REKLAMI GİZLE

Tom Odell, 'bir şeyleri' tamir etmek için geri döndü

"'Eğer mutfakta birikmiş bulaşıklar varsa ve ben bütün geceyi ayakta, kendimi rezil hissederek geçirmişsem; işte o zaman güzel şarkılar yazabilirim"

- A +

‘’İnsanlara bağlı olmak istemediğimi fark ettim…’’

İngiliz şarkıcı Tom Odell, bu cümleyi, Guardian’dan Tom Lamont’a, 2013’te verdiği bir röportajda kuruyor. 18 yaşında doğduğu Chester kentini bırakıp modern müzik eğitimi almak için taşındığı Brighton’da çaldığı ‘Tom and The Tides’ grubundan nasıl ayrıldığını anlatırken söylüyor bunu. İlk önce şansını Liverpool’da deniyor, okula kabul edilmeyince kendini Brighton'da buluyor. Fakat, çaldığı grubun ömrü gibi, Brighton’da geçirdiği zaman da uzun olmuyor. 

Kendi deyimiyle, ‘kimsenin gelmediği konserlerden ve zor geçen bir yıldan sonra’ Londra’ya taşınıyor Odell. Londra’da, tek başına sahneye çıkmaya başlıyor. Doğu Londra’da bir barda yirmi kişiye verdiği konser, hayatı için bir kırılma noktasına dönüşüyor. Çünkü o yirmi kişinin içinde, Columbia Records’ın alt firması In The Name Of’un kurucusu Lily Cooper’ın bir yakın arkadaşı da var. Bir sonraki adımda Cooper, Odell’le tanışıyor ve ilk albümü için anlaşmaya varıyorlar. Cooper, İngiliz şarkıcı için "Sahnedeki enerjisi bana David Bowie’yi hatırlatıyordu’" diyor. 

‘Songs from Another Love’ EP’si için aldığı avansla ilk iş gidip yeşil bir Mini Cooper alıyor. Birkaç günlüğüne konserler için şehir dışına gittikten sonra, evinin önünde arabasının olmadığını görüyor: ‘’Eğer sokakta klasik, yarış arabası yeşili bir Mini Cooper görürseniz, o benim.’’ 

Isıtması olmayan barda kürkle çaldığı günlerden Critic's Choice'a

Another Love şarkısı çıktığı gibi listeleri alt üst ediyor Odell. Lamont Another Love’ın çıktığı zamanı sorunca, Brighton’da, soğuk bir kış günü, ısıtması olmayan bir barın dışında, üzerinde kürkle çaldığı günleri hatırladığını söylüyor. Brit Ödüllerinde ‘Critic’s Choice’u almaya kadar uzanıyor şarkının hikayesi. Ödül töreninde Odell’in ‘tedirgin ve rahatsız’ gözüktüğünü söylüyor Guardian gazetesi. Odell, rahatsızlığını şöyle anlatıyor:

’Müziğin o tarafını (şov) zor buluyorum. Daha yeni başlıyorum, ama yine de, bana zor geliyor. Yaptığım en anlamlı şeylerin üretmek ve sahneye çıkmak olduğunu biliyorum. Kalanı, ruhumu öldürüyor. Kameraların karşısında olmak sağlıklı değil ve hiçbir derinliği de yok.’’ 

"En çok grubumla beraber çalmayı seviyorum; kalanı bana ‘rahatsız edici’ geliyor"

Lamont, Odell’in ‘fazladan bir alkışa’ ihtiyaç duymuyormuş gibi gözüktüğünü yazıyor. ‘’Basın onu ikinci Chris Martin (Coldplay’in solisti, İngiliz şarkıcı) olarak tanıtıyor. Ama o, sahneden, piyanonun başından, çekingen bir tonla sesin nasıl duyulduğunu soruyor etrafındakilere.’’

2017’de, İstanbul’da Odell’i izleyenlerse İngiliz şarkıcının piyanonun başından kalkmadığı sürece rahatsızlığını göstermediğini söylüyorlar. Odell ise "En çok grubumla beraber çalmayı seviyorum; kalanı bana ‘rahatsız edici’ geliyor. Sosyal özürlü olduğumu düşünmüyorum. Yalnızca piyanonun arkasında olmayı tercih ediyorum" diyor.

"Duygusal, işlenmemiş ve Jeff Buckley ile karşılaştırılabilecek kadar dingin..."

İlk uzun soluklu albümü Long Way Down da, Another Love gibi listelerde bir numaraya hızla yükseldi. Billboard, ilk albümün ardından Odell’in şarkılarını ‘duygusal, işlenmemiş ve Jeff Buckley ile karşılaştırılabilecek kadar dingin’ olarak tanımladı. Odell’in, albümde piyanoyu pop şarkılarında kullanışını Guardian, ‘orijinal’ olarak niteledi. Hyde Park’ta Rolling Stones’la beraber sahneye çıkma fırsatını bile yakaladı ama hasta olduğu için çıkamadı. Ancak albümün ardından başladığı turnede etkilendiği insanların şarkılarını çaldı; Elton John, Bob Dylan gibi, Rolling Stones şarkıları da Odell’in sesinden seyirciye ulaştı. 

‘’Turne yaparken etrafını bir sirk çevreliyor,’ diyor şarkıcı. Turne sırasında her şeyin ‘taksiden inmekten, uçağa binmeye kadar’ birer kafa karışıklığından ibaret olduğunu da ekliyor: ‘’Turne bittikten sonra daha çok okumaya, film izlemeye, insanlarla herhangi bir barda buluşup müzik dışında bir şeyler konuşmaya başlıyorum.’

Verdiği başka bir söyleşideyse insanların önünde olmaktan, onlara müzik yapmaktan -elbette- hoşlandığını ama bir dengeye ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. 

Tanımadığı yerde, tanımadığı insanlarla birlikteyken çıkan albüm: Wrong Crowd

İlk albümün ardından çıktığı uzun turne bitince, ‘nefes almak için’ New York’a gittiğini, Manhattan’ın East Village’ında bir apartman dairesi kiraladığını söylüyor Odell. O daireden bir sonraki albümü, Wrong Crowd çıkacak aslında. Bu üretim sürecinden sonra Odell, ‘tanımadığı bir yerde tanımadığı insanlarlayken’ daha iyi yazdığını fark edecek. 

‘’Amerika’yı düşlemiştim’’ diyor Odell, son albümünden bahsederken. Irish Times’tan Jim Caroll ise, şarkıcının düşlediği Amerika’nın ‘geniş alanlardan ve büyük bir gökten’ ibaret olduğunu dile getiriyor. Odell, Caroll’a verdiği mülakatta devam ediyor: ‘’Amerika benim için özgürlük demek.’’

Ancak Londra’nın kasvetinden kaçarak sığındığı New York’ta o kasvetin sebebi olan binalarla bir başına kaldığını da ifade ediyor. ‘’O binaların arasında özgürlüğü aradım. Şarkılara da işlemiştir bu his.’’ 

Caroll da bu hissi anlatırken ‘’Mahattan’ın ortasında ya da Londra’da binaların arasında yazılmış ama konusu ‘kaçış’ olmuş’’ diyor. Odell’in sözlerini aktarıyor: ‘’Ben kendimi üzerimde kuşlar şarkı söylerken ya da okyanusun kenarında otururken huzurlu hissediyorum.’’

"Şarkı sözü yazarı olmak biraz ayrıksı olmakla ilgili"

Şarkıcı, Wrong Crowd’da geçmişte Adele, Arctic Monkeys gibi isimlerin yapımcılığını yapan Jim Abbiss ile çalışmış. Albümün üretimi sırasında ABD'li sinemacılardan, özellikle Terrence Malik’ten etkilendiğini de söylüyor Odell. Albümdeki şarkıların kliplerinin senaryolarını da kendi yazmış. Birbiriyle iç içe geçen klipler, albümünün anlatıcısının gözünden bir anlatım sunuyor izleyene. 

Irish Times’a verdiği röportajda hayran olduğu yazarlardan bahsettikten sonra, kendi şarkı sözü yazarlığına da değiniyor Odell: "Bence şarkı sözü yazarı olmak biraz ayrıksı olmakla ilgili. Başıboş gezinmeli ve hiçbir gruba ait olmamalısın. Sokaktan, donmuş bir camın ardından barı izlemelisin. Gözlemci olmalısın.’’

Bir başka söyleşideyse ‘’Eğer mutfakta birikmiş bulaşıklar varsa ve ben bütün geceyi ayakta, kendimi rezil hissederek geçirmişsem; işte o zaman güzel şarkılar yazabilirim. Çünkü bir şeyler kırılmıştır ve tamir edilmeleri gerekiyordur. Ama eğer bulaşık yoksa, erken yatmışsam, güzelce uyanmış ve onda piyanonun başına oturmuşsam… Pek bir şey çıkmaz"  sözleriyle anlatıyor şarkı sözü yazarlığını. 

Wrong Crowd albümünü İngiliz şarkı eleştirmenleri Odell’in müzik dünyasında başka bir noktaya koydular. Kitty Empire, Odell’in -yeni numaralarına rağmen- hâlâ kolaya kaçtığını söyledi. Albüm, listelerde birinci sıraya yükselemedi ama Odell, kendi yaptığı işten memnun olduğunu dile getirdi hep. 

‘No Bad Days’ adını taşıyan turnesini İstanbul’da, 23 Eylül 2017’de bitirdikten sonra ortadan kayboldu Odell. Sosyal medya hesaplarından genelde Londra’daki evinden paylaşımlar yaptı, pek konser vermedi. Şarkıcı, sessizliğini geçtiğimiz günlerde yine sosyal medyadan yaptığı bir açıklamayla bozdu. Paylaştığı notta yeni şarkısının BBC Radio 1’de yayınlanacağını duyurdu. 14 Haziran’da ‘if you wanna love somebody’ şarkısı yayınlandı. İngiliz müzik eleştirmeni Mike Wass, bu şarkıyla Odell’in ilk albümündeki tarzına geri döndüğü yorumunu yaptı.