REKLAMI GİZLE

“Yayın yasakları, gözaltılar, tutuklamalar, sansür, otosansür günlük olaylar haline geldi”

10 Ocak: Gazetecilerin sorunu çalışamamak

- A +

DİSK Basın İş, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde açıklamalarda bulundu. DİSK Basın İş açıklamasında “Bu koşullarda bizler 10 Ocak’ı kutlanacak bir gün olarak değil, aksine özgür basın ve insanca çalışma koşulları için mücadelenin yükseltileceği bir gün olarak görüyoruz” denirken; TGC Başkanı Turgay Olcayto da, "Eleştirisel gazeteciliğe olanak tanınmadığı için de sektördeki kan kaybı sürüyor. Bu arada 889 gazetecinin basın kartı da iptal edildi. Yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür, oto sansür artık günlük olaylar haline gelmiş durumda” diye konuştu. 

Bianet’in haberine göre, basın örgütlerinden yapılan açıklamalarda şunlara yer verildi: 

DİSK Basın İş: Dayanışmayla güçlü kalacağız

56 yıl önce basın çalışanlarına tanınan hakların yıllar içinde emek düşmanı politikalarla törpülendiğini söyleyen DİSK Basın İş, açıklamasında 10 Ocak 2018’de 161 gazetecinin mahpus olduğunu, OHAL ile kapatılan 130’dan fazla medya kuruluşunda çalışan 2 bin 500 gazetecinin işsiz olduğunu vurguladı.

“Bu koşullarda bizler 10 Ocak’ı kutlanacak bir gün olarak değil, aksine özgür basın ve insanca çalışma koşulları için mücadelenin yükseltileceği bir gün olarak görüyoruz” diyen DİSK Basın İş açıklamasında “Çalışan gazetecilerin, işsiz gazetecilerin, mahpus gazetecilerin sözün özü tüm gazetecilerin özgür olduğu, güvenli, güvenceli ve insanca yaşayacağı bir güne kadar dayanışmayla güçlü kalacağız. Ve yıl dönümlerinde kutlanacak yeni 'günleri' birlikte yaratacağız” ifadelerine yer verdi.

Olcayto: Gazetecilerin sorunu çalışamamak

TGC Başkanı Turgay Olcayto da “Bu gün gazeteciler için bayram değil, sorunların dile getirildiği bir gün oldu” dediği açıklamasında son 10 yılda neredeyse her üç gazeteciden birinin işsiz kaldığına, 145 gazetecinin şu an mahpus olduğuna ve gazetecilere sürekli davalar açıldığına dikkat çekti.

Gazetecilerin mesleklerini yapamadığını, sendikalarda da örgütlenmenin çok az olduğunu vurgulayan Olcayto şunları ifade etti:

“Gazetecilik yapan meslektaşlarımız içinde de sendikaları üye olma oranı çok düşük. Avrupa’da en az yüzde 25 olan bu oran Türkiye’de sadece yüzde 5.9. Bu oran 6 bin basın çalışanı anlamına geliyor. 6 bin basın çalışanının yarısını da fikir işçisi gazeteciler oluşturuyor. 6 bin basın çalışanı dört sendikada örgütlü görünüyor. Eleştirisel gazeteciliğe olanak tanınmadığı için de sektördeki kan kaybı sürüyor. Bu arada 889 gazetecinin basın kartı da iptal edildi. Yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür, oto sansür artık günlük olaylar haline gelmiş durumda.

“Bunların yanı sıra siyasetçiler tarafından gazeteciliğin terör faaliyeti, gazetecilerin de terörist olarak tanımlanması meslektaşlarımızı hedef noktasına oturtuyor. Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırılar sürüyor. Bu saldırılar da ne yazık ki şikayete rağmen cezasız kalıyor.”

Olcayto, iktidar ve muhalefet partilerine, “Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırın, gazetecilerin özgür kalmasını sağlayın, gazetecilik mesleğini suç gören anlayıştan vazgeçin”, gazetecilereyse “Daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız var. Gazetecilerin de meslektaşlarını hedef göstermekten artık vazgeçmesi gerekiyor” çağrısı yaptı.

TGS: Güçlü gazetecilik için güçlü sendika

TGS Genel Merkezi de Peter Mawald’ın “İşçi B’nin Hikayeleri”ndeki “Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe” sözüne atıf yaptı. 1961’de 212 sayılı Basın Yasası’nın yürürlüğe girdiğini hatırlatan TGS, açıklamasına şöyle devam etti:

“Türkiye basını yaklaşık 30 yıl boyunca toplu 0sözleşmeli ve 212’li düzende insanca yaşama ve çalışmanın tadını çıkardı. Ancak bu durumdan memnun olmayan açgözlü bir azınlık vardı. İnsan onuruna yaraşır bir hayatı bize çok gören medya patronları 90’lardan itibaren çalışanlarına ve onların öz örgütü olan Gazeteciler Sendikası’na saldırı kampanyası başlattı.

“Kurmak istedikleri medya düzeninde sendikaya ve hakkını arayan çalışana yer yoktu. Zam, fazla mesai ücreti, ikramiye gibi kelimeler yasaklıydı. Gazeteciler sendikadan istifa etmeye zorlandı, işsizlik sopası gösterildi, orman kanunu tesis edildi.”

Bugün artık Türkiye medyası sorulamayan sorular, ekrana getirilemeyen yayınlar, baskılar, kovulmalar, tutuklamalar, hakaretler ve eziyetlerle anılıyor” diyen TGS, gazetecilerin 212’siz çalıştırıldığını, yoksulluk sınırını geçmeyen maaşlar aldığını vurgulayarak “Medya mensupları hiç bu kadar kötü durumda olmamıştı” dedi.

“Bu dibe vuruşu yeniden zirveye çıkmak için bir fırsat olarak görüyoruz” diyen TGS şu ifadelere yer verdi:

“Bunun için birer birer ayağa kalkıyor ve mücadeleye katılıyoruz. Patronlar ve hükümetler dayattıkları bu haysiyetsizlik düzeninin sürdürülemez olduğunu bildiğinden, bir araya gelişimizi engellemeye çalışıyor. Ancak korkunun ecele faydası yok: Mevcut medya düzenini mutlaka değiştireceğiz. Abdi İpekçilerin yolunda, 1961 ruhuyla güçlü gazetecilik için güçlü sendika!”