REKLAMI GİZLE

Yazarlar, Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için kitaplarını imzalıyor

Etkinlik 27 Ekim Perşembe günü 12.30 – 23.00 saatleri arasında Beyoğlu Mephisto’da yapılacak

- A +

Tutuklu yazar Aslı Erdoğan ve  dilbilimci Necmiye Alpay için yazar arkadaşları bir destek etkinliği gerçekleştirecek. Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’a destek vermek için kendi kitaplarını ve isteyen okurlara vekaleten Erdoğan ve Alpay’ın kitaplarını bu iki tutuklu arkadaşları adına imzalayacak.

“Kitabını Kap Gel, Yazarlar Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için İmzalıyor” başlıklı etkinlikte pek çok tanınmış yazar ve gazeteci yer alacak.

Etkinlik 27 Ekim Perşembe günü 12.30 – 23.00 saatleri arasında Beyoğlu Mephisto’da yapılacak.

Etkinliğe katılacak olan yazarlar şöyle:

12:30 – 13:00 Aynur Uluç, Tuluhan Tekelioğlu, Celal Başlangıç

13:30 – 14:00 Hande Çayır,  Hayko Bağdat , Umut Tümay Arslan

14:00 – 14:30 Ayşegül Devecioğlu, Işıl Özgentürk

14:30 – 15:00 Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Gülsüm Cengiz,

15:00 – 15:30 Hülya Adak, Ümit Aktaş, Feyza Hepçilingirler

15:30 – 16:00 Mustafa Sütlaş, Nalan Çelik,

16:00 – 16:30 Ahmet Balad Coşkun, Muazzez Uslu Avcı

16:30 – 17:00 Egemen Berköz, Yaşar Miraç,

17:00 – 17:30 Türker Armaner, Ferhat Kentel

17:30 – 18:00 Mıgırdiç Margosyan, Cengiz Hakkı Zariç, Murat Özyaşar

18.00-   18.30 Pakrat Estukyan, Esra Alkan

18:30 – 19:00 Feridun Andaç, Esmahan Aykol

19:00 – 19:30 Yavuz Ekinci, Fatmagül Berktay

19:30 – 20:00 Hakan İşcen

20:00 – 20:30 Hayri Yetik, Vivet Kanetti

Ne olmuştu?

Yazar aslı Erdoğan önce 16 Ağustos gecesi evinde 4,5 saatlik bir arama yapıldıktan sonra göz alına alınmış, 19 Ağustos’ta da tutuklanmış. Hemen ardından 1 Eylül Dünya Barış gününde soruşturmada adının geçtiğini gazetelerden öğrenen dilbilimci Necmiye Alpay savcılığa kendi isteğiyle ifade vermeye gitmiş ve akabinde o da tutuklanmıştı.

Her ikisi de sembolik bir görev olan kapatılan Özgür Gündem gazetesi Yayın Danışma Kurulu üyeliğiyle suçlanıyordu. Erdoğan’ın ayrıca ceza hukukçularının çoğunun kesinlikle “suç unsuru yoktur” dediği 3’ü kapatılan Özgür Gündem gazetesinde, 1’i edebiyat dergisi Karakarga’da yazdığı dört yazı da tutukluluğa neden olarak gösteriliyordu. Necmiye Alpay ise Özgür Gündem’de tek bir yazı bile yazmamıştı.

Alpay hakkında ayrıca Özgür Gündem gazetesi nöbetçi eş  yayın yönetmenliği (1 günlük) için de tutuksuz yargılanma kararı çıktı. Sık sık kapatılan  Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan 1er günlük ‘Eş Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ kampanyasına katılan Ragıp Duran, Tuğrul Eryılmaz, Yıldırım Türker, Şebnem Korur Fincancı, Eşber Yağmurdereli, Ayşe Düzkan, Dicle Anter, Hasan Cemal, Murat Uyurkulak,  Nadire Mater, Aydın Engin, Eren Keskin, Ragıp Zarakolu, Faruk Balıkçı, Erol Önderoğlu,  Şeyhmus Diken, Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Ahmet Nesin, Deniz Türkali, Saruhan Oluç, Ahmet Abakay, İhsan Eliaçık, Murat Çelikkan, Ayşe Batumlu, İhsan Çaralan, Işın Eliçin, Uğur Karataş, Mehmet Güç, Beyza Üstün, Celalettin Can, Nurcan Baysal, Melda Onur, Mustafa Sönmez, Uğur Güç, Faruk Eren, Kumru Başer, Jülide Kural, Nevin Erdemir, Fehim Işık ve Hakkı Boltan gibi gazeteci, yazar, sanatçı, akademisyen ve hukukçuların bazısına soruşturma açıldı.

Kitapları 17 dile çevrilen, Words Without Borders, Yunus Nadi,  Sait Faik ve en son hapisken kazandığı Tucholsky (İsveç) gibi pek çok uluslararası ve ulusal edebiyat ödülü sahib olan Aslı Erdoğan, 2005 yılında Fransız edebiyat dergisi Lire tarafından 21. yy’la damga vuracak "geleceğin 50 yazarı" arasına girmiştir.  2012’de Literaturhaus ve Uluslararası PEN Kulübü'nün değerlendirmesiyle "Zürih kent yazarı" seçilen, Le Monde, Frankfurter Allgemeine Zeitung, Neue Zürcher Zeitung, die Welt, der Freitag, die Berliner Literatur Kritik gibi gazete ve dergilerde kitapları “çağdaş klasik”, “popüler olmayan ama edebiyatın omuriliğini oluşturacak kadar önemli” gibi pek çok olumlu eleştiriler almıştır. Yazar Aslı Erdoğan hapse girmeden önce verdiği bir söyleşide “İnsan ancak soyunarak yazabilir, çıplağın altında yüzülmüş deri vardır. Edebiyatın doğuşu, yasa ve destanın, eril dilin doğuşuyla eş zamanlıdır. Akit ve emirle. Kadın hep erkeğin tanımıyla erkek özne tarafından anlatıldı. Yüzyıllardır nesneleştirildi ve susturuldu. Soyunurken bile erkek bakışıyla, erkek tarafından soyuluyordu yani giydiriliyordu. Çıplaklığı, erkeğin tanımladığı giydirilmiş giysisiydi. Bunun uç örneğini, nü resimlerde John Berger verir: eline bir ayna tutuşturulmuş kadın resmine ‘kendine hayranlık’ adını verir. Son iki yüzyıllık sürece, anoninlikten çıkma mücadelesine kadar kadın ‘boşluk yaratık’tır. Ben yazımda kadın bedenini İteka’ya dönüş olarak görüyorum. Kadın Odysseus için bir İteka yoktur. Çünkü kendi bedeninden koparılmıştır. Onun için ben kadını hep bir yara, eksik kalan, kopuş, yitiş, parçalanmayla betimliyorum” diyordu.

Yaşayan en önemli dilbilimcilerin biri olmak yanında yazar, köşe yazarı, kitap ve edebiyat eleştirmeni, editör, mütercim ve Türkçe/yaratıcı yazarlık eğitmeni olarak da edebiyat ve dile hizmet eden Necmiye Alpay ise, tutuklanmadan önce verdiği bir röportajda “Yayımlanmış ilk yazım barış konusuyla ilgilidir. Mülkiye öğrenciliğimin ilk yıllarında, ya Fikir Kulübü’nün ya da ömrü üç ayı bile bulmayan Barış Derneği’nin duvar panosu için yazmıştım, 1965 olmalı. Bugün elimde yok o metin, bir yerlerde var mıdır bilmiyorum. Hatırladığım kadarıyla Türkiye’ye uğramaksızın genel olarak barış kavramından, kavramın tarihsel hallerinden ve sosyalizmle olan bağlantısından söz eden bir yazıydı. Neden gerek duymuştum o yazıyı yazmaya, daha doğrusu o sıralar Türkiye herhangi bir savaş ya da çatışmanın içinde olmadığı halde neden bir barış derneğine ihtiyaç duymuştuk? Kendim için konuşacak olursam, ‘Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’ başta olmak üzere savaşı anlatan romanların, Cezayirlilerin Fransa’ya karşı verdiği savaşla ilgili yayın ve çizimlerin, barış fikrini aydınlatan bazı kitapların ve elbette sosyalist arkadaşlarım ile Türkiye İşçi Partisi’nin (dikkat, İP değil, TİP) etkilerini hatırlıyorum. Savaşlar emperyalizmin saldırganlığından ileri geliyordu ve yeryüzünden ancak tüm dünyada sosyalizmin kurulup yerleşmesiyle silinebilirdi. Bütünüyle geleceğe odaklanmış gibi görünse de zihnimin belirleyicileri arasında belki en önemlilerinden biri, bir Balkan Harbi göçmeni olan babaannemin göç yollarında ve işgal yıllarında aile olarak çektiklerine ilişkin anlatısı ve annemin İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan kıtlıkla ilgili anlatılarıydı. Cumhuriyet ve Kurtuluş Savaşı konusunda okullarda öğrendiklerimiz evde anlatılanlara deva olmuş gibiydi ama, 1960’lı yıllarda ülkemiz artık geri kalmış ülkeler arasında yer alıyordu işte. Devlet bütçesinin büyük bir bölümü askerî harcamalara gidiyordu, dünyadaki ve bizim toplumdaki eşitsizlikler azalacağına artıyordu. Ve ‘Kurtuluş Savaşı’mızın gerçekte bazılarımız için pek de ‘kurtuluş’ olmadığını çok sonra Kürt arkadaşlardan işitecektim” diyordu.

Alpay’ın son kitabı, 20 yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu, Hakan Tahmaz’la beraber Barış Vakfı adına hazırladıkları “Barış Açısını Savunmak”tı. Bu kitaba dair “Bizim toplumumuz inkârların ve imhaların sancılarını çekiyor. Nâzım’a bile ‘Dört nala gelip uzak Asya’dan’ dedirten bir milliyetçilik bu. Sığ sularda günü kurtarmaya çalışan çocuksu, kurnaz bir feodalizmimiz var” diyordu.


İstiklal cad No:125 Beyoğlu, Mephisto Kitabevi – İstanbul Tel: (0212) 249 06 87 – Etkinlik İrtibat 0536 784 61 70

Etkinliği düzenleyenlerin notu: Program hazırlanana kadar saatlerini belirleyemeyen yazarlar afiş dışında kaldı ama okuyucular geldiklerinde listede olmayan yazarlarla da karşılaşabilir.