Dünya
Deutsche Welle

Tacikistan'da esrarengiz başkaldırı

Tacikistan şu günlerde derin bir bilmecenin içine sürükleniyor. Eski Savunma Bakan Yardımcısı kendisine destek veren silahlı grupla kayıplara karıştı. Grup çeşitli şehirlerde güvenlik güçlerine saldırı düzenliyor.

10 Eylül 2015 21:53


Tacikistan eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında yasal bir İslamcı partiye sahip tek ülke olma özelliğini taşıyordu. Ne var ki yıllardır süren baskılardan sonra ‘‘İslami Rönesans Partisi‘‘ adlı bu parti geçen Ağustos ayında kapatıldı.

Pariye getirilen yasağın açıklanmasından birkaç gün sonra ülke karıştı. 3 Eylül'de eski Savunma Bakan Yardımcısı Abdulhalim Nazarzoda yaklaşık 150 silahlı radikalle birlikte başkent Duşanbe'den ülkenin doğusundaki Ramit vadisine doğru kaçtı. Bu kaçış sırasında 2 polis karakoluna saldırdığı bildirilen grup 9 polisi öldürdü, çok sayıda kişiyi yaraladı. General vadide kendisine destek verenlerin gruba katılmasıyla daha da güçlendi. Bu grup geçen haftadan bu yana güvenlik güçleriyle çatışıyor.

Şu ana kadar iki tarafın toplam 40 zaiyat verdiği tahmin ediliyor. Öte yandan Tacikistan polisi 50'den fazla isyancının teslim olduğunu bildirdi.

Ancak bölgedeki durum hala belirsiz. İddiaya göre general, polise yapılan saldırılara katılan üçüncü bir kişinin var olduğunu öne sürüyor, kendisinin devlet terörüne karşı mücadele ettiğini ise kabul ediyor.

Abdulhalim Nazarzoda kimdir?

Bu gelişmeler Tacikistan'daki İslami çevrelerin kafasında birçok soru işaretine neden oldu. Bu sorulardan en önemlisi: Üst düzey bu askeri silahlı eyleme iten şey neydi? Ne de olsa bir hafta öncesine dek pürüzsüz bir askeri kariyeri olan bir çevreye mensuptu. Nazarzoda, Moskova'daki bir askeri okulu bitirdikten sonra Tacikistan Savunma Bakanlığı'nın önemli pozisyonlarında görev yaptı. Son olarak da 8 ay önce Savunma Bakan yardımcılığına getirildi.

Nazarzoda'nın mali durumu da oldukça iyiydi. Çok sayıda taşınmazı, restoranı ve arsası vardı. Hafta içinde tüm mal varlığına el kondu.

Barış anlaşması kalıcı hasar gördü

Yerel basının bildirdiğine göre Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Tacikistan iç savaşa sürüklendiğinde Nazarzoda muhaliflerden yana bir tavır sergiledi. Muhalifler 1997'de hala görevde olan Devlet Başkanı İmamali Rahman'la bir ateşkes anlaşması imzaladı. Anlaşma, muhalefetin meclisteki toplam sandalye sayısının yüzde 30'unun ülkedeki en önemli bakanlık görevleriyle birlikte muhalefete verilmesini öngörüyordu. Ne var ki 2000 yılının başında Rahman kendi konumunu güçlendirirken muhalefeti dikkate almadı.

Bu yıl ise artık bu anlaşma kalıcı bir bicimde hasar görmüş oldu. Seçimlerden önce devlet televizyonunda İslami Rönesans Partisi hakkında karalama kampanyası başlatıldı.

Şu ana dek ülkedeki en fazla oy alan ikinci parti konumunda olan bu parti, son seçimlerde ilginç bir biçimde mecliste tek bir sandalye dahi elde edemedi. Seçimlerden sonra parti lideri Muhiddin Kabiri kendisini tehdit altında hissettiği için Türkiye'ye yerleşti. Tacikistan rejimi diğer partilere de karşı da oldukça sert bir tutum izledi. Şu anda ülkeyi aralıksız 22 yıldır yöneten Cumhurbaşkanı Rahman ülkenin fiili olarak tek lideri konumunda.

Subaylar firarda

Duşanba hükümeti şu anda asi general Nazarzoda'yla yaşanan çatışmayı İslami tehlikeyle mücadele olarak göstermeye çalışıyor. Yasaklanan İslami Rönesans Partisi de Nazarzoda'ya karşı mesafeli bir tavır aldı. İç savaş'ta muhaliflerden yana olduğu için uzmanlar Nazarzoda'nın bu eyleminin de hükümetin muhalefeti bastırma girişimine bir tepki olduğu görüşünde.

Tacik siyaset bilimci Şakir Hakimov DW'ye verdiği röportajda çatışmanın arka planına ilişkin oldukça az veri olduğundan bu konuda bir saptama yapmanın oldukça zor olduğunun altını çiziyor. Hakimov, generalin tutumunu oldukça tuhaf bulduğunu belirtiyor ve ‘‘O, hiçbir zaman bir siyasi aktör gibi davranmadı. Peki, konumundan feragat etmesinin sebebi neydi?‘‘ diye soruyor.

Yanlış yöne doğru atılan bir adım

Rus gazeteci ve Orta Asya uzmanı Andrey Şavatov'un yaklaşımı ise çok daha farklı: Şavatov, ‘‘İsyancılar dağlarda değil, şehirlerde. Eğer bu bir ayaklanma olsaydı Nazorzoda'nın kaçışından sonra saldırılardan birinin gerçekleştirildiği Vahdat'a bir çimento işletmesinin açılışına gider miydi?‘‘ diye soruyor.

Almanya Orta Asya uzmanı Beate Eschment durumdan endişeli. ‘'Geçen yıldan beri tanık olduğumuz islamcı muhalefetin bastırılması oldukça endişe verici'' diyen Eschment ‘'Kendi sesinizi bile duyamadığınız bir ortamda bir şeyleri düzeltemezsiniz, daha iyi bir tutum benimserseniz olur. Şu an olanlar taktik olarak oldukça yanlış bir adıma işaret ediyor'' diye ekliyor.

Eschment ayrıca kulisler arkasında çok daha çetin iktidar kavgasının yaşandığını tahmin ediyor. Mayıs ayında bir polis memuru bir başka silahlı kişiyle birlikte Tacikistan'dan kaçarak Suriye‘de IŞİD'e katıldı. IŞİD saflarına katılan Tacikistanlıların sayısı 400'e çıktı. Eschment uyarıyor: Tacikistan karıştıkça bu ülkenin de Afganistan'a benzemesi ihtimali artıyor.

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle