Yaşam

Yakınları Defne Joy Foster'ı anlattı!

Melez bir ten, yabancı dilde bir soyadı, yerinde duramayan, kıpır kıpır, neşeli bir çocuk kadındı o...

06 Şubat 2011 02:00

T24 -  Defne Joy Foster’ın ölümü ile derin bir üzüntüye ve sessizliğe bürünen yakınları Foster'ın gülen gözlerini, neşeli kahkasını anlattı...

Melez bir ten, yabancı dilde bir soyadı, yerinde duramayan, kıpır kıpır, neşeli bir çocuk kadındı o...Radikal gazetesinde yer alan haber şöyle: 

Kara kızın kara talihi

Küçükken ‘Arap kızı camdan bakıyor’ tekerlemesinden çok çekmiş gerçi ama Defne Joy Foster’ın Türkiye şartlarında hayata 1-0 önde başladığını söylemek mümkün. 

Anne Hatice Nayman’la baba Steve Foster’ın yolları 70’lerin ortalarında İzmir’de kesişiyor. Hatice Foster, “Defne bir aşk çocuğu. Babasıyla İzmir’de bir Noel partisinde tanıştık. Çok yakışıklıydı. NATO’da subaydı. Defne de Adana İncirlik Hava Üssü’nde doğdu” diye anlatıyor. Doğum tarihi günlerdir yazılıp çizilenin aksine 1979 değil, 2 Eylül 1975. 

Annesiyle babasının tek çocuğu Defne. Gerçi seneler seneler sonra, 2008’de ‘cemiyet’in gözde isimlerinden Siren Ertan’la üvey kardeş oldukları ortaya çıkıyor. Hatice Foster, siyah subay Steve’le evlenmeden yıllar önce, 1963’te Siren Ertan’ın babası, ‘İlk aşkım’ dediği Barış Ertan’la evleniyor. Magazinel olarak lezzetli bir haber bu ama gerçek hayatta pek bir karşılığı yok. Başsağlığı dilemek için aradığımız Siren Ertan da herkes kadar üzgün ama Defne’yle tanışıklığı bizden ileri değil. Küçücük bir oğlu olduğunu bile çoğunluk gibi televizyonlardan, gazetelerden öğrenmiş. 


İzmir’in kızı 

Anne Hatice Foster, gençliğinde İzmir’in en güzel kadınlarından. Şöyle adıyla sanıyla bilinecek kadar namlı bir güzellikten söz ediyoruz. Çok sosyal, tanıyanların tabiriyle, kızı gibi deli dolu bir kadın. Severken bile birkaç küfür savuran ama onu da ağzına yakıştıran şen şakrak, tatlı kaçık kadınlar vardır ya hani, onlardan. Defne çok küçükken subay Steve’le yollar ayrılıyor, baba memleketi Alabama’ya dönüyor. O tarihten sonra anne-kız iyice yapışıyorlar birbirlerine, karakterleri de aynı ya, gerçekten arkadaş oluyorlar. Hatice Foster’ın Alsancak’ta, İzmir’in en güzel ve işlek caddelerinden birinde bir butiği var; Derin mağazası. Bir de şirin bir terrier’leri var; Şans. Geçinip gidiyorlar. 

‘Cenazede yoktu, kimse de sözünü etmiyor, babasıyla görüşmüyor galiba’ diye düşünenler yanılıyor. Defne’nin senelerdir Amerika’da yaşayan ve cenazeye yetişemeyen babasıyla arası iyi. Hatta son yıllarda çok daha iyi bir ilişki tesis etmiş durumdalar. Acıklı ama Defne Joy, ölmeden önce henüz torununu görmeyen babasını çok özlediğini, oğlu Can Kılıç’ı da alıp ziyarete gideceğini söyleyip duruyor. Steve Foster, anne Hatice’nin de Facebook arkadaşı hâlâ. Hayatta kimine kısmet görünen, diğerine lanet olabiliyor. Başta 1-0 önde olmasını sağladı dediğimiz özellikler Defne’ye pek uğur getirmemiş çocukluktan tanıyanların anlattığına göre. “Aslında çok da sağlıklı ortamlarda büyümedi” diyor bir ahbabı: “Düşünsenize; fiziken dikkat çekici bir tipsiniz, baba figürü yok ve dolayısıyla kadın-erkek ilişkisi modeli sorunlu, bir de üstüne İzmir gibi fıkırdatan bir yerde yaşıyorsunuz...” 

Astım çocukluğundan beri büyük derdi. Tanıyanlar sinirlenince sıkıştığını, ‘fıs’layıp rahatladığını anlatıyor. Bu hastalığı da dalgaya almayı başarıyor çünkü onun asıl meselesi bacakları! Arkadaşları ince bir gülümsemeyle hatırlıyor şimdi: Herkese ‘çarpık bacaklarından’ nefret ettiğini ama ‘zenci poposu’ için şükrettiğini söylermiş hep. 

Okul hayatı çok da parlak değil Defne’nin, nitekim liseden ilerisi yok. Mezuniyetten sonra kendi tabiriyle “Evde kendi halinde, evlenmeyi bekleyen, bekâr bir kızken” televizyon işlerine bulaşıveriyor. Yeni açılan Kral TV’nin ilk VJ’lerinden biri olarak hayatımıza girdiği yıl 1994. 


Assos’a kaçış 

Zaman zaman görünüp zaman zaman kaybolan, gerçek bir ‘90’lar şöhreti’ o. Haziran 2008’de, görüntü yönetmeni İlker Yasin Solmaz’la Assos’ta sessiz sedasız evlendiğini öğreniveriyoruz. Sadece evlilik de değil. Gerçek bir ‘şehir insanı’yken annesini de yanına alıp Assos, Behramkale’ye yerleşiyor. 40 bin liraya Joy Inn diye bir otel devralıp işletmeye başlıyorlar kocasıyla. Parti parti dolaşıp eğlenmeyi bırakıyor. “Arada bir aklım partilere kayı kayıveriyor ama evimde oturuyorum” diyor. Evlilik sonrası ilk söyleşide çocuk yapmaya kararlı olduğunu da ilan ediyor: “Tüm doğum kontrol yöntemlerini terk edip her şeyden kurtuldum. Bugün yarın yapacağım bir bebek.” 

Yapıyor da. Şimdi fotoğraflarına bakınca insanın içini acıtan tatlı oğlu Can Kılıç’ı, nikâhtan bir yıl sonra, 13 Haziran 2009’da kucağına alıyor. 

Yakın arkadaşlarından Yunus Günçe, “Çocuğu olmadan önce de anneydi o” diyor Defne Joy için. 12 sene önce İnterstar’da ‘Defne ve Geveze’ adlı programı yaptığı arkadaşı Geveze de “Son zamanlarda çocuk çok istiyordu. Vücudunda annelik zilleri çalmaya başlamıştı. Çok da iyi bir anneydi” diye anlatıyor. 

Tanıyan herkesin “Süper bir adam” diye anlattığı kocası Solmaz’la iki sezon işletiyorlar oteli. O son üç gün aralarının açık olduğu söylense de birbirlerini seven bir çift onlar. Bir çocukluk arkadaşı “Defne severken de, kavga ederken de enerjisi yüksek bir kadındı. Kolay değildir onunla yaşamak. Bir anda köpürür, yakar yıkar ama bir anda da pozitif olur her şey, barışır, eskiye döner. Ayrı değillerdi. O gece İlker, Can’la evdeymiş zaten” diye anlatıyor. 

Şarkıdaki gibi, ‘Evli, mutlu, çocuklu’ Defne Joy, asıl çıkışınıysa veda etmeden kısa süre önce yapıyor. Bütün enerjisini kafalara kazıdığı Acun Ilıcalı projesi ‘Yok Böyle Dans’ adlı yarışma programıyla. Yarışmadaki hali, hayatının özeti sanki. Her hafta elenecekmiş gibi oluyor ama son dörde kadar tutunmayı başarıyor. Arkadaşları onu anlatırken şu cümleleri sık sık kuruyor: “Defne hiç istediği yere gelemedi, bunu hep söylerdi de. Meşhur olduktan sonra da ciddi maddi sıkıntı yaşadığı dönemler oldu. Artık İstanbul’daydı ve burada tutunmak zorundaydı.” Belki o baskıyla, bir dönem alkol sorunu yaşadığı da biliniyor ama uyuşturucu için herkes aynı şeyi söylüyor: “Ne gördüm, ne duydum.” 

Yarışma sonrası yeni projeleri de vardı. Ünlüler ‘Survivor’a katılacaktı. Kocasıyla Nişantaşı’nda bir villada şeker ve astım hastalarına tuzla terapi yapacakları bir merkez açma hazırlıkları yapıyorlardı. ‘Şöhret gibi şöhret’ olmamış biriydi Defne Joy Foster. Çok bizden, çok evin kızı. Ailede huzura erdiği, kariyerde iyi sıçradığı, anda ölmesi belki ondan herkesi bu kadar hırpalıyor. Bir de Can Kılıç’ın annesinden aldığı buğday teni, kara gözleri… 


Son sevgi sözcükleri 

Defne Joy Foster hayatını kaybetmeden önce, geçen ay Mag dergisine eşi İlker Yasin Solmaz’la aşkını anlattı. Foster 14 Şubat’ı eşiyle evde kutlamak istiyordu
Sizin için aşk/sevgi ne demektir? 

Aşk, sevmenin ötesinde çok özel ve bir o kadar da karmaşık olan duyguların birleşimidir. Sevgi ve aşk tamamen farklı duygulardır. Her şeyi, herkesi her an sevebilirsin ama âşık olamazsın. 


Eşinizle ne zaman ve nasıl tanıştınız? 

Eşimle, benim bir setimde tanıştık. Setin görüntü yönetmeniydi kendisi. Kendisiyle hiç konuşmamız olmamasına rağmen kalbim küt küt atmaya başladı. “Allah Allah niye atıyor?” dedim, hayırdır inşallah. Meğerse âşık olmuşum. 

Evlilik teklifiniz nasıldı? 

Evlilik teklifi harikaydı, tanıştığımız yerde evlenme teklifine denk geldim, rastlantı oldu… Sessiz sedasız bir teklifti zaten… Sessiz sedasız da evlendik. Etrafta ses yoktu ama kalbimde sayısız havai fişek atıldı. 

Yaptığınız ve size yapılan en büyük sürpriz neydi? 

Eşim ağır, ciddi bir adamdır; ama sayısız sürprize maruz kaldım. Beklemediğim reaksiyonlar veriyor. Şaşırıyorum, mutlu ediyor beni. 

Beraber bir şarkınız ya da özel mekânınız (restoran/kafe/müze/şehir) var mı? 

Assos Behramkale bizim aşk yuvamızın kalesi gibi! Tabii ki her evli çift gibi bizim de özel mekanımız var hatta reklam yapayım biraz; butik otel açtık. Orası bizim favori mekânımız. 

Bu yıl 14 Şubat’ta ne yapmayı planlıyorsunuz? 

14 Şubat’ı iki sevgilimle (eşim ve oğlum) evde kutlamayı planlıyorum; ama eşim mutlaka sürpriz bir plan yapıp beni şaşırtacaktır.
Röportaj: Petek Eskioğlu 

Hıncal Uluç özür dilesin 

Çağdaş Gazeteciler Derneği(ÇGD) Genel Başkanı Ahmet Abakay, Sabah yazarı Hıncal Uluç’u Defne Joy Foster’ın ölümüyle ilgili yazdığı yazı nedeniyle özür dilemesi gerektiğini bildirdi. Abakay, yaptığı açıklamada, gazeteci Uluç’un 4 Şubat tarihli yazısında “Evli barklı, çocuklu kadın neden bir başkasının evine gitmiş?” ifadesini hatırlatıp, “Bütün bunlardan sana ne? Sen ahlak zabıtası mısın? Sana yanıt veremeyecek durumda olan bir kişiye hakaret ettiğinin farkında mısın?” diye hesap sordu. Abakay, ‘Su testisi su yolunda kırılır’ cümlesini ilkel bir saldırı olarak yorumladı. Abakay “Foster’a ve minik oğluna özür borcunuz var” dedi.