Ancak genç olanlar (ve kalanlar) için...
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Ancak genç olanlar (ve kalanlar) için...

Yeter ki genç olun, aşka hala inanın ve onun aslında yanı başınızda olabileceği efsanesini ciddiye alın

 

HER ŞEY    (Everything, Everyting)    X  X  

Yönetmen: Stella Meghie
Senaryo:  J. Mils Goodloe
Görüntü: İgor Jadue-Lillo
Müzik: Ludwig Goransson
Oyuncular:  Amandla Stenberg, Nick Robinson, Anika Noni Rose, Taylor Hickson, Danube Hermosillo, Ana de la Reguera

Warner Bros- MGM filmi.

 

 

İkinci romanıyla ilkinin popüler başarısını yineleyen kadın yazar Nicola Yoon’un  şugünlerde bizde de yayınlanan romanını, yine bir kadın olan yönetmen Stella Meghie filme çekmiş. Onun da ikinci filmi...

Böylece perdede tam bir ’kadın filmi’ bulmayı bekleyebilirsiniz!...Ama ayrıca tam anlamıyla gençlere yönelik bir film olduğu da kesin.

17 yaşındaki siyahi genç kız Madeline –ki kendisini hemen Maddy diye çağıracağız!- hep evinde yaşamış, hiç dışarı çıkmamıştır. Çünkü onda çok az rastlanan ‘yetersiz bağışıklık sendromu’ denen garip bir hastalık vardır. Ve heryerde, herşeyden mikrop kapıp ölmesi çok kolaydır.    

Böylece genç kız sadece annesi (babası ve erkek kardeşi yıllar önce bir kazada ölmüşlerdir), bakıcısı  ve onun kızı tarafından görülebilir: çünkü eve ziyaret de yasaktır. Annenin doktor olması, üstelik o alanda uzman olması da işleri kolaylaştırır.

Ta ki günün birinde hemen komşu daireye yeni bir aile taşınıncaya dek...Ve onun genç oğlu, güneş gibi parlayan sarışın Oliver-Olly, Maddy’nin kalbini çalıncaya dek...

O zaman her şeyin dengesi bozulacak ve Maddy birşeyler istemeye başlayacaktır. Çok şey değil: sadece dışardaki hayat ve yaşayamadığı her şey!...   

Film tam anlamıyla duygusal bir yapım. Bir tür Love Story: 1970 yılında gelip tüm dünyayı ağlatan Erich Segal romanı ve ondan Arthur Hiller’in yaptığı film... Ali McGraw- Ryan O’Neal ikilisini nasıl sevmiş, ne denli gözyaşı dökmüştük!...

Şimdi, neredeyse 50 yıl sonra bir benzeri geliyor. Oyuncuları sempatik, diyalogları zekice, finaldeki sürpriz ilginç.

Ama bu yeter mi? Sürekli çalan bir müzik yorucu değil mi? Öbür filmde Fransız besteci Francis Lai’in Oscar alan müziği/ şarkısının yerini burada kullanılan çok sayıda hoş parça tutabilir mi?

Ve filmden yayılan biraz ‘mamul’ (imal edilmiş), hayli yapay hava görmezden gelinebilir mi?      

Evet, tüm bunlar olabilir. Yeter ki genç olun, aşka hala inanın ve onun aslında yanı başınızda olabileceği efsanesini ciddiye alın.

O zaman, ben aradan çekilip sizi filmle baş başa bırakayım!...