Sağlık

Yrd. Doç. Dr. İbrahimoğlu: Ergenlik geçici bir hastalık

Gökçe KARAKÖSE/Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, (DHA)-EBEVEYNLERİN ergenliği hastalık olarak görüp, geçici olduğunu unutmamaları uyarısında bulunan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd

15 Ocak 2018 17:44

Gökçe KARAKÖSE/Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, (DHA)-EBEVEYNLERİN ergenliği hastalık olarak görüp, geçici olduğunu unutmamaları uyarısında bulunan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Davut İbrahimoğlu, “Ergenlik geçici bir hastalık, ebeveynler bunun bilerek çocuğa iyi davranmalı ve onların değerli olduğunu hissettirmelidir” dedi.

Ergenlik dönemi ve bu dönemde ailelerin nasıl davranması gerektiğiyle ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Davut İbrahimoğlu, ergenliğin geçici bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, ailelerin çocuklarıyla bütünlük içerisinde olmasının çocukları intihar düşüncesinden uzaklaştıracağını söyledi.

İnsanın hayatında dört buhran döneminin bulunduğunu, en önemlisinin de ergenlik olarak tabir edilen 13 yaş buhranı olduğunu dile getiren İbrahimoğlu “Kızlarda ve erkeklerde ergenlik döneminde her şey ani bir değişimle başlar. Hormonal değişimin en hızlı olduğu dönemdir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ergenlik, 12 yaşında başlar ve 22 yaşında son bulur. Kızlar genelde babaya aşık olup anneyi model alırlar. Erkekler de anneye aşık olur ve babayı model alır. Erkek çocuk, babayı rakip olarak görmeye başlar. Böylelikle baba-oğul arasında ciddi bir çatışma meydana gelir. Aynı çatışmanın benzeri kız ve anne arasında da yaşanır. Bu hem fiziki, hem zihinsel, hem ruhsal açıdan yayılan ciddi bir çatışmadır. Bu dönemde ergen kendisinden başka kimseyi göremez. Her yerde anne babaya karşı olumsuz eleştiri yapmaya, onları yetersiz bulmaya başlar” dedi.

“EN TEMEL İHTİYAÇ AİDİYET HİSSİ”

Ruhsal sağlığımız için aidiyet hissinin önemine dikkat çeken İstanbul Esenyurt Üniversitesi Öğretim Üyesi İbrahimoğlu, ergenlik döneminde aile tarafından aidiyet ihtiyacı karşılanmayınca ergenlerin değişik yollara yöneldiklerini ve kendilerini oraya ait hissettiklerini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Davut İbrahimoğlu, “Aidiyet hissedilmeyince birey normal yoldan sapıp yanlış yola gidiyor. Ne yazık ki kötü alışkanlıklara yönelme yaşı 12 yaşına kadar indi. Bu çok vahim bir durum” diye konuştu.

“ANNENİN ETEĞİ ÇOCUĞUN İLK ÖĞRETMENİDİR”

Bilinçaltının ne verilirse onu hayata geçirdiğini bu yüzden çatışmaların, huzursuzlukların ve başarısızlıkların ortaya çıktığını belirten İbrahimoğlu, annelerin yetiştirme tarzının çok önemli olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: 

“Çocuğun kişiliği 0-6 yaşında meydana gelir ve bu dönemde en çok zamanı annesiyle geçirdiği için annelere çok büyük rol düşüyor. Anne, 6 yaşındaki erkek çocuğa ablasının hizmet etmesini istiyor, erkek çocuğudur istediğini yapar diye hareket ediyorsa bu yanlış bir davranıştır. Kız çocuğuna ‘sen gülme, yapma, ayıptır’ zihniyetiyle yaklaşırsa erkeğin bilinçaltında o üstünlüğü oluşturur ve bilinçaltı bu şekilde davranır.”

“ERGENLİK İLGİ BEKLEYEN BİR HASTALIK”

Ebeveynlerin ergenliği hastalık olarak görmesini ve geçici olduğunu unutmamaları gerektiğini tavsiye eden Yrd. Doç. Dr İbrahimoğlu, “Ebeveyn olarak ergenliği bir hastalık gibi görüp, çatışmaya girmemeliyiz. Bu dönemin geçeceğini unutmayarak ebeveyn olarak çocuğa iyi davranmalıyız. Bir tatile çıkılacaksa evdeki ergenlik çağındaki çocuğa bu senenin tatil programını sen yap, nereye gidelim? Diye sorup, bireyde ‘ailem bana değer veriyor’ hissi yaratmalıyız. Böyle küçük değerler bile hem ergen çocuğu evden uzaklaştırmaz hem de içindeki özgüven açığa çıkmaya başlar”  dedi.

“İLGİSİZ GEÇEN ERGENLİK ÇOCUĞU İNTİHARA GÖTÜRÜYOR”

Ergenlik dönemini ilgisiz geçiren çocuğun yalnızlığa itildiğini, kötü alışkanlıklara sürüklendiğini ve aileye önemli rol düştüğünü vurgulayan İbrahimoğlu,  yalnızlık hissinin intihara kadar gidebileceği uyarısında bulunarak şöyle konuştu:

“İstanbul Esenyurt Üniversitesi Çocuk Gelişim ve Sosyal Hizmet Bölümleri\'nde özellikle aile konusunu öğrencilerimizle işlediğimizde intihar konusuna vurgu yapmaktayız.  Aile olarak çocuklarımızla bütün içerisinde olursak, çocuk intihar düşüncesinden uzaklaşacaktır. Çocuğun aileden, toplumdan kopması, değersiz hissetmesi intihara iter. Biz çocuklarımızın sözünü dinleyeceğiz. ‘Sen hiçbir şey bilmiyorsun, bunu yapacaksın’ diye dikte edersek onu yapmaz. Ergenlik döneminde çocuk hata yapacak. Bir hatası olduğunda ‘sana güveniyorum, sen bunu yaparsın, çözersin’ diyerek çocuğa özgüven, dinginlik ve cesaret aşılamalıyız. Gencin içindeki potansiyeli, yeteneği açığa çıkartmalıyız. Gençlerin farkındalığını artırmalıyız. Anne-babalar, öğretmenler,  yetkililer ve toplum temiz kalırsa çocuk da intihara sürüklenmeyecektir.  Çocuklarımızı keşfedelim. Onlara kendini ifade etme özgürlüğü sağlayalım ve kısıtlamayalım.”

“DOKUNMAK MUTLULUK GETİRİR”                                                

Annelerin aşırı derecede korumacı davrandığını, babaların ise daha serbest davranıp bu sebeple çocukların arada kalışına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. İbrahimoğlu, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktaları ilişkin ise şunlar söyledi:

“Ebeveynler çocuklarına sorumluluk vermeli. 13-14 yaşındaki çocuğun yemek takibini yapmamalı çünkü bu ona ‘sen yemeği ne zaman yiyeceğini bilmiyorsun, sana ben hatırlıyorum’ demek gibidir. Fiziki açıdan baba çocuklarıyla güreşmeli, boğuşmalı ve çocuğa dokunmalıdır. Dokunmak, çocuğun ciddi şekilde öz güvenine katkı sağlayacaktır. Dokunmak mutluluk getirir.”

(FOTOĞRAF-VİDEO)

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Yrd. Doç. Dr. Davut İbrahimoğlu ile röp.

Röportajdan detay görüntüler

 

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir