Erkek adam...

Başka bir erkekliğin değil toplumsal cinsiyete dayalı kadın-erkek ikiliğinin bir gün son bulacağı hayalini kuruyoruz. Ama önce çetrefil bir konuyu masaya yatırma, başka bir erkeklik mümkün deme zamanı...

- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

Erkek adamın erkek çocuğu olur... Sünnet olunca erkek olursun... Erkek adam askere gider... Erkek adam ağlamaz... Erkek adam bunu yapar mı?

Erkek adam yapar!

Erkek adamların erkek çocukları büyüdüğünde onu bekleyen "zavallı" erkek olma ve "erkekliğini kanıtlama" evrelerinin sonrasında toplum içerisinde tüm yapıp etmelerini erkek olma kimliklerinden aldıkları güç ile.. bu cümlenin sonu gelmez ya da öyle ki dallanıp budaklanır ve onlarca farklı cümle kurulabilir. 

İçinde bulunduğumuz Mart ayının bir haftası 8 Mart Dünya Kadınlar Günü merkezinde birçok yerde yürüyüş, söyleşi ve çeşitli başka etkinliklerle geçiyor. Biz de istedik ki bu ay "erkeklik" ama "satır aralarındaki erkeklik" üzerine yoğunlaşalım. 

Evet, bu ayki dosyamızın adı: Satır Aralarındaki Erkeklik...

Mesela bıçkın delikanlı ve ergen erkeklerin hikâyelerindeki satır araları...

Mesela cinsiyet temelli eşitsizliğin, erkeğin güç ve iktidar üzerinden kendine kimlik konumlandırması, daha doğrusu erkekliğin bu şekilde öğretilmesi; yani,: öğretilmiş erkeklik...

Öğretilmiş erkeklik aslında zamanı geçmiş erkeklik...

Ve sorular:

Şiddete meyyalleri “dert” sahibi olma üzerinden romantize edilerek okunamayacak erkeklikler neden edebiyatta tekrar tekrar üretildi? (Bu sorunun altını iki kere çizelim)

Öyle bir erkeklik, öyle bir eril karar ânı artık yok, ruhuna el fatiha. O erkeklik yoksa ne var peki? 

İslamcılığın egemen olduğu ülkede, her şey, bir şekilde dönüp dolaşıp erkeğin uçkuruna bağlanmıyor mu?

Ya erkekler, egemen olacağız, bizim dediğimiz olacak derken, insan olmanın en önemli kısımlarını kaçırıyorlarsa? Hele akıl sağlığı açısından böyleyse, erkeklerin mutlu oldukları gerçekten iddia edilebilir mi?

Erkeklik çalışmalarına neden ihtiyacımız var?

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti ortadan kaldırmanın yolu ataerkilliğin ortadan kalkması mı?

Türkiye toplumu büyük bir dönüşüm geçirirken, liberalleşirken ve vicdan, haysiyet, sorumluluk gibi kategorileri hasır bir sepet içinde bir alışveriş merkezi kapısında yetim ve öksüz bırakırken, tüm bu dava adamları edebiyatımızdaki yerlerini korudular mı ya da korumadılarsa, neye dönüştüler?

Nasıl oluyor da iş aldatmaya veya cinsellik boyutu barındıran diğer netameli konulara gelince bu erkleri aniden rafa kalkıyor? Nasıl oluyor da bu “adam gibi adamlar” bazı kadınların şeker, çikolata vaatlerine safça kanıveriyorlar?

Peki neydi bütün bu ‘süründüren’ ve süründürdüğü oranda bellekte ve dilde türlü şekillere sokulan deneyimler? 

İşte yazılardan başlıklar: 

Sürünen erkekliğin gözlerine bakmak 
Karin Karakaşlı

Erkeklik çalışmalarına neden ihtiyacımız var?
İpek Şahbenderoğlu ve Nazlı Karabıyıkoğlu Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi'nden Murat Göç, Nurseli Yeşim Sünbüloğlu ve Esra Gedik'le konuştu.

Neden Korkuyorsun Ali'ciğim… Bu herkesin bildiği bir mesele…
Sevcan Sönmez

12 Mart romanlarında erkeklik ve muhafazakârlık
Çimen Günay Erkol