"Türkiye Cumhuriyeti bir kabile devleti olsaydı, insanların kaderleri reisin iki dudağı arasında olacaktı!"

Emre Kongar: Savcılar ve yargıçlar reisin emriyle karar verecek..

- A +

Cumhuriyet gazetesi yazarı Emre Kongar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye kabile devleti değildir" sözünü hatırlatarak, "Türkiye Cumhuriyeti bir kabile devleti olsaydı, insanların kaderleri reisin iki dudağı arasında olacaktı" dedi.

Emre Kongar'ın Cumhuriyet'teki ( 11 Ekim 2017) yazısı şöyle:

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı vize sınırlaması konusunda Kiev’deki basıntoplantısında şunları söylemiş: 

“Bu karar her şeyden önce çok çok üzüntü verici. Yani Ankara’da büyükelçinin böyle bir kararı alarak uygulamaya sokması üzüntü verici. 

Dışişleri Bakanlığımız yetkilileri konuyla ilgili bunu duydukları anda gerekli girişimlerde bulunmak suretiyle muhataplarını aramışlardır. 
Tabii bakanımız bana bu konuyu ilettiği anda da kendilerine ben sadece şunusöyledim: 
‘Türkiye bir hukuk devletidir. Her şeyden önce biz bir kabile değiliz. Bir kabile devleti de değiliz. Onların açıkladığı metin neyse mütekabiliyet esasına dayalı olarak o metnin karşı metnini aynen bizim de Amerika’da yine büyükelçimiz anında açıklasın.’ 
Süreç bundan ibarettir.”

***

İnsanlık tarihi kabaca dört aşamaya ayrılır: 
1) Toplayıcı/Avcı dönem: İnanç totemizmdir. Yaşam göçebeliktir. Örgütlenme biçimi kabile/aşirettir. Savaşlar kabile/aşiret adına, günlük yaşamın gereksinmelerini karşılamak için yapılır. Yönetici, kabilenin/aşiretin reisidir, yanında büyücü/şaman vardır. Hukuk ve adalet, reisin iki dudağı arasındadır. 
2) Tarım dönemi: İnanç, Tek Tanrılı dinlerdir. Yaşam yerleşiktir. Toprak ağaları ve köle köylüler oluşmuştur. Örgütlenme biçimi, krallık, sultanlık, imparatorluk, şahlık, padişahlıktır. Savaşlar toprak için, din (Allah) adına yapılır. Yönetici kral, imparator, şah, padişahtır. Yanında haham, papaz, rahip, imam, molla vardır. Dinden kaynaklanan hukuk ve adalet, kral, imparator, şah ve padişahın emrindedir; yöneticinin yanındaki din adamları ona yardımcı olur. 
3) Kentsel/Endüstriyel dönem: İnanç Tek Tanrılı Dinlerin üzerine gelen Milliyetçiliktir. Sermaye ve işçi sınıfları oluşmuştur. Örgütlenme biçimi, ulusal devlet/ demokrasidir. Savaşlar ham madde ve pazar için, milliyetçilik (ve din) adına yapılır. Yönetici, seçilmiş başkan/ başbakandır. Hukuk ve adalet, yöneticiden ve din adamlarından bağımsızlaşmıştır. 
4) Bilişim dönemi: İnanç, din, milliyet ve sınıflar üzerine gelen, bütün kimlikleri eşit gören Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri ve Demokrasi ideolojisidir. Savaşlar enerji ve ekonomik/stratejik üstünlük için (sözde) demokrasi adına yapılır. Yönetici, seçilmiş başkan/başbakandır. Hukuk ve adalet, evrensel insan hakları ve özgürlükleri ekseninde, yönetimden ve dinden bağımsızlaşmıştır.

***

ABD’nin vize sınırlaması kararının, buradaki büyükelçinin değil, Dışişleri (Devlet) Bakanlığı’nın bir başka deyişle, Trump Yönetiminin, bir kararı olduğu açık... 
Bizim bir kabile olmadığımız ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir kabile devleti olmadığı, olmaması gerektiği de öyle! 
Biz bir kabile olsaydık, Türkiye Cumhuriyeti bir kabile devleti olsaydı: 
Hukuk ve yargı bağımsız olmayacak... 
Adalet mekanizması evrensel insan hakları ve özgürlükleri ekseninde işlemeyecek... 

Savcılar ve yargıçlar reisin emriyle karar verecek... 
İnsanların kaderleri, reisin iki dudağı arasında olacaktı!

***

İYİ Kİ BİR KABİLE DEVLETİ DEĞİLİZ: 
YAŞASIN DEMOKRASİ... 
YAŞASIN BAĞIMSIZ ADALET!


Okuyucu Yorumları