka nedenleri de var.

Bu nedenlerden ilki, beklentilerin de üzerindeki ekonomik büyüme. J.P. Morgan’ın raporundan okumaya devam edelim:

"Hükümet'in destek paketi ve canlı dış talebin etkisiyle,Türkiye beklenenden daha hızlı büyüdü. Ama Hükümetin çıkardığı vergi indirimleri artık sona erdi. Bankaların Kredi Garanti Fonu kapsamında verdiği krediler de, bu yıl ciddi oranda azalacak. Bunun normalde büyümede azalmaya yol açması gerekir. Ama Avrupa'nın ithalat talebi güçlü olduğu ve turizm hızlı toparlandığı için, sert bir yavaşlama beklenmiyor. Hükümet yetkilileri, büyümenin bu yıl en az yüzde 5 olmasını bekliyorlar; piyasa katılımcıları ise yüzde 4-5 arasında bir büyüme bekliyor. Yüksek büyüme, Hükümet'in temel önceliklerinden biri. Her ne kadar büyümeyi destekleyici yeni önlemlere ihtiyaç olmadığını düşünüyor olsalar da, bize göre, eğer ekonomi ciddi şekilde yavaşlarsa, bu önlemleri almaya hazırlar."

J.P. Morgan’ın “Türkiye Gezi Notları”, görüldüğü gibi ekonomiye ilişkin, piyasaların “kayıtsızlığına” paralel, iyimser bir bakış açısını yansıtıyor. Ama tüm yabancıların Türkiye hakkında aynı iyimserliğe sahip olduğunu düşünmek yanlış olur. Çok uzağa gitmeye gerek yok, J.P. Morgan’ın başka bir uzmanı, "Orta Doğu Hisse Stratejisti" David Aserkoff, Amerikan ekonomi yayını Barrons’a, Türkiye'ye yatırdıkları parayı şu aralar azaltmakla meşgul olduklarını söylemiş. Sebep? “Türkiye’nin kırılganlığı.”

Türkiye’nin kırılganlığı mı? Evet, bazı yabancı yatırımcıların gözünde Türkiye artık “kırılgan” bir ülke. Barrons yazarı Craig Mellow, bunun sebebinin, Türkiye’de enflasyonun yüzde 12'ye, cari açığın ise ise yüzde 5.5'e çıkması olduğunu söylüyor.

“Türkiye, bundan beş yıl önce yüksek açıklı ülkeler kategorisinde yalnız değildi” diye hatırlatıyor, o tarihte bu grupta Türkiye'nin yanı sıra Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Endonezya da bulunuyordu. Ama bu ülkelerin tümü, aradan geçen süre içinde cari açıklarını yoluna koydular. “Kırılgan” ülkeler kategorisinde Türkiye yalnız kaldı…

Mellow uyarıyor: Küresel piyasalarda yaşanacak ilk tökezlemede uluslararası yatırımcılar Türkiye varlıklarına (Hisselere, tahvillere vs.) güverteden atılacak ilk şey olarak bakacaktır.

Ekonominin Afrin’e kayıtsızlığının başka nedenleri de var, demiştik. Bu nedenlerin ikincisi, doların “içler acısı” hali.

Küresel ekonomideki canlılık, doların tüm dünyada değer kaybetmesine yol açıyor. Büyüyen ülkenin para birimi de büyür: Nitekim gelişen ülkelerin para birimleri (Bu arada tabii TL de) dolar karşısında güçleniyor…

“Afrin’e kayıtsızlığın” bir nedeni de bu.

Peki piyasaların kayıtsızlığı nereye kadar sürer? Şöyle bir çıkarsama yapabiliriz: Uluslararası toplumdan Afrin operasyonuona sert tepki gelmediği, ekonomik büyüme sürdüğü, cari açık görece kolay finanse edilebildiği ve dolar tüm dünyada gerilemeye devam etiği sürece...

Okuyucu Yorumları