Sağlık

WHO da itiraf etti

Harvard Üniversitesi'nin "Domuz gribi abartıldı" araştırmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü'nden de (WHO) "Domuz gribi bir korku kampanyasıydı" itiraf

04 Şubat 2010 02:00

T24 - Harvard Üniversitesi'nin "Domuz gribi abartıldı" araştırmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü'nden de (WHO) "Domuz gribi bir korku kampanyasıydı" itirafı geldi.




Vatan gazeteinde yer alan haber şu şekilde:


Rezaletin itirafı

Tüm dünyada büyük önce panik, sonra korku ve son olarak kuşkuyla karşılanan domuz gribi hastalığı giderek daha büyük bir skandala dönüşüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün direktifleri doğrultusunda tüm dünyada gerçekleşen aşı kampanyaları ve milyarlarca dolara varan aşı ve ilaç stoklarına rağmen “Yanlış yapıyorsunuz” diyen bazı bilim adamları ilk aylarda tepkiyle karşılanıyordu.

Ancak son dönemde hastalığın neredeyse tamamen ortadan kaybolması ve ölüm vakalarının normal gripten ölümlerin bile kat kat altında kalması saygın bilim adamlarının da yavaş yavaş “domuz gribi abartıydı” diyen bu uzmanların yanına katılmasına sebep oldu.

İlk olarak Harvard Üniversitesi uzmanlarının araştırması, domuz gribinin mevsimsel gripten farkının bulunmadığını, öldürme riskinin daha düşük olduğunu ve aşılama kampanyalarının gereksiz olduğunu ortaya çıkardı.

İddialar üzerine domuz gribini “yüzyılın en büyük tıp skandalı” olarak tanımlayan Avrupa Konseyi Aile ve Sağlık Komisyonu Başkanı Wolfgang Wodarg, geçen ay AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva ile Karabük Milletvekili Mustafa Ünal’ın da yer aldığı 14 Avrupa milletvekiliyle birlikte Avrupa Konseyi’ne “Domuz gribi sahte bir salgın mıydı, araştırılsın” başlıklı bir araştırma önergesi verdi.


WHO da çark etti

Önergenin kabul edilmesinin ardından önceki gün domuz gribi oturumunda ifade veren Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) hastalıkların sıklık ve yayılma düzenini inceleyen epidemioloji birimi direktörü Profesör Ulrich Keil, “Domuz gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı” diye konuştu.

WHO grip direktörü Keiji Fukuda ise “Domuz gribi konusunda karar alan bilim adamlarımızın ilaç şirketleriyle herhangi bir çıkar anlaşmaları bulunmamaktadır” diye örgütü savundu.

WHO’da kalp hastalıkları konusunda bir numaralı uzman olarak kabul edilen Profesör Keil, Avrupa Konseyi’ndeki ifadesinde şu sözleri kullandı: “WHO, SARS ve kuş giribi konusunda da tüm tahminlerinde yanıldı. Kamu sağlığını ilgilendiren onca şey varken domuz gribi konusunda halkta büyük bir panik yaşanmasına sebep olduk ve bu tamamen abartılmış bir korkuydu. WHO’nun kararları ülkelerin sağlık bütçelerine çok büyük yük getirdi. İnsanların ölümüne sebep olan en önemli etkenlerin hipertansiyon, sigara, yüksek kolesterol, obezite, egzersiz yapmama, sebze ve meyve tüketiminin azlığı olduğunu çok iyi biliyoruz. Hükümetler, WHO’nun tavsiyesi doğrultusunda bu alanlara yatırım yapmaları gerekirken küresel bir salgın yaşanması yönündeki deliller çok zayıf olmasına rağmen domuz gribine yatırım yapmak zorunda bırakıldı.”


WHO Başkanı yine savundu

Avrupa Konseyi’ne WHO’nun savunmasını gönderen Dünya Sağlık Örgütü Grip direktörü Fukuda, “Domuz gribi konusunda karar alan bilim adamlarımızın ilaç şirketleriyle herhangi bir çıkar anlaşmaları bulunmamaktadır. Aldığımız kararlarda hiçbir ilaç şirketinin etkisinin olmadığını bir kez daha çok açık ve net bir şekilde ifade ediyorum” dedi.


Dünyada 14 bin 286 Türkiye'de 627 kurban

WHO verilerine göre dünya genelinde domuz gribinden ölenlerin sayısı 14 bin 286. Bu rakam sadece ABD’de bir yıl içinde normal gripten ölenlerin sayısının 3’te biri. Domuz gribine en çok kurban veren ülkelerin başında ABD, Brezilya, Hindistan, Meksika ve Çin geliyor. Türkiye’de ise 627 kişi hayatını kaybetti.

“Domuz gribi abartıldı” diyen Harvard uzmanlarının ardından Dünya Sağlık Örgütü’nden de bu yönde bir itiraf geldi. Prof. Keil, “Domuz gribi abartılmış bir korku kampanyasından başka bir şey değildi” dedi.


‘Salgın’ tanımı değiştirildi

WHO, Nisan 2009’da bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı “pandemi” (salgın) tanımını değiştirdi.

Eski tanımda WHO’nun bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu.

Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde kendine yer bulmuş oldu. İlk domuz gribi vakası 14 Mart 2009 tarihinde Meksika’da belirlenmişti.

 

 

 


Hartl: Domuz gribi salgını haberleri ilaç şirketlerinin oyunu değil


Dünya Sağlık Örgütü Sözcüsü Gregory Hartl, domuz gribi salgını haberlerinin ilaç şirketlerinin oyunu olduğu iddialarını reddetti.

 

 

 

Hartl, NTV'de Banu Güven'in sorularını yanıtlarken, salgının etkisinin düşmesi konusunda “Grip virüsü her zaman hareket halindedir, farklı ülkeleri farklı şekilde etkiliyor. Dolayısıyla virüslerin tek yerde uzun süreler kalıp da büyük sorunlara yol açmasını bekleyemezsiniz” dedi.

Hartl, “Virüsün kontrol altında olduğunu söyleyebilir miyiz” sorusuna, “Bence insanlar önümüzdeki birkaç ay nasıl gelişecek, ona dikkat göstermeliler. Çünkü H1N1 virüsü daha farklı. Daha önceki virüslerle karşılaştırırsak onu öngöremiyoruz” karşılığını verdi.

Hartl, “aşının ne kadar etkili olduğu” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Aşının çok yüksek etki gösterdiğine inanılıyor. Diğer yandan pek çok insan aşıdan önce zaten virüse maruz kalmışlardı. Ama tam olarak aşının kaç hayatı kurtardığını söylemek mümkün değil. Dolayısıyla aşılama kamu sağlığı açısından hâlâ çok önemli. Hamileler, çocuklar gibi gruplar bağışıklık açısından şiddetli bir şekilde hastalığa tabi olabiliyorlar. Onun için bu grupların aşılanması önemli.”

Hartl, Banu Güven'in, “Domuz gribi virüsünün ilaç şirketlerinin bir oyunu olduğu iddialarına ne diyorsunuz” sorusunu, şöyle yanıtladı:

“Bu iddialar son derece temelsiz ve kesinlikle doğru değil. Bu bir salgındır, buna kuşku yok. Bu virüs çok az insanın bağışıklığı olduğu bir virüstü ve insandan insana çok kolay bulaşıyordu. 29 Nisan'da bizim alarm duyurusu yapıldığında salgın bir şekilde başlamıştı. Alarm düzeyini altıya çıkardığımızda 74 ülkede başlamıştı. Şimdi 209'u aşkın ülkede bu virüs var.”

Sağlık Bakanlığı Pandemi Kurulu üyesi Prof. Mehmet Ceyhan da, Banu Güven'in,  “Vakalardaki kesilmeyi neye bağlıyorsunuz? Aşı kampanyası ne kadar ilgi gördü, azalışı aşıya bağlamak mümkün mü” sorusuna “Aşılama oranları bütün dünyada olduğu gibi biz de de beklenen oranda olmadı. Salgının hızının kesilmesi birçok insanda hastalığın hafif geçirilmesi nedeniyle bağışıklık oldu ve salgın yavaşlamaya başladı” yanıtını verdi.

Ceyhan, “Türkiye bu tehlikeyi atlattı diyebilir miyiz” sorusu üzerine, şu görüşleri dile getirdi:

“Grip için tehlike geçti demek mümkün değil. Yakın bir zamanda tekrar bir grip salgını ortaya çıkabilir. Salgın dediğiniz şey domuz gribinden farklı bir organizmadan da olabilir. Domuz gribi tehlikesi bitmedi. Virüs ortadan kalkmadı, ama insanların bağışıklığı arttığı için salgın azaldı. Virüs mutasyona uğrarsa başka. Böyle bir ihtimal düşük de olsa var.”